Sağlık


Pandemi sonrası artan takviye kullanımıyla birlikte tüketici davranışları da değişti. Üründen çok faydanın mantığını sorgulayan daha bilinçli bir profile dönüşürken, C vitamini kullanımında da yüksek doz yerine ihtiyaca uygun, doğru formülasyon tercih edilmesi gerekiyor. Milliyet'in haberine göre, Bacacı Yatırım Holding şirketlerinden Zade Vital’in Genel Müdürü Hakan Keleş, C vitamini seçiminde nelere dikkat etmemiz gerektiği ile ilgili soruları yanıtladı…

Pandemi sonrası dönemde vitamin ve gıda takviyelerine ilgi belirgin şekilde arttı. Siz bu değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Pandemi sağlık algısını önemli ölçüde değiştirdi. Pandemi sonrası artan takviye kullanımı, tüketici davranışlarında kalıcı bir dönüşüm yarattı. Artık yüksek doz değil, doğru içerik, doğru form ve bilinçli kullanım öne çıkıyor. Öncesinde insanlar “Hasta olunca ne kullanırım?” diye düşünürken, bugün “Hasta olmamak için ne yaparım?” sorusu öne çıkıyor. Türkiye’de takviye pazarı son yıllarda hızlı büyüdü ancak asıl dikkat çekici olan davranış değişimi. İlk dönemde daha kontrolsüz bir tüketim vardı. Bugün ise etiket okuyan, içerik sorgulayan bilinçli bir tüketici profili görüyoruz.

En net gördüğümüz değişim şu: Tüketici artık ürünü değil, faydanın mantığını satın alıyor.

Bir tüketici, özellikle C vitamini gibi yaygın kullanılan bir takviyeyi seçerken nelere dikkat etmeli?

C vitamini kullanımı yaygın, basit algılanan ama detaylı bir konu. Günlük önerilen alım ortalama 75–110 mg iken piyasada 500–1000 mg ürünler sık görülüyor. Bu noktada tüketici “İhtiyacım mı bu?” sorusunu sormalı. İkinci konu form ve içerik. Kullanılan C vitamini türü ve yardımcı bileşenler kullanım amacına göre değişir.

Üçüncü konu güven. Üretim standartları, hammaddenin kaynağı ve markanın şeffaflığı kritik. Doğru ürün, yüksek doz olan değil; doğru kurgulanmış olandır.

C vitamini ürünlerinde farklı formlar bulunuyor. Bu çeşitlilik ne sağlar?

Bu çeşitlilik kullanıcı ihtiyacından doğuyor. Herkesin yaşam tarzı ve kullanım alışkanlığı farklı.

Tablet formlar pratiklik sunarken, toz veya sıvı formlar daha esnek kullanım sağlayabilir.

Ürün geliştirirken şu soruya odaklanıyoruz: “Bu ürün hangi hayatın içinde yer alacak?” Form seçimi de bu senaryoya göre belirleniyor.

C vitamini, bağışıklık sisteminden cilt sağlığına kadar pek çok alanda rol oynayan çok yönlü bir vitamindir. Antioksidan etkisiyle hücreleri korurken, vücuttaki bazı temel biyolojik süreçlerin sağlıklı ilerlemesine de katkı sağlar. Özellikle cilt sağlığı söz konusu olduğunda, kolajen oluşum sürecinde rol alması nedeniyle ayrı bir önem taşır.

Bu noktada önemli olan, C vitaminini tek bir fayda üzerinden değil, vücuttaki bütünsel etkisiyle değerlendirmektir. Çünkü birçok sistem birbiriyle bağlantılı çalışır ve doğru destek bu dengeyi gözeterek sağlanır.

Günümüzde artık tüketiciler sadece “yüksek doz” değil, doğru kurgulanmış ve ihtiyaca uygun ürünleri tercih ediyor. Bu da daha bilinçli bir kullanım yaklaşımını beraberinde getiriyor.

Gıda takviyelerinde hammadde kalitesi en kritik başlıklardan biri. Bu konuda yaklaşımınız nedir?

Takviye ürünlerde kalite görünmeyen tarafta başlar.

Hammadde seçiminde üç temel kriterimiz var: saflık, stabilite ve izlenebilirlik.

Tedarikçi seçimi yalnızca maliyet üzerinden yapılmaz; üretim standartları ve kalite belgeleri belirleyicidir. Gerçek kalite, baştan sona doğru kurulmuş bir sistemdir.

Ar-Ge süreçlerinizde ne tür yeniliklere odaklanıyorsunuz? Türkiye’yi nasıl değerlendirirsiniz?

C vitamini gibi köklü içeriklerde inovasyon, daha doğru formül geliştirmekle ilgilidir.

Biz biyoyararlanım, kombinasyon ürünler ve kullanıcı uyumu üzerine çalışıyoruz.

Türkiye’nin üretim kapasitesi güçlü. Fark yaratacak alan ise taklit değil, ihtiyaca uygun özgün ürün geliştirme yaklaşımıdır. Bu alanda yön belirleyen bir oyuncu olmayı hedefliyoruz.

Son olarak, tüketicilere bilinçli takviye kullanımı konusunda vermek istediğiniz en önemli mesaj nedir?

Takviye ürünler destek sağlar ancak yaşam tarzının yerine geçmez.

En doğru yaklaşım, sağlıklı alışkanlıklarla birlikte doğru ürünü doğru dozda kullanmaktır. Bilinçli tüketici olmak, bugün sağlık alanındaki en önemli avantajlardan biridir.

“Fazlası atılır” yaklaşımı doğru değil!

C vitamini zararsız kabul edilse de aşırı kullanım riskli olabilir. Bu konuda yaklaşımınız nedir?

“Fazlası atılır” yaklaşımı tam olarak doğru değil. Yüksek doz ve uzun süreli kullanım bazı kişilerde sindirim sistemi hassasiyeti ve benzeri sorunlar yaratabilir. Ürün geliştirirken maksimum değil, optimum dozu hedefliyoruz. Yaklaşımımız, ürün sadece içerik değil, aynı zamanda bir kullanım rehberidir. Bu nedenle doğru kullanım bilgisini net şekilde sunmayı önemsiyoruz.

C VİTAMİNİNİN FAZLASI BÖBREK TAŞINA SEBEP OLABİLİR

Diyetisyen Ayça Sena Yılmaz, “Hasta olunduğunda, yani özellikle üst solunum yolu enfeksiyonları gibi durumlarda C vitamininin rolü farklıdır. Bu aşamada C vitamini hastalığı ortadan kaldırmaz ancak hastalığın süresini kısaltabilir ve belirtilerin daha hafif atlatılmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle kısa süreli olarak daha yüksek dozlarda kullanımı tercih edilebilir. Genellikle 500–1000 mg/gün gibi dozlar, birkaç günle sınırlı olmak kaydıyla uygulanabilir. Burada önemli olan nokta, bu yüksek dozların sürekli hale getirilmemesi ve yalnızca hastalık dönemine özgü tutulmasıdır. C vitamini suda çözünen bir vitamin olduğu için fazlası genellikle idrarla atılır; bu da toplumda “Ne kadar alınırsa alınsın zararsızdır” gibi bir yanlış algı oluşturur. Oysa yüksek dozların uzun süreli kullanımı mide rahatsızlıklarına, ishale ve bazı bireylerde böbrek taşı oluşum riskinde artışa yol açabilir. Bu nedenle gereksiz ve kontrolsüz yüksek doz kullanımından kaçınılmalıdır” dedi.

patronlardunyasi.com