PD HABER MERKEZİ
İş dünyasında çalışanlarını manipüle eden, rakiplerini tasfiye eden ve güç uğruna her yolu deneyen yöneticilerin geçmişi, modern şirketlerden çok daha eskiye uzanıyor. İngiltere'deki Anglia Ruskin Üniversitesi'nin yeni araştırması, tarihin bilinen ilk şirket psikopatının 400 yıl önce Hollanda Doğu Hindistan Şirketi'nde görev yaptığını ortaya koydu.
Araştırmanın merkezinde, 1629 yılında Avustralya açıklarında yaşanan bir gemi faciasının ardından yüzü aşkın insanın katledilmesini organize eden Jeronimus Cornelisz bulunuyor.
Üniversiteden Dr. Clive Boddy'nin Asian Journal of Business Ethics dergisinde yayımlanan araştırmasına göre Cornelisz, kurumsal psikopatiyle ilişkilendirilen 10 temel özelliğin tamamını sergiliyordu. İnsanların güvenini kazanmak, kendisine sadık bir çevre oluşturmak, rakiplerini ortadan kaldırmak, korku ortamı yaratmak ve bütün gücü elinde toplamak bunlardan bazılarıydı.
DÜNYANIN EN GÜÇLÜ ŞİRKETLERİNDEN BİRİNDE YÖNETİCİYDİ
Hikâye, 29 Ekim 1628'de Hollanda'nın Texel limanından hareket eden Batavia adlı ticaret gemisiyle başladı.
Dönemin en güçlü ticari kuruluşlarından Hollanda Doğu Hindistan Şirketi'ne ait gemi, bugünkü Endonezya topraklarına doğru yola çıkmıştı. Gemide yüzlerce yolcu ve mürettebatın yanı sıra büyük miktarda değerli yük bulunuyordu.
Geminin üst düzey görevlilerinden biri, eski bir eczacı olan Jeronimus Cornelisz'di.
Cornelisz, yolculuk sırasında kaptan Ariaen Jacobsz ile yakınlaşarak seferin komutanı Francisco Pelsaert'e karşı isyan planları yapmaya başladı. Hedefi yönetimi ele geçirmek ve gemideki servete el koymaktı.
Ancak planlarını uygulamaya fırsat bulamadan Batavia, Haziran 1629'da Avustralya'nın batısındaki Houtman Abrolhos Adaları yakınlarında bir mercan resifine çarptı.
GEMİ BATTI, KATLİAM BAŞLADI
Faciadan yaklaşık 300 kişi kurtuldu. Hayatta kalanlar, bugün Beacon Adası olarak bilinen küçük bir adaya ve çevresindeki kara parçalarına sığındı.
Komutan Pelsaert, yardım bulmak için kaptan Jacobsz ile birlikte bir filikayla bölgeden ayrıldı.
İşte bu ayrılık, Cornelisz'in beklediği fırsatı yarattı.
Şirket içindeki konumunu kullanarak kazazedeler üzerinde otorite kuran Cornelisz, önce silahları toplattı. Ardından kendisine karşı çıkabilecek askerleri ve diğer yolcuları yiyecek ve su arama bahanesiyle çevredeki adalara gönderdi.
Kendisini destekleyen silahlı bir grup oluşturan Cornelisz, adada tam anlamıyla bir korku yönetimi kurdu.
Emrindeki adamlar, savunmasız kazazedeleri öldürmeye başladı. Kadınlar ve çocuklar da katliamın hedefi oldu. Bazı kadınlar zorla alıkonuldu, cinayetlere karşı çıkanlar ise ortadan kaldırıldı.
Tarihsel kayıtlara göre yaklaşık 125 kişi bu süreçte öldürüldü.
ÖLÜME GÖNDERDİĞİ ASKERLER SONUNU GETİRDİ
Cornelisz'in planında hesaba katmadığı bir gelişme yaşandı.
Yiyecek ve su bulamayacaklarını düşünerek Batı Wallabi Adası'na gönderdiği askerler hayatta kalmayı başardı.
