Teknoloji


Toygun ATİLLA

Şanghay’da düzenlenen 2026 Dünya Yapay Zekâ Konferansı’nın en çok paylaşılan görüntülerinden biri kara tahtaydı. İlk bakışta sıradan bir sınıf tahtasına benzeyen dev bir ekran vardı. Öğretmen tahtaya bir denklem yazıyor, sistem bunu anında algılayarak grafiğe dönüştürüyordu. Basit bir geometrik şekil, birkaç saniye içinde üç boyutlu ve hareket ettirilebilir bir modele dönüşüyor; öğretmen modeli döndürüyor, açıları işaretliyor ve anlatımını sürdürüyordu. 

#video_9746434#

Eminim ki, bir çoğunuz bu kara tahtanın sosyal medyada dolaşan görüntülerini izlemiştir. 

Ben de videoyu izler izlemez o kara tahtanın peşine düştüm. 

Meğerse, Çinli teknoloji şirketi iFLYTEK’in Spark Smart Blackboard adlı ürünü, Şanghay’daki Dünya Yapay Zekâ Konferansı’nda eğitim teknolojilerinin ulaştığı noktayı gösteren simgelerden biri olmuş. 

Bunu sakın sadece "akıllı tahta" zannetmeyin, sınıfın ön duvarına yerleştirilmiş bir yapay zekalı öğretim asistanıymış. 

YAZILAN DENKLEMİ ANLIYOR

Şimdi biraz özelliklerinden bahsedeyim, iFLYTEK’in sisteminde öğretmen, alışık olduğu şekilde tahta üzerine yazmayı sürdürüyor. Yapay zekâ, el yazısını algılıyor, düzeltebiliyor ve dijital metne çevirebiliyor.

Matematik denklemleri canlı grafiklere, iki boyutlu çizimler üç boyutlu modellere dönüştürülebiliyor. Akıllı kalem; yazma, silme, seçim yapma ve sesle komut verme işlevlerini birlikte kullanabiliyor.

Üreticinin açıklamasına göre sistem, öğretmenin yerine geçmek üzere değil, öğretmenin hazırlık ve anlatım süresini azaltmak amacıyla tasarlanmış. iFLYTEK, ürününü “düşünebilen bir öğretim asistanı” olarak tanımlıyor. Şirketin açıkladığı teknik özellikler arasında 86 inç büyüklüğünde 4K ekran, Android 14 işletim sistemi, 8 GB bellek ve 128 GB depolama kapasitesi bulunuyor. 

Tahta yalnızca şekilleri hareketlendirmiyor. Ders içeriği hazırlama, öğrencilerin sorularına göre ek materyal üretme, sınıf içi etkileşimi artırma ve sanal karakterleri derse katma gibi özellikler de sunuyor.

Örneğin “Einstein” veya Çin tarihinin önemli isimlerinden “Zhuge Liang” gibi sanal karakterler, öğrencilerle farklı dillerde iletişim kurabiliyor. Sistem, iFLYTEK’in kendi büyük dil modeli Spark üzerine kurulmuş durumda ve Çin Eğitim Bilimleri Akademisi ile Güney Çin Normal Üniversitesi gibi kurumlarla birlikte geliştirilmiş. 

VİRAL OLAN TAHTA ASLINDA YENİ DEĞİL

Şanghay’daki görüntüler ürünü dünyaya yeni tanıtmış olsa da sistem, laboratuvardan yeni çıkmış bir prototip değil.

iFLYTEK, benzer tahtayı 2025 Dünya Yapay Zekâ Konferansı’nda da sergilemiş, 2026 Dünya Dijital Eğitim Konferansı’nda Spark Smart Blackboard’u daha geniş bir eğitim teknolojileri portföyünün parçası olarak sunmuştu.

Çin devlet yayın kuruluşu CGTN’nin aktardığı şirket verilerine göre yapay zekâlı tahta, Çin’in 33 eyalet düzeyindeki idari bölgesinde ve 300’den fazla şehirde kullanılmaya başlandı. Bu rakamlar bağımsız bir kamu denetim raporuyla doğrulanmış değil; şirketin verdiği yaygınlık bilgisi olarak değerlendirilmesi gerekiyor. 

Yani Şanghay’daki tanıtım bir gelecek vaadinden çok, Çin’in mevcut eğitim altyapısını yapay zekâ katmanıyla yenileme girişiminin vitriniydi.

DÜNYA MEDYASI NEDEN BU GÖRÜNTÜYÜ KONUŞTU?

Dünya medyasının konferanstan çıkardığı ana sonuç şuydu: "Çin artık yalnızca büyük yapay zekâ modelleri üretme yarışında değil; bu modelleri gündelik hayatın içine sokma yarışında." 

The Wall Street Journal, konferans alanında yapay zeka destekli kulaklıklardan ev işlerini yapan robotlara, ders araçlarından sağlık ürünlerine kadar uygulamaya dönük yüzlerce ürünün sergilendiğine dikkat çekti. Gazeteye göre Çin’in yeni stratejisi, yapay zekâyı yalnızca ekranda çalışan bir sohbet robotu olmaktan çıkararak fabrikaya, eve, okula ve hastaneye yerleştirmek. 

CGTN de konferansı, “algoritmaların sınıflara, kliniklere ve günlük hayata sıçradığı” bir vitrin olarak sundu. Eğitim, sağlık ve günlük yaşam ürünlerinin konferansın ana uygulama alanları arasında yer aldığı belirtildi. 

