Patronlar


Şirketler, stratejik ortaklıklar ya da başka yollarla yurtdışına açıldıkça yeni kavramları da bünyesine katıyor. Bunlardan biri de son dönemlerde sıklıkla rastlanan ve 'üst yönetici' olarak çevrilen CEO. 
 
İngilizce, 'Chief Executive Officer'ın kısaltması olan terimin tam olarak karşılığı ise 'icra kurulu başkanı'. Bu unvana sahip olanlar, Batı ülkelerinde şirketlerin operasyonlarından stratejik kararlarına kadar her noktada söz sahibi. Ancak Türkiye'deki CEO'lar yetkilerinin sınırlandırılmasından yakınıyor.

Avrupa'da kamuoyu şirketlerin ortaklarını dahi tanımazken, Türkiye'de yönetim kurulu başkanları, CEO'lardan daha çok açıklama yapıyor. Şirketi sıfırdan kurup belli bir noktaya getirenler, yetkilerini bir anda profesyonel yöneticilere teslim etmekten kaçınıyor. Şirketlere üst yönetici olarak genellikle kurucuların ya kızları ya da oğulları atanıyor.

Kurumsallaşmış veya kurumsallaşma aşamasındaki şirketler de aile şirketleri de CEO'yu kullanıyor. Perakende alanında önemli yatırımları bulunan Metro Group'un Türkiye temsilcisi Nurdan Tümbek Tekeoğlu'na göre, üst yöneticiler dünyadaki gelişmeleri yakından takip edip şirketin stratejisini anında bu değişimlere uygun hale getirebilecek esnek kişiliğe sahip olmalı. Bunu başarabilen yönetici sayısı ise çok az. Bunun yanında söz konusu geleneksel yapının değişmesi için firma sahibinin kendisini CEO olarak görmemesi lazım. Koç ve Sabancı Grubu'nun kurumsallaşmasına rağmen patronların etkisinin hâlâ görülebildiğini söyleyen Tekeoğlu şunları kaydediyor:

"Yurtdışına bakıldığında bir Mercedes'in Siemens, Metro Coca-Cola'nın pay sahibi şirket ortaklarını kimse bilmiyor. Sadece CEO'sunu biliniyor. Aslında Metro'nun yüzde 44'ü halka açık, geri kalan kısmı 3 aileye ait. Bu aileler tanınmıyor, çıkıp röportaj vermiyor." Türkiye'deki CEO'ların halktan kopuk olduğuna da dikkat çeken Tekeoğlu, "Metro Grubu'nun CEO'su Berlin maratonuna katılıyor, sosyal yardım çalışmalarında bizzat bulunuyor. Sosyal sorumluluk çalışmalarına liderlik ediyor." diyor.

Unilever Türkiye'nin yönetim kurulu başkanı ve üst yöneticisi İzzet Karaca da burada kavram karışıklığının olduğunu söylüyor. Söz konusu terimin Türkiye'ye Amerika'dan geçtiğini dile getiren Karaca, CEO'yu büyükçe bir şirketin operasyonlarından sorumlu en üst kademe yöneticisi diye tanımlıyor. Türkiye'de bunun bir çorba vaziyetinde olduğunu kaydeden Karaca, "Aile şirketindeki üst yöneticinin durumu farklı olabilir. Çünkü şirketi kurunca tam kopamıyorsunuz, kurumsallaşamıyorsunuz." yorumunu yapıyor.

Yönetim kurulu başkanının ise daha çok üst düzeyde kamu ve özel çevrelerle temas kurduğunu söyleyen Karaca, operasyonlara müdahale etmediğinin altını çiziyor. Ak Emeklilik Genel Müdürü Meral Ak Egemen ise Türkiye'de CEO kavramının tam oturmadığını vurguluyor. Egemen, "CEO, şirkette tek başına karar alma, yatırım yapmaya yetkili kişidir. Ama Türkiye'deki üst yöneticilerin şirkete müdür alma yetkisi bile yok. Harcama yetkisi ise 15 bin dolar ile sınırlı." diyor.

Sabancı Grubu'nun eski Üst Yöneticisi Celal Metin ise gelişmiş ülkelerde CEO'nun bilgi birikiminin kurumlar için büyük değer ifade ettiği kanaatinde. Avrupa ve Amerika'da tepe yöneticilerinin itibarı ile kurumun itibarı doğru orantılı. Bir araştırmaya göre, icra kurulu başkanının itibarı kuruluşun kamuoyunda, iş çevrelerinde, borsadaki itibarının yarıya yakınını teşkil ediyor.

Uluslararası sermayenin artan ilgisi ve satın almalar ve birleşmeler de CEO'larda değişikliklere yol açıyor. Ancak bu durumda şirketler istedikleri vasıflarda üst düzey yönetici bulmakta zorluk çekiyor. Bu yüzden üst yöneticilerin üç-dört yıl öncesine kadar görev süreleri 10 yıla kadar çıkarken şimdi üç yıla indi. Turkcell, Muzaffer Akpınar'ın ayrılmasından sonra uzun süre boş kalan yönetici koltuğuna Süreyya Civil'i atadı. Vodafone ise satın aldığı Telsim'e Attila Vitai'yi getirdi.

Son yıllarda satın alma ve birleşmelerin en çok yaşandığı sektör finans, telekom, perakende gibi alanlar. CEO'lardaki değişim de yine buralarda görülüyor. Uzmanlar, Türkiye'deki CEO'ların şirketlerin sahipleri ve ortakları memnun etmekten strateji oluşturmaya vakit bulamadıklarını söylüyor. Türkiye'nin önde gelen 10 holdinginin başında bulunan CEO'lar: Süreyya Ciliv (Turkcell), Bülent Bulgurlu(Koç), Cüneyt Türktan (Avea), Erdal Karamercan (Eczacıbaşı), Ahmet Dördüncü (Sabancı), Ali Ülker (Ülker), Ömer Yüngül (Vestel), İzzet Karaca (Ünilever Türkiye), Sani Şener (TAV), Göksen Körezlioğlu (Profilo).

Kartvizitler yenilendi

Türkiye'de daha önce ağırlıkla genel müdür veya koordinatör unvanı kullanılırken, CEO'nun yaygınlaşması ile birçok insan kartvizitini değiştirdi. Uzmanlara göre bu durum üst yöneticilerin yetkilerinin Avrupa ve Amerika gibi ülkelere göre az olmasına yol açtı. Üst yöneticiler, şirketlerin ve markaların sözcülüğünün yanında, sadece şirketin hissedarlarına değil, müşterilerden basına, tedarikçilerden kamuya kadar birçok kesime karşı sorumlu. Bu sorumluluk, tepe yöneticilere yarından ötesini görmeyi planlamayı, bunun için de kaynak oluşturup, iyi yönetme ve azami verimlilik yükümlülüğünü de getiriyor. Uzmanlara göre, üst yöneticiler, ekip çalışmasına yatkın olmalı, küresel ekonomideki gelişmeleri takip edip stratejisini yönlendirmeli.
 
Abdulhamit Yıldız/Zaman