Wiebbe Hayes liderliğindeki grup, adada su kaynakları buldu ve kendilerini savunmak için ilkel silahlar yaptı.
Cornelisz'in adamlarının saldırılarını püskürten askerler, sonunda katliamın sorumlusu olan yöneticiyi de ele geçirdi.
Yardım gemisiyle bölgeye dönen Komutan Pelsaert, adalarda yaşanan vahşeti öğrendiğinde yargılamaları başlattı.
Ekim 1629'da Cornelisz ve suç ortağı altı kişi, elleri kesildikten sonra asılarak idam edildi.
Bu infazlar, Avustralya tarihindeki belgelenmiş ilk Avrupa kaynaklı adli infazlar arasında yer aldı.
400 YIL SONRA ŞİRKET PSİKOPATİSİ ARAŞTIRMASINA KONU OLDU
Batavia faciası, aradan geçen yaklaşık dört yüzyıla rağmen bilim dünyasının gündeminden düşmedi.
Anglia Ruskin Üniversitesi'nden Dr. Clive Boddy, Cornelisz'in davranışlarını modern iş dünyasında kullanılan kurumsal psikopati ölçütleriyle karşılaştırdı.
Araştırmada Cornelisz'in insanları etkilemek için cazibesini kullandığı, kendisine sadık kişilerden bir çevre oluşturduğu, potansiyel rakiplerini uzaklaştırdığı ve korku yoluyla otorite kurduğu belirlendi.
Boddy'ye göre bu özellikler, günümüzde bazı şirket yöneticilerinde görülen yıkıcı davranış kalıplarıyla dikkat çekici benzerlikler taşıyor.
Araştırmacı, Cornelisz'in bilinen en eski kurumsal psikopati örneği olabileceğini değerlendiriyor.

KANLI GEMİ FACİASI DÜNYACA ÜNLÜ YARIŞMAYA İLHAM VERDİ
Cornelisz'in hikâyesinin günümüze uzanan bir başka bağlantısı ise televizyon dünyasında ortaya çıktı.
İngiltere ve ABD başta olmak üzere birçok ülkede büyük ilgi gören The Traitors yarışmasının çıkış noktası da Batavia faciasıydı.
Yarışmanın yaratıcısı Hollandalı televizyon yapımcısı Marc Pos, 2014 yılında Batavia'da yaşanan isyanı anlatan bir kitap okudu.
Pos'u etkileyen, geminin batmasından çok hayatta kalan insanların birbirlerine güvenememesi, kimin hain kimin sadık olduğunun anlaşılamamasıydı.
Bu hikâyeden hareketle güven, ihanet, manipülasyon ve psikolojik mücadele üzerine kurulu bir televizyon formatı geliştirmeye karar verdi.
İlk tasarladığı yarışmanın adı The Mutineers yani “İsyancılar”dı. Yarışmanın bir gemide geçmesi ve elenen yarışmacıların denize atlaması planlanıyordu.
Ancak yüksek yapım maliyetleri nedeniyle konsept değiştirildi. Gemi yerine bir şato tercih edildi ve yarışmanın adı The Traitors oldu.
İlk kez 2021 yılında Hollanda'da yayımlanan format, kısa sürede uluslararası televizyon pazarının en başarılı yarışmalarından birine dönüştü.
400 YILLIK KARANLIK MİRAS
Batavia faciasının izleri bugün de Avustralya'da görülebiliyor.
Batı Avustralya Denizcilik Müzesi'nde geminin enkazından çıkarılan parçalar sergilenirken, Beacon Adası'nda gerçekleştirilen arkeolojik kazılar katliamın kurbanlarına ilişkin yeni bulgular ortaya koydu.
Bir ticaret şirketinin yöneticisi olarak çıktığı yolculukta yüzü aşkın insanın ölümünden sorumlu tutulan Jeronimus Cornelisz, dört yüzyıl sonra hem iş dünyasındaki yıkıcı liderlik tartışmalarının hem de küresel bir televizyon fenomeninin merkezinde yer alıyor.
patronlardunyasi.com