Borsa


Merkez Bankası'nın 2026 yılı petrol fiyatı beklentisini 90 dolara, enflasyon hedefini ise yüzde 24'e çekmesiyle birlikte sermaye piyasalarında sert rüzgarlar esmeye başladı. Hafta başında 15.204 puan ile tarihi zirvesini gören BIST 100 Endeksi, artan makroekonomik baskılar ve kâr realizasyonlarının etkisiyle haftayı yüzde 4,61'lik kayıpla 14.367 seviyesinden kapattı. Yüksek enerji maliyetlerinin şirket kârlılıkları üzerinde yaratacağı tahribat şimdiden fiyatlanırken, piyasalar borsanın bu enflasyonist şoku ne zaman ve nasıl aşacağına odaklandı. Milliyet yazarı Zeynep Aktaş,  bugünkü köşe yazısında borsada son durumu anlattı. İşte o yazı:

Merkez Bankası’nın petrol tahminini 90 dolara, enflasyon hedefini yüzde 24’e çekmesiyle borsa haftayı sert kayıpla kapattı, yüksek cari açık ihtimali yatırımcıya soğuk terler döktürüyor. Peki bu fırtınada hangi sektörler öne çıkabilir?

Küresel piyasaların nabzı sert atıyor. Hürmüz Boğazı’ndan esen rüzgarların masum birer jeopolitik esinti olmadığı her geçen gün daha da belirginleşirken ülkeler alternatif yol arayışlarına çalışıyor. Makroekonomik göstergelerse, küresel risklerin sönümlenmek yerine giderek karmaşıklaşan yeni bir yapıya yol açtığını söylüyor. Belirsizlikler, yatırım enstrümanlarını zorlu bir dayanıklılık sınavına tabi tutuyor. Fiyatlamaların satır aralarında gizli ipuçlarını birleştirdiğimizde, karşımıza çıkan tablo sıradan bir piyasa dalgalanmasından çok daha fazlasını işaret ediyor.

YAKAMIZI BIRAKMIYOR

Küresel boyutta enflasyon, enerji fiyatları üzerinden makroekonomik dengelere ağır bir fatura kesiyor. Merkez Bankası’nın 2026 yılı için petrol fiyatı beklentisini 60 dolardan 90 dolara çıkarması, konunun ciddiyetini gösteriyor. Enflasyon hedefi yüzde 16’dan yüzde 24’e, yıl sonu gerçekleşme tahmini ise yüzde 26’ya sabitlendi. Burada asıl tehlike, petrol ve doğal gaz ithalatçısı olmanın yarattığı kırılganlık. Fiyatların bu seviyede kalması halinde 70 milyar dolarlık cari açık riskinin doğması olası bir sorun olarak öne çıkıyor. Ulaştırma ve petrokimya kaynaklı ambalaj maliyetlerindeki artış, bir kaldıraç etkisi yaratarak enflasyonu tabana yayıyor. Nitekim yılın ilk dört ayındaki meyve ve sebze fiyatlarındaki yüzde 56.6’lık sıçrama, büyüme hedeflerini tehdit eden maliyet enflasyonunun en çıplak göstergesi olarak öne çıkıyor.

BORSA 15 BİNDEN DÖNDÜ

Makroekonomik baskılar bu hafta borsa cephesinde keskin bir fiyatlamayı beraberinde getirdi. BIST 100 Endeksi, haftanın ilk günü 15.204 puanlık zirvesinden hızla çözülerek haftayı yüzde 4.61’lik kayıpla 14.367 seviyesinde tamamladı. Borsada izlediğimiz bu geri çekilme, nisan boyunca yaşanan yükselişi daha fazla taşımak istemeyenlerin kârlarını nakitte görmek istemeleri şeklinde yorumlamak da mümkün. Endeksin yön arayışında, tırmanan maliyetlerin şirket kârlılıkları üzerinde yaratacağı olası tahribat, şimdiden satış olarak borsaya yansıdı. Sermaye piyasalarının bu dönemi hasarsız atlatması, esas itibariyle şirketlerin operasyonel performanslarına bağlı olacak.

