Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde şekillenen dış politika vizyonu kapsamında gerçekleştirilen ziyaretler, Türkiye’nin Asya-Pasifik bölgesiyle ilişkilerinde stratejik bir derinleşmeye işaret etti.
Türkiye gazetesindeki yazısına göre Nur Tuğba Aktay, Asya-Pasifik turunun yalnızca diplomatik temaslardan ibaret olmadığını, küresel ekonomik ve jeopolitik dönüşümün merkezine yerleşen bir stratejik hamle olduğunu vurguladı.
Yazıda, IMF verilerine atıfla 2030 itibarıyla küresel GSYİH’nin yarısından fazlasının Asya-Pasifik’te üretileceği belirtilirken, ekonomik ağırlığın Batı merkezli yapıdan Asya eksenine kaydığına dikkat çekildi. Kritik mineraller, yarı iletken tedarik zincirleri ve veri akışlarının yeni güç tanımını belirlediği ifade edildi.
"EŞİTLER ARASI BİR EKOSİSTEM"
Singapur, Malakka Boğazı üzerinden küresel ticaretin kilit noktası olarak “jeopolitik akıl ve iletişim diplomasisi” başlığıyla öne çıkarılırken; Endonezya ile savunma sanayii iş birliğinin “eşitler arası bir ekosistem”e dönüştüğü kaydedildi. Güney Kore ile nükleer enerji, batarya ve yarı iletken alanlarında kurulan ortaklıkların Türkiye’nin “teknolojik egemenlik” hedefini güçlendirdiği belirtildi. Bangladeş ise insani diplomasi ve çok taraflı etki alanının merkezi olarak değerlendirildi.
Yazıda ayrıca Türkiye’nin ASEAN, MIKTA ve benzeri çok taraflı platformlarda daha aktif bir rol üstlenerek küresel sistemde denge kurucu bir aktör haline geldiği ifade edildi.
patronlardunyasi.com