Finans


Alman finans devi Deutsche Bank, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) eylül ayı Para Politikası Kurulu (PPK) kararlarının ardından faiz ve enflasyon patikasına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme raporu yayımladı.

Deutsche Bank analisti Yiğit Onay tarafından kaleme alınan raporda, TCMB’nin politika faizini sabitleme kararının piyasa beklentileriyle tam uyumlu olduğu ifade edildi. Kararın, Merkez Bankası’nın ağustos ayının ikinci yarısında fonlama yapısını yeniden haftalık repo faizine dayandırmasının ardından geldiği ve bu adımın piyasada yaklaşık 300 baz puanlık fiili bir gevşeme yarattığı vurgulandı. Raporda, TCMB’nin temmuz toplantısına kıyasla enflasyon cephesinde daha olumlu bir tablo çizdiği, iç ekonomik koşulların daha düşük faiz oranlarını gerektirdiği kaydedildi. Ancak petrol fiyatlarındaki yükseliş başta olmak üzere dış kaynaklı risklerin ve enerji fiyatlarındaki belirsizliğin kısa vadeli enflasyon görünümünü yukarı yönlü tehdit ettiği belirtildi.

Analist Yiğit Onay, "İç koşullar giderek daha düşük faiz oranlarını gerektiriyor, ancak dış ortam henüz yeterli güveni sağlamıyor" değerlendirmesinde bulunarak, ağustostaki fiili gevşemenin hemen ardından yeni bir faiz indiriminin erken olacağını ifade etti.

YIL SONUNDA POLİTİKA FAİZİ YÜZDE 35 BEKLENTİSİ

Enerji piyasalarında yeni bir şok yaşanmaması ve koşulların istikrar kazanması senaryosunda faiz indirimlerinin dördüncü çeyrekte başlayacağı öngörülüyor. Deutsche Bank, bu çerçevede TCMB’nin yılın son çeyreğinde 100’er baz puanlık iki indirimle politika faizini yıl sonunda yüzde 35 seviyesine çekeceğini tahmin ediyor.

2026’nın ikinci yarısında yaşanan enerji şokunun ardından oluşacak baz etkisinin 2027’nin ilk yarısında dezenflasyon sürecini hızlandıracağı öngörüldü. Yıllık enflasyonun 2027 ortalarında yüzde 26,5 seviyesine inmesini bekleyen banka, TCMB’nin pozitif reel faiz marjını koruyarak 2027’nin ikinci çeyreğinde faizi yüzde 31,5’e, 2027 sonunda ise yüzde 30 seviyesine kadar indirebileceğini kaydetti.

patronlardunyasi.com