YATIRIM SİNYALLERİ

Kimteks, Kobe’nin yüzde 80’lik kısmına sermaye artırımı yoluyla 77.1 milyon TL’ye ortak oldu.

Sanifoam, Sakarya’daki fabrikasının bitişiğindeki arsanın tahsisi için OSB’ye başvurdu.

İzmir Demir Çelik, yüzde 99.81 iştiraki İDÇ Liman’ın halka arzı için resmi süreci başlattı.

Anadolu Efes, bağlı ortaklığı AE Shanghai aracılığıyla Çin’de fason üretim yaptıracak.

Oyak, Hektaş’ın yüzde 10 payını satıp elde edeceği geliri şirkete sermaye avansı olarak verecek.

SİNERJİ ARAYIŞI

Haftalık performansa sektörel pencereden bakıldığında tablo oldukça çarpıcı bir ayrışmayı öne çıkarıyor. Finansal Kiralama ve Faktoring yüzde 18.83, Bankacılık yüzde 5.14 ve İletişim yüzde 8.32 değer kaybederek endeksin zayıf halkaları oldu. Finans sektöründeki bu erime, yüksek faiz ve enflasyonist baskıların doku uyuşmazlığı yarattığını söylüyor. Madencilik sektörü ise haftalık yüzde 4.21’lik yükselişle borsanın adeta güvenli sığınağı işlevi gördü. BIST 30 hisseleri içinde yine maden hissesi olan Türk Altın İşletmeleri’nin yüzde 7.97’lik performansı öne çıktı. Onu Petkim’in yüzde 5.18 ve Kardemir’in yüzde 3.60 priminin takip etmesi tesadüf olarak okunmamalı. Emtia ve ağır sanayi tarafında fiziksel üretim gücüne sahip şirketler, satın alma gibi büyüme hamlelerine gerek duymadan olası sıkışıklığa direnç göstermeye aday firmalar. Perakende devlerinden BİM’in yüzde 2.59’luk artışı, defansif sektörlerin de bu stres ortamında pozitif sinerji yakaladığını gösteriyor.

Emtia cephesinde, yüksek jeopolitik riske rağmen ezber bozan geri çekilme söz konusu. 24 ayar külçe altının gram fiyatı yüzde 4.16 azalışla 6.630 liraya gerilerken, ons altın yüzde 3.70 oranında kan kaybetti. Gümüş cephesindeki yüzde 4.88’lik düşüş de eklendiğinde, geleneksel sığınakların bu hafta yatırımcıyı koruyamadığı gözleniyor. Döviz tarafında dolar haftayı 45.54 seviyesinde, yüzde 0.64’lük çok sınırlı bir artışla kapatırken; euro yüzde 0.81 kayıpla 53.03 liraya çekildi. Bu yatay ve sıkışık seyir, yatırımcıyı alternatif getiri arayışına iterek yüzde 1.16 prim yapan Fon Sepeti Fonları gibi yapılandırılmış enstrümanları öne çıkardı.

ESNEKLİK KAZANDIRACAK

Verilerle şirket performanslarını ve piyasa reaksiyonlarını yan yana koyduğumda, önümüzdeki çeyreğin pasif yatırımcılar için bir tür tasfiye süreci olacağını söylemek pek de yanlış olmaz. Dinamiklerin bu kadar hızlı değiştiği bir çeyrekte hareketsiz kalmak, en büyük finansal risktir.

Öte yandan tüm piyasalardaki aktörler, katılaşan enerji maliyetleri ile jeopolitik restleşmeler arasında mengenede kalmış durumda. Şirketlerin mevcut yapıları enflasyon yükünü ancak tavizsiz bir maliyet yönetimiyle kaldırabilir. Bilançosunda gerçek bir katma değer üretemeyenlerin zorlanacağı, operasyonel esnekliği olanların ise pazar payını büyüteceği bir süreç söz konusu. Küresel kum saatinde zaman işliyor. Mesele fırtınanın dinmesini beklemekten ziyade, fırtınanın kendi gücünü yelkenlere doldurabilecek o stratejik aklı ortaya koyabilmekte geçiyor.

patronlardunyasi.com