Gündem


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Birleşmiş Milletler 81. Genel Kurulu dolayısıyla bulunduğu New York'taki Türkevi'nde değerlendirmelerde bulundu ve gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

Erdoğan, fon soruşturmasıyla ilgili ilk kez açıklamalar yaptı. Erdoğan'ın soruşturmayla ilgili değerlendirmesi şöyle:

'SORUMLULUĞU OLAN KİM VARSA HESAP SORULACAKTIR'

“Sermaye piyasalarının sınırlı bir alanında, belli sayıda fonda ortaya çıkan bir sorundan söz ediyoruz. Yani ne finansal sistemimize ne Türkiye ekonomisine yönelik bir risk söz konusu değil. 

Bunu, piyasanın tamamına dair bir problem olarak resmetmek, Türk Borsasına yapılmış bir haksızlık olur. 

Sermaye piyasası ilkeleri ve hukuk çerçevesinde gerekli her türlü adım atılıyor ve atılacak. İlgili kurumlarımız meselenin üzerine kararlılıkla gidiyor. Yargımız aynı şekilde kapsamlı bir soruşturma başlattı; bazı gözaltılar ve tutuklamalar oldu. 

Şunun bilinmesini isterim: Sorumluluğu olan kim varsa, bunlardan hukuk önünde hesap sorulacaktır. Bu konuda en küçük bir tereddüt olmamalıdır. Ne uğruna olursa olsun kimsenin selden kütük kapma yarışına girmeye, insanımızı tedirgin etmeye hakkı yoktur. 

Tabii, sürecin, sermaye piyasalarının yapısı gereği hem şeffaf hem de son derece hassas yürütülmesi önemlidir. Bizim de talimatımız bu yöndedir. 

Ayrıca benzer bir problemin tekrar yaşanmaması için hukuki ve idari düzenlemeler dahil, hangi tedbirlere ihtiyaç duyuluyorsa, bunların da hayata geçirilmesini sağlayacağız.”

'SORUNLARIN ÇÖZÜLMESİNİN ANAHTARI OLARAK HÜRMÜZ AÇILMALIDIR'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hürmüz Boğazı kriziyle ilgili soruları da yanıtladı. Erdoğan, "Türkiye'nin ABD ve İran'ı ateşkese götürecek somut bir planı var mı, taraflara ne öneriyorsunuz?" sorusu üzerine şöyle konuştu:

“Hürmüz’deki tablo bu meselenin artık sadece İran ile Amerika arasındaki bir mesele olmadığını gösteriyor. Biz bu konudaki tavrımızı en net şekilde ortaya koyduk. Hürmüz Boğazı’nın gemi trafiğine kapatılmasına karşıyız. Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin korunması şarttır.

Çünkü Hürmüz Boğazı’ndaki her gerilim, sadece bölge ülkelerini değil, Avrupa’yı, Asya’yı, enerji piyasalarını, taşımacılığı ve milyonlarca insanın günlük hayatını doğrudan etkiliyor. Son dönemde ticari gemi trafiğinin dramatik biçimde azalması, meselenin boyutunu açıkça ortaya koyuyor. Orası küresel enerji güvenliği ve uluslararası ticaret için hayati önemdedir. Sorunların diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesinin anahtarı olarak Hürmüz açılmalıdır.

Biz bir an evvel müzakere zeminine dönülmesinin gerektiğini bütün muhataplarımıza anlatıyoruz. Yapılması gereken yeni cephelerin değil, yeni diplomasi kanallarının açılmasıdır.”

RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI VE KARADENİZ'DE GÜVENLİK

Erdoğan, Rusya-Ukrayna arasındaki savaş ve Karadeniz'deki güvenliğe ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

“Karadeniz’de güvenlik meselesi hem bizim hem de bölgemiz için çok önemli. Karadeniz bu savaşın bir cephesi değildir, asla olmamalı. Biz taraflarla yaptığımız görüşmelerde seyrüsefer emniyetinin yeniden sağlanmasının gereğini ayrıntılı bir şekilde anlatıyoruz.

Bunun iki faydası olacak, gıda güvenliğinin sağlanması ve savaşın yayılmasının önlenmesi. Karadeniz’de ticari gemilere saldırıyı kim yaparsa yapsın kabul etmediğimizi, tarafların sorumlu davranmasını beklediğimizi net bir şekilde ilan ettik.

Artık yeniden tahıl koridorunu tesis etmek için gayretlerimizi artırdık. Bunun için diplomatik adımlarımızı da hızlandırıyoruz. Konuyu Ukrayna Devlet Başkanı Zelenski ile bir kez daha ele aldım ve kendisinden aldığım cevap da olumlu.”

F-35'LERİN TESLİM SÜRECİ

ABD Başkanı Trump'ın söz vermesine rağmen F-35'ler konusunda ilerleme kaydedilmediği yönündeki soruya Erdoğan şu yanıtı verdi:

“Sayın Trump ile bu konuyu NATO’da da görüşmüştük. Kendisi Türkiye'nin F-35 programına dönüşü konusunda olumlu bir irade ortaya koydu. Biz de bu iradenin artık somut adımlara dönüşmesini bekliyoruz. Bu konuda temaslarımızı sürdürüyoruz. Netice alacağımıza inanıyorum.

Sayın Trump ile ikili ilişkimiz Türkiye-Amerika Birleşik Devletleri ilişkilerine de ivme kazandırdı. İki ülke arasındaki iş birliği, bir önceki yönetim dönemine nazaran bir hayli mesafe almış durumda. İnanıyorum ki, burada da durmayacak ve daha ileri hedeflere ulaşacağız. Tabii bizim için önemli olan yerli savunma sanayimiz. Bu bizim için çok çok önemli. KAAN başta olmak üzere kendi savaş uçağımızı, hava savunma sistemlerimizi ve savunma sanayi kabiliyetlerimizi üretmek istiyoruz.

Bu arada işte İngiltere Başbakanı ile de görüşmemizi yaptık. Onlarla da Eurofighter konusundaki adımlarımız, çalışmamız devam ediyor. Türkiye'nin güvenliği, savunma ihtiyaçları ve stratejik hedefleri var. Hedeflerimiz için çalışacak, geri adım inşallah atmayacağız.”

'IRAK'LA ARTIK TERÖRÜ DEĞİL TİCARETİ KONUŞMAK İSTİYORUZ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak'la varılan güvenlik ve ticaret mutabakatıyla ilgili de şu değerlendirmeleri yaptı:

“Biliyorsunuz Sayın Başbakan Ali Zeydi ilk ziyaretini Ankara'ya yaptı. Yeni döneme iyi başladık diyebilirim. İki ülke ilişkilerini geliştireceğimize ve birlikte kazanacağımıza inanıyorum. Nitekim bugün Türkevi'nde Sayın Ali Zeydi ve arkadaşlarıyla yine bir görüşmemiz oldu. Bildiğiniz gibi PKK'nın uzun süredir Irak'ta yerleştiği Sincar bölgesinde artık Irak hükümetinin otoritesi hakim olacak.

Bugün Irak makamlarıyla bölge terörden arındırıldıktan sonra kontrolünün nasıl olacağını istişare ettik. Ayrıca Başika'nın devri konusunu ele aldık. Komşumuz Irak ile artık terör konularını değil, Kalkınma Yolu'nu, karşılıklı ticaret hacmimizi artırmayı, istikrarı, huzuru ve refahı daha fazla konuşmak istiyoruz. Süreç olumlu ilerliyor. İyi bir ivme yakaladık. İnşallah neticesi de güzel olacak.”

patronlardunyasi.com