Chanel'in yeni kreatif direktör Matthieu Blazy'i kaleme alan Ece Sükan'ın “En çok arzulanan ve en çok korkulan işi aldı” yazısının tamamı şu şekilde:
Chanel aylar süren bekleyişten sonra yeni kreatif direktör olarak Matthieu Blazy’yi seçti. Onun görevi, geleneklere sadık kalarak markayı yeniden heyecan verici hale getirmek Moda endüstrisindeki kreatif direktör transferleri aslında değişen isimler, tasarımlar ve koleksiyonlardan çok daha fazlasına işaret ederler. Dünya ekonomisinde önemli rol sahibi lüks markaların gelecek vizyon ve stratejilerinin de bir nevi habercisidirler. Hele bir de söz konusu marka moda tarihinin yapı taşlarından biriyse…
Aylardır devam eden spekülasyonların ardından geçen hafta Chanel modaevi yeni artistik direktörü olarak, ünlü İtalyan lüks markası Bottega Veneta’da devrim gerçekleştiren Matthieu Blazy’i atadı. Bir yandan moda dünyası gündemi hareketlenirken, bir yandan da taşlar yerlerine oturmaya başladı. Efsane Karl Lagerfeld’in ölümünün arkasından tasarım ekibinin başı ve sağ kolu olan Virginie Viard döneminin bitmesi ve Blazy rüzgarının esecek olması, Chanel’in inovatif bir şekilde yeniden doğabileceğinin habercisi.
Konu tarihi ve kültürel etkiye geldiğinde Chanel kadar ikonik, klasik ve etkili isimler sayılı. 1910’da Coco Chanel tarafından kurulan modaevi zamansız zarafetin, kadın giyimde pantolonların ve ceketli takımların normalleştirilmesi gibi devrim niteliğindeki tasarımların ve sofistike ‘Parisienne’ tarzın simgesi. 100 yılı aşkın süredir modanın modernleşerek evrilmesine katkı sağlamış bir öncü. Fakat Chanel’in moda dünyasının sınırlarının çok ötesinde küresel bir güce dönüşmesi, 1983’te başlayıp 36 yıl süren Karl Lagerfeld etkisi sayesinde. Chanel’in tarihi kodlarına müthiş referans kullanma yeteneğiyle sadık kalan Lagerfeld, ultra modern bir perspektif de getirerek moda tarihine dahi olarak adını yazdırdı. Ünlü tüvit takımları yeniden tasarladı, çift “CC” logosunu bir statü sembolü haline getirdi. Chanel’i hem defilelerde hem Hollywood kırmızı halılarında öne çıkan bir marka olarak yoğurdu. Birçok tarihi projeye imza attı.
Fakat Lagerfeld’in Chanel’de bıraktığı belki de en önemli mirası, yaratıcılığın ve hayal gücünün sınırlarını her daim aşmaya yönelik bitmek bilmeyen motivasyonuydu. Paris moda haftalarında Chanel modaeviyle özdeşleşen tarihi Grand Palais yapısını detaylı ve görkemli dekorlarla uzay üssünden süpermarkete, kayak merkezinden havaalanına akıllara gelebilecek her destinasyona ve fantezi dünyasına çevirmeyi başardı.DURAKLAMA DÖNEMİ
Blazy’den beklenen de Chanel’i Chanel yapan detaylardan vazgeçmeden özgün ve yaratıcı olmayı başararak koleksiyonları ve defilelerini çevreleyen heyecan ve merakı yeniden ateşlemesi.
Böyle bir devrime Chanel’in gerçekten ne kadar ihtiyaç duyduğu Lagerfeld’den sonra kreatif direktör pozisyonuna geçen Viard’ın liderliğiyle girilen duraklama döneminde ortaya çıktı. Uzun yıllar Lagerfeld’in sağ kolu olarak çalışmış olan Viard’ın bu göreve getirilmesi o vizyonu sürdürmek ve kesintisiz geçiş sağlamak adına mantıklı bir karar olarak görülse de bu heyecansız sürenin uzaması, modaevinden beklenen cesaret, evrim ve dönüşüm yatkınlığının yeniden ateşlenmesi ihtiyacı epeyce konuşulmaya başlamıştı. Bunun temel sebebi ise Viard’ın koleksiyonlarının çoğu zaman Chanel’in arşiv referanslarına ağırlık vermesi, bu sayede de güvenli fakat heyecan elementlerinden tamamen yoksun kalması olarak yorumlanıyordu.Viard’ın istifasının ardından Chanel’e eski ivmesini geri kazandıracak, sınırları zorlamaktan korkmayan ve dönüştürücü etkiye sahip yaratıcı ve dinamik bir lider, bir katalizör arayışı başladı.
