Teknoloji


Burak ARTUNER 

Çin, Proton + bor-11 füzyonunu gerçekleştirdi. 

Bu reaksiyonun en önemli özelliklerinden biri yüksek enerjili nötronların ortaya çıkmaması. 

Reaksiyon sonucunda helyum çekirdekleri, yani alfa parçacıkları oluşuyor.

Bu durum, teorik olarak reaktörün nötron bombardımanına maruz kalmasını azaltabilir ve enerjinin doğrudan elektriğe dönüştürülmesi gibi farklı teknolojik seçeneklerin önünü açabilir.

Ama bunun bir de “ama”sı var.

Hidrojen-bor füzyonu, döteryum-trityum füzyonundan çok daha zor koşullar gerektiriyor. Daha yüksek sıcaklık ve çok daha zor plazma koşulları gerekiyor. 

Yani Çin'in yaptığı şey, büyük bir deneysel adım olsa da ticari füzyon elektriğine giden yol hâlâ uzun.

ASIL MESELE SANAYİ

Peki bütün bunların sanayiciyle ne ilgisi var?

Çok...

Çünkü dünyanın sanayi devleri için enerji artık yalnızca bir gider kalemi değil, rekabet gücünün kendisi.

Çelikten alimünyuma, camdan kimyaya, çimentodan veri merkezlerine, yapay zekâ altyapısından elektrikli otomobil fabrikalarına...

Bunların hepsi daha fazla ve daha ucuz elektriğe ihtiyaç duyuyor.

ENERJİSİ UCUZLAYAN ÜLKE AVANTAJI KAPAR 

Eğer bir gün hidrojen-bor füzyonu gerçekten ticari ölçekte, sürekli ve ekonomik elektrik üretmeyi başarırsa, sanayicinin maliyet hesabındaki en önemli kalemlerden biri yeniden yazılabilir.

Bugün fabrika kurarken hesaplanan elektrik maliyeti ile gelecekte hesaplanan elektrik maliyeti aynı olmayabilir.

Enerjisi ucuzlayan ülke, üretim maliyetinde de avantaj elde edebilir.

Dolayısıyla füzyon yarışı yalnızca bilim insanlarının yarışı değil.

Aynı zamanda bir sanayi yarışı.

VE TÜRKİYE'NİN BORU

İşte Çin'den gelen haberin Türkiye açısından en ilginç tarafı burada.

Türkiye, dünya bor rezervlerinin yaklaşık yüzde 73'üne sahip.

2024'te 2,5 milyon ton bor ürünü satan Türkiye, bundan 1,322 milyar dolar gelir elde etti. 

Dünya bor üretiminin de yaklaşık yüzde 48'i Türkiye'den geliyor.

Bugün bor deyince aklımıza cam, seramik, deterjan, gübre, metalürji ve çeşitli sanayi ürünleri geliyor.

Peki yarın?

Enerji.

İşte asıl soru bu.

DAHA DA ÖNEM KAZANIYOR 

Çin'in yaptığı deney, Türkiye'nin borunun değerini bir gecede katlayacak değil. 

Fakat teknoloji gerçekten çalışır ve ölçeklenebilirse, bor-11 gibi yakıtların tedariki, saflaştırılması, yakıt çevrimi, reaktör teknolojileri, özel malzemeler, güç elektroniği ve enerji dönüşüm sistemleri başlı başına yeni sanayi alanları yaratabilir.

Burada boru satmaktan çok borun kullanıldığı, sanayide enerji sorununu çözebilecek teknolojiyi üretip üretemeyeceğimiz daha önem kazanacak. 

ÇİN BEKLEMİYOR

Füzyonu gerçekleştirdiğini açıklayan Çin şirketi ENN, hidrojen-bor füzyonu için yeni nesil Helong-2 tesisinin inşasına geçen ay başladı.

Projenin 2027 sonuna doğru tamamlanması ve şirketin 2030 civarında hidrojen-bor füzyonundan ilk elektrik üretimi hedefine ilerlemesi planlanıyor.

Yani Çin sadece deneyi gerçekleştirmekle kalmadı, yatırım, şirketleşme ve yeni tesisiyle geleceği planlıyor. 

Geçen temmuzda ENN Fusion'ın 10,6 milyar yuan (77,5 milyar TL) değerleme üzerinden yatırım turu tamamlaması da bu ticari beklentinin bir göstergesi.


Hidrojen-bor füzyon teknolojisi için yeni Helong-2 tesislerinin temeli geçen ay atıldı.

BORUN KİLOGRAMINDAN ENERJİ EKONOMİSİNE

Dünyanın bor rezervlerinin yüzde 73'ü bizde. 

Bunun değerini bilmeliyiz...

Geleceğin teknolojisinin patentleri, reaktörleri, mühendisliği ve enerji sistemleri başka ülkelerde gelişirse, yalnızca hammaddenin sahibi olmak yeterli olmayabilir. 

Çin'den gelen haber, bu yüzden sadece bir enerji devrimi haberi değil bir sanayi haberi de bana göre. 

Düşünsenize, bordan elektrik üreten sanayi tesislerine sahip bir Türkiye. 

Çin, 2030'da hayata geçirmeyi planlıyor bu füzyon tesisini. 

Bizim borumuz var, geriye teknolojiyi bir şekilde elde etmemiz gerekiyor.

patronlardunyasi.com