Şanghay’daki yapay zekâlı tahta bu nedenle viral oldu.

Ekranda görülen şey çocukların karşısındaki tahta ile yapay zekanın insanların hayatına hangi kapıdan gireceğini anlatıyordu.

ÇİN’İN AVANTAJI MODEL DEĞİL, UYGULAMA

Çin’in ekranı, işlemciyi, sensörü, kamerayı, mikrofonu, yazılımı ve sınıf ekipmanını aynı sanayi zinciri içinde üretebiliyor. Böylece yapay zekâ, bir internet hizmeti olmaktan çıkarılarak fiziksel bir ürüne dönüştürülebiliyor.

Wall Street Journal’ın konferans analizinde de Çin’in üretim ekosisteminin, yapay zekâyı robotlara ve günlük kullanım ürünlerine yerleştirmede önemli bir avantaj sağladığı vurgulandı. Çin’in “AI Plus” stratejisi, 2030’a kadar yapay zekanın ekonominin çok büyük bölümünde kullanılmasını hedefliyor. Aslında Çinli teknoloji yöneticileri bu yön değişikliğinin işaretini daha önce vermişti.

Baidu CEO’su Robin Li, 2024’te yine Şanghay’daki konferansta, yalnızca temel model geliştirmenin yeterli olmadığını söylemiş ve “uygulama yoksa modelin tek başına değeri olmadığını” savunmuştu. iFLYTEK’in tahtası, bu stratejinin eğitimdeki karşılığı.

PEKİ TÜRKİYE NEREDE?

Türkiye, sınıfları ekranla buluşturma konusunda dünyadaki en büyük kamu yatırımlarından birini yıllar önce gerçekleştirdi.

FATİH Projesi kapsamında devlet okullarındaki dersliklere yüz binlerce etkileşimli tahta yerleştirildi. Milli Eğitim Bakanlığı, 2024 yılında proje kapsamındaki aktif sınıfların yüzde 99’una ulaşıldığını ve yaklaşık 620 bin etkileşimli tahtanın kurulduğunu açıklamıştı.

YEĞİTEK’in 2025 faaliyet raporunda ise okullara sağlanan etkileşimli tahta sayısı 651 bin 441 olarak yer aldı. 2026 yazına kadar yaklaşık 650 bin tahtanın yerli Pardus ETAP altyapısına geçirilmesi hedeflendi. 

TÜRKİYE’NİN GÜCÜ: 650 BİN TAHTA

Türkiye'de yaklaşık 650 bin etkileşimli tahta, EBA, OGM Materyal, Pardus ve Bakanlığın merkezi dijital altyapıları birbirine bağlandığında dünyanın en büyük kamusal eğitim teknolojisi ağlarından biri ortaya çıkıyor.

EBA ve OGM Materyal üzerinden matematikten fiziğe, tarihten yabancı dile kadar etkileşimli kitaplar, soru bankaları, videolar ve dijital uygulamalar öğretmenlerin kullanımına sunuluyor. 

Ancak Türkiye’deki sistemin ağırlık merkezi hâlâ içeriği ekrana taşımak üzerine kurulu.

Çin’in gösterdiği yeni aşama ise ekrandaki içeriğin yapay zekâ tarafından anlaşılması, yeniden üretilmesi ve öğretmenle birlikte derse yön vermesi.

Aradaki fark ise eski kara tahta ile akıllı tahta arasındaki fark kadar büyük olabilir.

TÜRKİYE’NİN YAPAY ZEKÂ PLANI VAR

Türkiye bu dönüşümü tamamen kaçırmış da değil.

Milli Eğitim Bakanlığı, Haziran 2025’te Eğitimde Yapay Zeka Politika Belgesi ve Eylem Planı’nı yürürlüğe koydu. 2025-2029 dönemini kapsayan plan; dört hedef, 15 politika ve 40 eylem adımından oluşuyor.

Belgede öğretmenlerin yapay zeka becerilerinin geliştirilmesi, kişiselleştirilmiş öğrenme sistemleri kurulması, eğitim verilerinin güvenli kullanılması, yerli çözümlerin desteklenmesi ve etik ilkelerin oluşturulması öngörülüyor. 

Bakanlık ayrıca yapay zekâ araçlarına ilişkin öğretmen el kitabını 2026 yılında genişletti. Yapay zekâ kullanımına yönelik etik kurul yönergesi ve etik tavsiyeler de yayımlandı. 

Dolayısıyla Türkiye’de belge, politika ve altyapı bulunuyor. Eksik olan şey, bunların tek bir sınıf ürününde birleştiğini gösteren yaygın ve ölçülebilir uygulama.

Şanghay’daki görüntüleri izleyen birçok kişi “Ne güzel tahta yapmışlar” diye düşünmüş, kimileri de ilgiyle izlemiştir. 

Ben, yapay zekanın artık hayatımıza sınıfın ön duvarından giriyor.

Belki de birkaç yıl sonra çocuklarımızın hatırlayacağı son nesil, tebeşir tozu silen öğretmenler olacak.

Onlardan sonraki nesil ise…

Yazdığı denklemi anlayan, şekli üç boyutlu çizen, dersi özetleyen, eksik öğrenmeyi fark eden bir yapay zeka ile büyüyecek. Geleceğin eğitim devrimi, ChatGPT ile değil de bir kara tahta ile mi başlayacak? Bunun yanıtını ise bize zaman verecek.

patronlardunyasi.com