Aylar süren arayış ve söylentilerin sonucunda Chanel liderleri cevabı Blazy’de buldu. Son yıllarda moda dünyasının en heyecan verici yeteneklerinden birisi olarak görülen Blazy, 1984’te Paris’te doğdu ve Brüksel’deki La Cambre’dan mezun oldu. Kariyerine Raf Simons’da erkek giyim tasarımcısı olarak başlayan Blazy, ardından Maison Margiela’nın ‘Artisanal,’ yani haute couture, ve Ready-to-Wear (hazır giyim) koleksiyonlarının başına geçti. 2014’te Céline’de Phoebe Philo’ya baş kadın giyim tasarımcılarından birisi olarak katıldı. 2016’dan 2019’a kadar da Raf Simons’un yanında Calvin Klein’a giderek hazır giyim bölümünün baş tasarımcılığını yaptı. 2021’den beri Bottega Veneta’nın kreatif direktörlüğünü yapan Blazy, üç yıl içerisinde markanın adeta yeniden nefes almasını sağladı. Onun Bottega Veneta’daki yerini ise Carven Kreatif Direktörü Louise Trotter alacak.
Bottega Veneta’yı önceki kreatif direktör Daniel Lee’den fosforlu yeşil rengiyle metreler öteden tanınan bir marka olarak devralan Blazy, özgünlük, el işçiliği, sanatçılık ve usta materyal işçiliğine verdiği önem sayesinde onu bir markadan bir modaevine dönüştürmeyi hedefledi. Deriyi pamuklu denim gibi gösterecek şekilde işledikleri kot pantolonları başta olmak üzere birçok giysiyi deri bazlı yaratabilmesiyle öne çıktı. Minimalist fakat etkileyici, bireyselliğe ve ince detaylara önem veren defilelerle Bottega Veneta’nın tarihinde yepyeni bir sayfa açtı. Zanaatkarlık, yetenek, sanatçılık ve yaratıcılık odağıyla taze, yeni ve dinamik olmakta zorlanan bir modaevinin eksiklerini tespit ederek dönüştürebilme becerisini bu vesileyle kanıtladı. Şimdi de Chanel’de benzer bir proje hayata geçirmesi bekleniyor.
HEDEF LİDERLİK
Viard’ın ayrılışından Blazy’nin duyurulmasına geçen süreçte perde arkasında Marc Jacobs’dan Hedi Slimane’a birçok isim gündeme geldi. Fakat Jacobs’un teatral tarzı veya Slimane’in artık tekrara dönüşen rock’n’roll estetiğinden ziyade Blazy’nin dönüştürücülüğünün tercih edilmesi, Chanel’in uyumlu bir harman yaratabilecek isimlere öncelik verdiğinin göstergesi. Aşırı abartı veya minimalizm yerine, Blazy gibi tasarımcılarını ve tüketicilerini anlayan, yarattığı parçaları giyilebilir ve kullanışlı yatırımlar olarak gören bir isme yönelinmesi, Chanel’in yeni kuşaklar için de moda dünyasının öncü ve vazgeçilmez liderlerinden biri olmak için çabaladığını gösteriyor.
Matthieu Blazy, 2025’te moda dünyasında tasarımcıların belki de aynı anda en çok arzuladığı ve en çok zorlandığı rolü üstlenmeye hazırlanıyor. Bu rolde Chanel ve Lagerfeld’in miraslarına saygı gösterirken kendi vizyonundan da ödün vermeden Chanel’i son zamanlarda ortaya çıkan eksiklerini kapatarak yeni jenerasyon tüketiciler için tekrar tekrar heyecanla ve merakla geri döndükleri bir modaevi rütbesine çıkarması bekleniyor. Benzer bir etkiyi Chanel’e kıyasla daha genç bir marka olan Bottega Veneta’da yaratmış olsa bile deneyim ve yeteneklerini Chanel gibi köklü ve ağır bir modaevine nasıl aktaracağını gözlemlemek tüm moda endüstrisi için heyecan verici olacak.
patronlardunyasi.com