Hürriyet yazarı Fatih Çekirge, bugünkü köşesinde Kars’tan Edirne’ye kadar uzanan raylarda hem mühendislik hem de tiyatro yazarlığı yapan Abdullah Özyurt’un ilham veren hikâyesini kaleme aldı. Demiryollarındaki çalışma hayatı boyunca Anadolu’nun dört bir yanını gezerek insan hikâyeleri toplayan Özyurt’un 20 tiyatro oyunu kaleme aldığını ve ödüller kazandığını belirten Çekirge; bu yolculuğun Cumhuriyet’in edebiyatımıza kazandırdığı unutulmaz "sanatçı memur" geleneğinin günümüzdeki en anlamlı yansımalarından biri olduğuna dikkat çekti. İşte Çekirge'nin yazısının tamamı:

Kars’tan Edirne’ye...
1- Samsun’dan Burdur’a...
12 yıldır tren yollarını modernize ediyor.
Rayların gittiği her şehire, her kasabaya gitti. İnsanlarla oturdu, köylerde sohbet etti.
Elektrik ve elektronik mühendisi Abdullah Özyurt.
Demirden ağlardaki rayları kuruyordu.
Mühendisti ama içinde hiç tükenmeyen bir enerji daha vardı.
Sanat, tiyatro...
Anadolu raylarında yaşadıklarını, sahnelere doğru süzüyordu.
Yollarda biriktirdiği sohbetler, hikâyeler senaryolara dönüşüyordu.
Mühendis Abddullah Bey, 20 tiyatro oyunu yazdı.
Oyunlarından 5’i ödül aldı.
Abdullah Bey’in tiyatro sevdası aslında mühendisliğinden önce geliyordu.
Üniversitede tiyatro topluluğunu kurmuştu.
Sonra oyunlar yazmaya başladı. Ödüller alıyordu.
2022’de Devlet Tiyatroları’nın açtığı yarışmada 1’nci oldu.
Bütün dünya edebiyatı göstermiştir ki;
En çok hikâyesi olan yol, rayların istasyonlara uzandığı demiryollarıdır.
Mesela Özyurt’un yazdığı, Türkiye’nin en üst sınır istasyonu olan Akyaka İstasyonu...
Orada görev yapan demiryolcuların Ankara’ya ulaşma çabaları...
Kars sınırındaki bu tarihi istasyonda geçen hikâyeler.
Abdullah Bey’in kaleminden tiyatro eserine dönüşmüştü.
Raylardan süzülenlerin sahneye kavuşmasıydı.
Son istasyon sahneydi.
Abdullah Bey’e soruyorlar:
“Demiryollarından sahneye uzanan bir hikâyeniz var. Nasıl özetlersiniz?”
İste sanatçı Özyurt’un cevabı:
“Tren en ücra kasabaya uğrar ya da çok kalabalık kozmopolit bir şehrin içerisinden geçebilir. Ülkemizde hemen hemen herkesin demiryollarına dair, trenlere dair bir anısı, hatırası, içinde biriktirdiği ya da şahit olduğu bir şey vardır. Bu anlamda da ben bir yazar olarak böylesi hikâyelere alan açtığı ve var olan hikâyeleri derlememe vesile olduğu için demiryolcu olmaktan gayet memnunum.”

2-SANATÇI MEMURLAR
Arkadaşlar;
Bu hikâyeyi neden anlatıyorum?
Çünkü Cumhuriyet’in bir “sanatçı memur” geleneği vardı.
Artık var mı bilemiyorum. Ya da Abdullah Bey son temsilcisi midir?
Ama geçmişe bakınca o kadar çok örnek var ki.
İşte birkaç isim.
Melih Cevdet Anday: Bu büyük şairimiz bir dönem Devlet Demiryolları’nda çalışmıştı.
Oktay Rıfat: O da Devlet Demiryolları’nda raylardan gelen bir avukat şairimizdi. Emekli olduktan sonra tiyatro oyunları yazdı.
Ruhlarımıza harflerden aşk ve hüzün ören Cemal Süreya defterdardı...
Sezai Karakoç, Maliye’deydi. Orhan Veli, PTT’de çalışmıştı.
Bu büyük şairlerimiz gibi daha onlarca örnek.
Sözünü ettiğim gelenek işte buydu.
Devlet memuru olarak çalıştılar,
Sanatçı olarak yaşadılar,
Muazzam eserler bıraktılar.
Devlet Demiryolları’nda mühendis olarak çalışan Abdullah Özyurt;
Belki de böyle bir geleneğin son temsilcisidir.
Belki de nice sanatçı memurumuz vardır da bilemiyoruz.
Sevgili Abdullah Özyurt;
Sanat uğruna nice zorluklar yaşayan sanatçılarımız adına;
Sizi gönülden tebrik ediyorum;
Raylardan süzdüğünüz nice hikâye, son istasyon olarak sahneye kavuşsun.
patronlardunyasi.com