Patronlar


TOYGUN ATİLLA’NIN NOTU 

Patronlar Dünyası’nda zaman zaman iş dünyasının başarı hikâyelerini anlatıyoruz.

Kimi zaman bir fabrikanın öyküsünü, kimi zaman bir markanın dünya yolculuğunu, kimi zaman da milyar dolarlık yatırımları…

Ancak bazı projeler var ki, bilanço rakamlarının çok ötesinde…

Türkiye’nin Mühendis Kızları ve bugün uluslararası bir yapıya dönüşen Global Engineer Girls, bana göre onlardan biri.

Çünkü bu proje yalnızca genç kadınlara burs veren bir program değil.

Bir hayatı değiştiren…

Bir ailede ilk üniversite mezununu çıkaran…

Bir genç kadını Şanlıurfa’dan dünyanın en büyük projelerine taşıyan…

Türkiye’nin insan kaynağını koruyan ve büyüten bir gelecek yatırımı.

Bu hikâyenin mimarı ise Ebru Özdemir.

Bu nedenle bu kez projeyi dışarıdan anlatmak istemedim. Bu yazıyı Ebru Hanım’dan özellikle rica ettim. Yazdı. Şimdi söz bu hikayenin mimarında:  

"GEG'İN İSTANBUL BULUMASINDA ULUSLARARASI KIZ KARDEŞLİK KÖPRÜSÜ KURDUK"

Artık bir gelenek haline gelen Global Engineer Girls (GEG) İstanbul Buluşması’nın bu yıl sekizincisini Mayıs ayında gerçekleştirdik. O gün salonda yükselen o muazzam enerji, aradan geçen günlere rağmen hala aklımda ve kalbimde..

GEG çatısı altında bir araya geldiğimiz yüzlerce genç kadın mühendis adayıyla göz göze geldiğimde, zihnimde tek bir soru yankılanıyordu: “Dünyanın dört bir yanından gelen bu genç kadınların içindeki liderlik potansiyelini nasıl açığa çıkarabilir; hayatlarında nasıl kalıcı ve güzel bir iz bırakabiliriz?” 

Cevabı bulmam uzun sürmedi. O gün salondaki 500’den fazla mühendis adayı kızımızın gözlerindeki umut dolu ışıltıda, paylaştığımız içten sohbetlerde ve kalplerimizi birleştiren ortak gelecek hayalimizde buldum aradığım yanıtı. O an bir kez daha anladım ki; biz bugüne kadar sadece barajlar, havalimanları, köprüler ya da yollar inşa etmemişiz. Biz aslında; sınırları aşan, birbirinin başarısıyla gözleri dolan, dert arkadaşı olan ve birbirine sarsılmaz bağlarla kenetlenmiş devasa bir “kız kardeşlik köprüsü” kurmuşuz. Ve bu köprü, geleceği sarsıntısız adımlarla yürüyecek o genç kadınların en büyük dayanağı.

LİMAK DNA'SININ AYRILMAZ PARÇASI: MÜHENDİS KIZLAR

Her fırsatta dile getiriyorum: GEG, bizim için sadece bir sosyal sorumluluk projesi değil; bizim "Amiral Gemimiz". Benim ise adeta gözbebeğim.

Nisan ayının ortasında, Limak’ın 50 yıllık köklü mirasını Antalya’da binlerce çalışanımızla kutlarken, şirketimizin DNA’sını dört temel sütun üzerine inşa ettiğimizi bir kez daha vurgulamıştık:

Dijitalleşme, Sürdürülebilirlik, Kurumsal Yönetişim ve Sosyal Etki.

Ancak bu dört sütun içinde sosyal etkinin yeri, benim kalbimde her zaman bambaşka. Çünkü insanın ruhuna dokunmayan, topluma nefes aldırmayan hiçbir başarı gerçek bir başarı sayılamaz. Türkiye’nin Mühendis Kızları (TMK) ile ülkemizde, yıllar önce ektiğimiz o küçük tohumların nasıl büyüyüp kocaman birer çınara dönüştüğünü, nasıl meyve verdiğini izlemek, hayatımın en büyük gurur kaynağı oldu.

TMK’dan GEG’e uzanan bu heyecanlı yolculuğun 11'inci yılında, 2026 İstanbul Buluşması sırasında salonda o kadar çok başarı hikâyesi vardı ki.. Ama bazıları var ki, özellikle anmadan geçemeyeceğim.

