Toygun ATİLLA
Cartier’in Büyükada’daki son organizasyonunun fotoğraflarını görünce önce mücevherlere sonra mekâna baktım. Benim gazetecilik merakımı asıl harekete geçiren ise 68 kişiydi.
Cartier, 26-28 Ağustos tarihleri arasında düzenlediği “Into the Wild” organizasyonu için Büyükada’daki Princes’ Palace Resort’u kapatmıştı. Hem de sadece 68 konuk için.
İtiraf edeyim. “Kim bu 68 kişi?” diye düşündüm.
Cartier söz konusu, sayı da sadece 68 olunca insanın zihninde ister istemez başka bir liste oluşuyor.
Ortadoğu’nun milyarder aileleri, Hindistan’ın büyük sanayicileri, dünyanın önemli mücevher koleksiyonerleri, Cartier’in yılda milyonlarca dolar harcayan özel müşterileri…
Belki birkaç prens, birkaç veliaht, birkaç aile ofisinin temsilcisi… 68 kişilik gerçek bir VIP kulübü bekliyordum.

68 KİŞİNİN PEŞİNE DÜŞTÜM
Biraz araştırınca işin rengi değişti. Cartier’in bölgesel ekibi Türkiye, Ortadoğu ve Hindistan’dan 68 kişiyi İstanbul’a getirmişti.
Kamuoyuna yansıyan isimler arasında Tuba Büyüküstün, Barış Arduç, Büşra Develi, Yousra, Nadine Labaki, Razane Jammal, Tara Emad, Saba Mubarak, Ahmed Malek, Raya Abirached, Anas Bukhash, Suhana Khan ve Ishaan Khatter gibi isimler bulunuyordu.
Elbette hepsi kendi dünyalarında değerli, tanınmış ve etkili insanlar. Benim aradığım 68 milyarder ortada yoktu.
Mesele zaten başka bir şeymiş.
Organizasyona katılan Savoir Flair kurucusu Haleh Nia, Büyükada deneyimini anlatırken yazısına şu cümleyle başlıyor: “There are press trips, and then there are Cartier press trips.”
Yani: “Basın gezileri vardır, bir de Cartier’in basın gezileri…”
Demek ki ben 68 kişilik gizli bir milyarderler kulübünün peşine düşmüşken, Cartier aslında çağımızın en gösterişli “press trip”lerinden birini yapmış.

MESELE O 68 KİŞİ DEĞİL
Burada yanlış anlaşılmak istemem. Cartier’in kimi davet edeceğine elbette Cartier karar verir. Oyuncuların, gazetecilerin, moda editörlerinin ya da içerik üreticilerinin orada bulunmasında da tuhaf bir şey yok.
Bana ilginç gelen ise lüks dünyasının “VIP” tanımı değişmiş olması. Eskiden lüks markanın en değerli insanı, o markaya en fazla para harcayan müşteriydi.
Şimdi onun yanındaki sandalyede markayı en fazla insana gösterebilecek kişi oturuyor. Birinin banka hesabında milyonlar olabilir. Diğerinin Instagram hesabında milyonlar vardır. Lüks endüstrisi uzun zamandır ikincisini de en az birincisi kadar önemsiyor.
Son yılın sihirli kelimesi "Takipçiydi"

TAM BU SIRADA WIMBLEDON BAŞKA BİR ŞEY SÖYLÜYOR
İşin benim açımdan en eğlenceli tarafı burada başlıyor. Cartier Büyükada’da influencer, içerik üreticisi, medya ve yıldızlardan oluşan yeni nesil etki dünyasını ağırlarken spor dünyasının en prestijli kurumlarından Wimbledon ters yönde hareket ediyor.
Wimbledon, ABD Açık’ta da yaşanan tartışmaların ardından influencer ve içerik üreticilerine sırf bu sıfatları nedeniyle verilen özel basın akreditasyonunu kaldırma yönünde adım attı.
Buradaki mesaj önemli, milyonlarca takipçiniz olabilir o milyonlarca takipçi sizi otomatik olarak gazeteci yapmıyor. Daha önemlisi, milyonlarca takipçi artık otomatik olarak etki anlamına da gelmeyebilir.

1 MİLYON TAKİPÇİ GERÇEKTEN 1 MİLYON KİŞİ Mİ?
Patronlar Dünyası’nda bir süredir tam olarak bunu tartışıyoruz.
Çünkü sosyal medya ekonomisinin belki de en büyük yanılsamalarından biri takipçi sayısını gerçek nüfuzla eşitlemek oldu. Bir hesabın altında “1 milyon” yazması kolay.
Peki kaçı görüyor?
Kaçı okuyor?
Kaçı güveniyor?
Kaçı satın alma kararını değiştiriyor?
Kaçı gerçekten orada?
Algoritmalar çağında takipçi sayısı ile erişim arasındaki bağ giderek zayıflarken markaların hâlâ eski dünyanın milyon rakamlarına bakarak karar vermesi bana biraz tuhaf geliyor.

WIMBLEDON KAPIYI KAPATIYOR, CARTIER BÜYÜKADA’YI AÇIYOR
Ortaya hoş bir tezat çıkıyor.
Wimbledon diyor ki, takipçi sayısı sana basın tribününde otomatik sandalye sağlamaz. Cartier ise Büyükada’da dünyanın en ihtişamlı sandalyelerinden bazılarını hâlâ bu yeni etki ekonomisinin temsilcilerine ayırıyor.
Biri influencer çağının sonrasını düşünmeye başlamış gibi görünüyor diğeri influencer çağının en güzel partilerinden birini veriyor.
Hangisinin geleceği daha doğru okuduğunu birkaç yıl sonra göreceğiz.
Belki Cartier haklı çıkacak belki de Wimbledon.
Ben 68 kişinin kim olduğunu araştırmaya başladığım noktadan çok farklı bir yere geldim.
Milyarder ararken influencer ekonomisini buldum.
Bütün bunların sonunda Cartier’e küçük bir sitemim var. Dünyanın en büyük mücevher markalarından birisiniz. İstanbul’a kadar geliyorsunuz, Büyükada’yı kapatıyorsunuz, 68 kişiyi ağırlıyorsunuz.
Belli ki Patronlar Dünyası’nı okumayı ihmal etmişsiniz.
Okusaydınız, biz burada "takipçi devri gerçekten kapanıyor mu?" sorusunu tartışmaya başladık. Siz de bunları görüp 68 VIP konuk listesini belki daha doğru düzenlerdiniz.
patronlardunyasi.com