Patronlar


Fatma Çiftçi'nin röportajı

Hızlı konuşuyor, hızlı hareket ediyor. Şirket merkezinde makam odası da yok, sekreteri de. Yanından hiç ayırmadığı laptop ile her an, her yerde toplantı yapabiliyor. Çalışanlar arasında hiyerarşiyi çoktan kaldırmış. Toplantılarda çalışanlarına çay servisi yapacak kadar komplekssiz. Yılın yarıdan fazlasını, iş ortaklarıyla, müşterileriyle yaptığı görüşmeler ve fuarlar yüzünden yurtdışında geçiriyor. Tekstilde farklılaşma gerektiğini yıllar önce görmüş. Sadece beyaz gömlekte uzmanlaşmaya karar veren ve Bil's markasını dünyaya tanıtan Bilsar Tekstil Yönetim Kurulu Başkanı Selman Bilal, "Çin yüzünden mahvolduk" diyen tekstilcilerin aksine, stratejisini yıllar önce belirlediği için rahat. Bilsar'ın İstanbul Tunel'deki, en alt katı sergi salonu olarak sanatçılara açılan tarihi binasında buluştuğumuz Selman Bilal'le, tekstile farklı bakışını, krizlerdeki stratejisini ve hedeflerini konuştuk.

Öncelikle sormak istiyorum, sadece tek renk gömlek üretmek, satmak ve ayakta kalmak zor değil mi?

Bizim özelliğimiz tek çatı altında büyük bir üretim yapmamız. Bu anlamda bir tesis, Türkiye'de yok. Dünyada da çok az. Çorum Organize Sanayi Bölgesi'nde 1992'de açtığımız fabrikada yaklaşık 750 kişi, yılda 2 milyon gömlek üretiyor. Sıfır hatalı üretim yapıyoruz. Tam zamanında teslim ediyoruz. Bütün dünya markalarıyla çalışıyoruz. Bir de kendi markalarımızı yapıyoruz. Böyle bir altyapı çok az kimsede var. Çok özellikli, fakat donanım olarak çok yüksek. Her sene büyüdük, ihracatımız arttı. Bütün bu krizlerde de hiç küçülmedik, büyümeye devam ettik. Daha istikrarlı ve daha sistemli çalışıyoruz.

PARADAN PARA KAZANMADIK

İhracatçı olarak dövizin oynaklığından nasıl korundunuz?

Riski dağıttık. İhracatta da hiçbir zaman tek bir pazarda, tek bir para birimiyle hareket etmedik. Çok hızlı büyümek yerine, dengeli ve planlı gitmeyi tercih ettik. Kendi işimize odaklandık. Paradan para kazanmayı istemedik, öz kaynakla yatırım yaptık. Hiçbir zaman borsadan kağıt alıp satmadık, öyle spekülatif işleri tercih etmedik. Riski dağıtmak için marka yönetimini geliştirdik. Üç şirketimizin hepsinin yönetimi ve bütçesi ayrı. Birincisi üretim ve ihracat şirketi, ikincisi marka yönetimi, ki içinde yedi tane marka var. Burada gömlek dışındaki tüm koleksiyonları yapıyoruz. Üçüncü grup ise, mağazacılık. Konsept mağazalarımız yanında, sadece beyaz gömlek sattığımız Bil's mağazalarımız var.

KONSEPT MAĞAZACILIĞA ODAKLANACAĞIZ

Dünyada sizin gibi sadece beyaz gömlek üreten markalar var mı? Konsept mağazalarda neler satıyorsunuz?

Bildiğim kadarıyla sadece beyaz gömlek yapan yok. Kadın ve erkek için beyaz gömlek yaparken, dört ayrı tasarımcıyla çalışıyoruz. Farklı bir çizgi yakalamış durumdayız. En dikkat çekenlerden biri de yakında 5 mağazaya ulaşacak olan Bilstore. Dünyada tasarım ürünlerini toplayan, seçilmiş ürünleri farklı sunan life style (yaşam stili) diye tanımladığımız bir mağazacılık. İçinde geniş bir kitap reyonumuz, CD'ler, çeşitli tasarım ürünleri ve bizim seçilmiş ürünlerimiz yer alıyor. Mesela Nike'ın White Label markasının tekstil ürünlerini Türkiye'de sadece biz satıyoruz. Bu konsepti büyüteceğiz. Perakende de daha çok konsept mağzacılığa odaklanma hedefindeyiz. Tünel'de de 400 metrekarelik Bilstore açacağız.

Çin tehlikesini erken gördüm

Deyim y