Sümeyye Çakmak. "2020 yılında GEG Türkiye programına öğrenci olarak başladığım bu serüvene, şu anda mentor olarak devam ediyorum. Ailemde kız-erkek ayrımı gözetmeksizin üniversiteye giden, eğitimini tamamlayan ve meslek sahibi olan ilk kişiyim. 2024 yılından bu yana da Limak Şanlıurfa Çimento Fabrikası’nda görev yapıyorum."

Sümeyye gibi kendi ailesinde bir kırılma noktası yaratan, aldığı eğitim bayrağını şimdi yeni kız kardeşlerine devreden her bir kızımız, bizim bu yoldaki en büyük motivasyon kaynağımız.

Nihan Akkaya. "2017 yılında burs ararken TMK ile tanıştım. O gün bunun yalnızca bir burs değil, hayatımın yönünü değiştirecek büyülü bir yolculuğun başlangıcı olduğunu bilmiyordum. Burada bulduğum destek ve kız kardeşlik duygusu beni hiç yalnız bırakmadı. Bir öğrenciden profesyonel bir mühendise dönüşürken, bu güçlü kadın topluluğu yoluma ışık tuttu."

Üniversitede İnşaat ve Endüstri Mühendisliği çift anadal programını bitiren Nihan, kariyerine Yusufeli Barajı’nda başladı. Bugün ise Suudi Arabistan’da, NEOM projesinde uluslararası ekipleri yönetiyor. Hiç şüphesiz Nihan’ın bu başarısı göğsümüzü kabartıyor.

Program çok farklı gruplarda mühendislik öğrencisi kadınlara destek oluyor. Bu gruplardan bir tanesi devlet koruması altındaki gençlerimiz. Sevgi Evleri’nden bir mezun öğrencimiz şunları söylüyor:

"Benim için bu program yalnızca bir burs değil; her şeyden önce güvenli bir liman, sıcak bir aile demekti. Hayatta çoğu insanın ikinci bir şansı, hata yapma lüksü olabilir ama benim yürürken düşme lüksüm yoktu, alanım çok sınırlıydı. Sayısal alanı seçtiğimde riskli bulanlar oldu ama ben içimdeki o savaşçı ruha güvendim. Üniversiteye başladığımda eksiklerim çoktu ama tam o çaresizlik anında bu aile hayatıma girdi. Bana sadece maddi destek değil; mentorluk, İngilizce, liderlik eğitimleri ve rol model kadın mühendislerle yan yana yürüme fırsatı sundular. Özellikle pandemi sürecinde, hayatımın en zor, en yalnız anında bu ailenin beni gerçekten sardığını, önemsediğini hissettim. Bugün bu programın bir mezunu olarak, yeni mühendis kızlara umut olabilmek en büyük mutluluğum."

Sümeyye’nin kendi yuvasında yaktığı o ilk kıvılcım, Nihan’ın Yusufeli’nden Suudi Arabistan’a uzanan küresel yolculuğu ve hayat mücadelesiyle gurur duyduğumuz mühendis kızımız... İşte GEG’in bu dünyanın DNA’sına bıraktığı kalıcı iz tam olarak bu. Çünkü çok iyi biliyoruz ki; bir genç kızın hayatı değiştiğinde, aslında dünyanın da kaderi değişir. Onların ayakları üstünde dimdik durduğunu görmek, bu yolculuğa verdiğimiz tüm emeğe, kalpten inandığımız tüm o rüyalara değdiğinin en büyük kanıtı.

"BUGÜNKÜ TABLO HAYALLERİMİN ÇOK ÖTESİNDE"

Elbette bu noktaya kolay gelmedik. Bundan 11 yıl önce Türkiye’de bu yola çıktığımızda hayallerimiz büyüktü ama bugünkü gerçeklik, o günkü hayallerimin bile ötesine geçti. TMK olarak başladığımız ve henüz küresele açılmadığımız dönemlerde, İstanbul Buluşmalarımızı sadece yerel olarak yapıyorduk. Bugün ise GEG markasıyla tam bir dünya mozaiğine dönüştük.

Düşünün ki bu yılki buluşmamızda sadece Türkiye’den değil; Suudi Arabistan’dan Kuzey Makedonya’ya, Kosova’dan İngiltere’ye, İspanya’dan Fildişi Sahili ve Mozambik’e kadar uzanan rengârenk bir dünya vardı salonda. Farklı coğrafyalardan, farklı dillerden gelseler de o gün hepimiz tek bir ortak dili konuşuyorduk: Mühendisliğin evrensel dilini, kız kardeşliğin kopmaz bağını ve yarının dünyasını yönetecek lider kadınlar olmaya duyulan o sarsılmaz inancı.

