Profesyonel sporculuk, çoğu zaman zirvede bırakılan bir hikâye gibi algılanır. Ancak durum her sporcu için aynı değildir. Kimi gerçekten küçük yaşlardan itibaren emek verdiği sporu zirvede bırakır. Kimi ise yaşadığı talihsiz bir sakatlık ya da kötü kariyer yönetimi yüzünden verdiği emeğin karşılığını alamaz. Profesyonel bir sporcunun kariyeri sona erdikten sonra kendisi için adeta ikinci bir hayat başlar.
Tribünlerin alkışı diner, ışıklar söner ve sporcu yıllarca inşa ettiği kariyerin ardından yeni bir kimlik arayışıyla baş başa kalır. Kariyerini gerçekten zirvede bırakanlar için adaptasyon süreci nispeten daha kolaydır.
Alanının zirvesine yükselmiş bir sporcu hem maddi hem de manevi anlamda doyum noktasına ulaştığı için hayatının geri kalanını şekillendirme yolculuğunda önemli bir avantaja sahiptir. Kariyerini zirvede bitiren bir sporcu için hayatının ikinci perdesi, süreç doğru yönetilirse ilkinden çok daha stratejik, çok daha kalıcı ve kazançlı bir alan bile olabilir.
Bu sebeple kariyerine bizzat şahit olduğumuz birçok sporcunun, profesyonel spor kariyerlerini noktaladıktan sonra patronlar dünyasında yer aldığını görürüz. Disiplin, rekabet, kriz yönetimi ve liderlik gibi sahada edinilen refleksler, doğru kurgulandığında şirket yönetimine, yatırım stratejilerine ve girişimcilik vizyonuna dönüşebiliyor. Bugün bazı eski sporcular, geçmiş başarılarıyla birlikte kurdukları şirketler, yönettikleri yatırımlar ve şekillendirdikleri sektörlerle anılıyor.
Halil Kasapoğlu, Patronlar Dünyası Dergisi’nin nisan sayısında patron sporcuların hikayesine odaklandı. Michael Jordan, David Beckham, Magic Johnson, Serena Williams, Mathieu Flamini gibi yıldızların nasıl patron olduğunu okumak için linke tıklayın ve abone olun:
patronlardunyasi.com