Dünya


Feramuz ERDİN

ABD Başkanı Donald Trump’ın Ankara’dan ayrılırken uygulanan sıra dışı güvenlik protokolünün perde arkası Amerikan basınında tartışılmaya devam ediyor.

Patronlar Dünyası, Trump’ın Esenboğa Havalimanı’nda önce Air Force One’a bindirildiğini, ardından bir ikram aracı kullanılarak gizlice başka bir ABD askeri uçağına geçirildiğini gündeme taşımıştı.

Şimdi operasyonun neden gerçekleştirildiğine ilişkin dikkat çekici ayrıntılar ortaya çıktı.

İSTİHBARAT İSRAİL’DEN GELDİ

Operasyonun başlangıç noktasında İsrail istihbaratından ABD tarafına iletilen bir saldırı uyarısı bulunuyordu.

İddiaya göre İran bağlantılı bir grubun, Air Force One’ın Ankara’dan kalkışı sırasında omuzdan atılan MANPADS tipi füzelerle saldırı gerçekleştirebileceği bilgisi ABD tarafına ulaştırıldı.

ABD Başkanı’nı korumakla görevli Gizli Servis de bu istihbarat üzerine alternatif bir tahliye planı hazırladı.

Ancak Amerikan güvenlik bürokrasisinin tamamı aynı görüşte değildi.

CIA RİSKİ DÜŞÜK GÖRDÜ

Dosyanın en dikkat çekici noktalarından biri CIA ile Gizli Servis arasındaki değerlendirme farkı oldu.

CIA’in söz konusu saldırının gerçekleşme ihtimalini oldukça düşük gördüğü belirtilmesine rağmen Gizli Servis ihtimali göz ardı etmedi ve operasyonu uygulamaya koydu.

Trump önce normal program uygulanıyormuş gibi Air Force One’a geçti.

Daha sonra uçağa yanaştırılan bir ikram aracı kullanılarak başkan uçaktan çıkarıldı ve başka bir ABD askeri uçağına nakledildi.

Böylece ABD Başkanı’nın hangi uçakla Türkiye’den ayrıldığı son ana kadar gizli tutuldu.

DİĞER YOLCULAR NEDEN UÇAKTA KALDI?

Ancak operasyon beraberinde önemli bir soru getirdi.

Eğer Air Force One’a yönelik saldırı ihtimali Başkan’ın uçaktan çıkarılmasını gerektirecek kadar ciddi görülüyorsa, uçakta bulunan diğer ABD’li yetkililer, bürokratlar ve gazeteciler neden aynı şekilde tahliye edilmedi?

Trump başka bir uçağa geçirilirken heyetin geri kalanının Air Force One’da yolculuğa devam etmesi, tehdidin hangi seviyede değerlendirildiği konusundaki tartışmanın merkezine oturdu.

Bu durum CIA’in saldırı ihtimalini düşük gören değerlendirmesini de daha önemli hale getirdi.

ESENBOĞA’DA OLAĞANÜSTÜ GÜVENLİK

Operasyonun gerçekleştiği sırada Ankara, NATO Zirvesi nedeniyle olağanüstü güvenlik önlemleri altındaydı.

Çok sayıda devlet ve hükümet başkanının bulunduğu başkentte Esenboğa Havalimanı ve çevresindeki güvenlik tedbirleri de en üst seviyeye çıkarılmıştı.

Dolayısıyla İran bağlantılı bir grubun havalimanı çevresine MANPADS sokarak ABD Başkanlık uçağına saldırabilme kapasitesine sahip olup olmadığı, Amerikan güvenlik birimleri arasındaki değerlendirme farkının temel noktalarından biri haline geldi.

TÜRKİYE OPERASYONUN NERESİNDE?

Meselenin Ankara açısından önemli tarafı ise operasyonun ABD Başkanı’nın kendi koruma protokolü çerçevesinde gerçekleştirilmiş olması.

Bir devlet başkanının bulunduğu ülkedeki genel güvenliğinin sağlanması ev sahibi ülkenin sorumluluğunda bulunurken, yakın koruma ve başkanın hareket planına ilişkin kararlar kendi güvenlik ekibi tarafından alınıyor.

Bu nedenle Trump’ın uçak değiştirmesi, Türkiye’nin Esenboğa’daki güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğu sonucunu tek başına ortaya koymuyor.

Tam tersine ortaya çıkan tablo, Washington’daki güvenlik kurumlarının aynı istihbaratı farklı biçimlerde değerlendirdiğini gösteriyor.

BİR İSTİHBARAT, İKİ FARKLI DEĞERLENDİRME

Şimdi Washington’da cevaplanması gereken temel soru şu:

İsrail’den gelen istihbarat gerçekten ABD Başkanı’nın seyahat planını değiştirecek kadar güçlü müydü?

Yoksa Gizli Servis, CIA’in düşük risk değerlendirmesine rağmen “Başkan söz konusu olduğunda en küçük ihtimal bile göz ardı edilemez” yaklaşımıyla mı hareket etti?

Esenboğa’daki ikram kamyonunun hikâyesi artık yalnızca sıra dışı bir güvenlik operasyonu değil.

Aynı istihbarata CIA ile Gizli Servis’in nasıl farklı baktığını ve bir müttefik ülkeden gelen bilginin ABD Başkanı’nın seyahat planını nasıl değiştirebildiğini gösteren dikkat çekici bir Washington güvenlik dosyasına dönüşmüş durumda.

patronlardunyasi.com