Bugün mezunlarıyla birlikte dünyada 2.000’den fazla kız kardeşten oluşan bu dev ağ, aslında teknoloji ve mühendislik dünyasındaki o en kritik, o en can alıcı 'eksik halkayı' tamamlıyor. Rakamlar ve küresel araştırmalar da bu gerçeği çok net bir şekilde ortaya koyuyor: Fırsat eşitliğine inanan, kadınların yönetimde aktif rol aldığı mühendislik ekipleri, rakiplerine oranla tam yüzde 25 daha yüksek finansal performans ve verimlilik gösteriyor. İş gücünde fırsat eşitliğinin tam anlamıyla sağlanması, küresel ekonomiye her yıl milyarlarca dolarlık devasa bir katma değer sunma potansiyeli taşıyor.

Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) alanlarındaki kadın varlığı sadece bir 'kota' ya da 'oran' meselesi değil; bu aslında, dünyanın geleceğini kurtarma meselesi. Çünkü biliyoruz ki, kadın elinin değmediği bir teknolojik dönüşüm, insanlığa tam anlamıyla hizmet edemez.

Biz; kadınların ve erkeklerin omuz omuza çalıştığı, mühendislik dünyasında köklü bir değişim yaratacak o sınır tanımayan kadın potansiyelini açığa çıkarmayı amaçlıyoruz. Bugün 2.000 kız kardeşimize ulaşarak dev bir harekete dönüşen bu topluluk, yarının dünyasında tam adil ve tam kapsayıcı bir geleceğin sarsılmaz temeli olacaktır.

 

YAPAY ZEKA İLE KADIN MÜHENDİSLERİN BULUŞMASI

Etkinliğimizde sadece mühendisliği konuşmadık; hayatın tam kendisini, ruhunu konuştuk. Davetimize katılan değerli konuklarımız, konuşmacılarımız paylaştıkları samimi hikayeleriyle kızlarımıza muazzam birer ilham kaynağı oldular. Analitik düşüncenin sanata, edebiyata, farklı mesleklere ve yaşamın bütününe nasıl yansıdığını öyle güzel anlattılar ki, hepimizin ufkunda yepyeni bir pencere açıldı. Günün mesajı çok netti: Mühendislik size sadece bir meslek değil, dünyayı anlamlandırma ve onu güzelleştirme biçimi sunar.

Buluşmamızın en heyecan verici anlarından biri de GEG Türkiye Dijital Platformu’nun lansmanıydı. Çünkü biliyoruz ki gelecek; artık sadece kod yazmaktan ibaret değil. Gelecek; yapay zekâyı, otomasyonu ve sürdürülebilirliği etik bir çerçevede, adaletle ve şefkatle yönetmekten geçiyor. Bu platform, kızlarımızın bu yeni dijital dünyaya adaptasyonunu hızlandıracak en taze gücümüz olacak.
 
Dünyayı Kim İnşa Ediyor? Biz… Kadınlar!

Yıllardır mühendislik gibi erkek egemen algılanan sert bir sektörde, genç kadınların ve kadınların varlığını güçlendirmek için mücadele ediyoruz.

Ancak artık sadece "var olmak" bize yetmez.

Şimdi yönetme, tasarlama, liderlik etme ve elini taşın altına koyma zamanı!

GEG mezunlarımızın bugün dünyanın en prestijli firmalarında dev projeler yönettiğini görmek, bu etkinin ne kadar gerçek ve dönüştürücü olduğunu gözler önüne seriyor. Biz onlara mentörlük yaparken, inanın onlardan çok şey öğreniyoruz. Onların doğaya ve sürdürülebilirliğe olan hassasiyetleri, dijital dünyaya olan doğuştan gelen yetenekleri ve en önemlisi "yapamazsın" denileni inatla yapma azimleri, iş dünyasının o eski, katı kurallarını kökten değiştiriyor.

GEG İstanbul Buluşması’ndan ayrılırken, her zamanki gibi kalbim umutla doluydu. Kulaklarımda ise hâlâ o salonu inleten, tüylerimi diken diken eden o güçlü çığlık var...

Programın sonunda sahneden sormuştum: "Dünyayı kim inşa eder?"

Yüzlerce kızımın tek bir nefesle, tek bir yürekle verdiği o yanıt hâlâ beynimde yankılanıyor: “Biz! Yani Kadınlar!

patronlardunyasi.com