Burak ARTUNER
Önce İngiliz basınında gezinirken fark ediyorum, ardından ABD ve diğer ülke medyasındaki haberleri görüyorum...
Son günlerde bir Asya ülkesinde kadınlar, "Evlenmeme" sendromuna girmiş...
Bu salgının merkez üssü Asya’nın teknoloji devi ama demografi açısından alarm veren ülkesi: Güney Kore.
Biraz araştırıp çarpıcı rakamlara ulaşıyorum:

Koreli kadınların 4B hareketine katılımı artıyor.
Bugün dünyanın en düşük doğurganlık oranına sahip ülkesi olan Güney Kore’de bir kadın ortalama 0,75 çocuk doğuruyor.
Bu rakam, nüfusun kendini yenilemesi için gereken 2,1 seviyesinin çok altında.
Ama mesele sadece çocuk sayısı değil.
Asıl mesele, giderek artan sayıda insanın evlenmemeyi seçmesi.

Kore'de bir toplu nikah töreni
EVLİLİKTEN KAÇIŞ TRENDİ YÜKSELİYOR
Korea Times'ın yazdığına göre; son on yılda Güney Kore’de evlilik sayısı yüzde 40 azalmış.
2013’te 322 bin olan evlilik sayısı, 2023’te 193 bine düşmüş.
Ülkede 1990’da her 1000 kişiden 9,3’ü evlenirken, 2022’de bu oran 3,7’ye gerilemiş.
Yani toplumun evlilik refleksi neredeyse yarı yarıya zayıflamış durumda.

Seul'de bir grup kadın, köpeklerini bebek arabalarında gezdiriyor.
Ve zihniyet de değişiyor:
2022’de yapılan bir araştırmada “evlilik şarttır” diyenlerin oranı yalnızca yüzde 15,3 çıktı.
Başka bir ifadeyle:
Evlilik artık bir zorunluluk değil, bir seçenek olmuş ülkede.

Seul'de açılan "Öfkeli kadınlar dünyayı değiştirecek" yazılı bir pankart.
SEBEP NE?
Bu tabloyu sadece ekonomiyle açıklamak eksik olur.
Çünkü bu aynı zamanda bir kadın davranışı devrimi.
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki Güney Kore’de kadınlar: Kariyerlerini bırakmak istemiyor, uzun çalışma saatlerinden korkuyor, çocuk yetiştirmenin maliyetinden çekiniyor. evliliğin eşitlik getirmeyeceğini düşünüyorlar...
İngiliz Haber Ajansı Reuters'a göre, ülkede kadınların gelirinin erkeklerin yaklaşık üçte ikisi düzeyinde olması, eşitsizliğin hâlâ ciddi bir sorun olduğunu gösteriyor.
Sonuç olarak;
Kadınlar evlenmeyi değil, bağımsız kalmayı tercih ediyor.
Bu bir protesto değil.
Bu bir strateji.

Uluslararası Kadınlar Günü'ndeki mitingte Koreli kadınların taşıdığı 4B, 'hayır' anlamına gelen bi ile başlayan dört Korece kelimenin kısaltmasının yer aldığı bihon (evliliği reddetme), biyeonae (flört etmeme), bisekseu (cinsel ilişkiden kaçınma) ve bichulsan (doğum yapmayı reddetme) pankart.
Güney Kore 2023’te resmen “süper yaşlı toplum” kategorisine girdi.
Yani nüfusun yüzde 20’si 65 yaşın üzerinde.
Bu demek ki:
Daha az genç
Daha çok yaşlı
Daha ağır bir ekonomik yük
Ve daha küçük bir gelecek.
Bugün doğum sayısı 1995’e göre yaklaşık yüzde 67 azalmış durumda Güney Kore'de
Bu bir ülke için, yavaş ama sürekli bir nüfus erimesi demek.

Koreli kadınlar bebek arabasında köpekleriyle.
SALGIN GÜNEY KORE'YLE SINIRLI KALMIYOR
Şimdilik bu salgından etkilendiği tespit edilen ülkelerden bazıları ise şöyle: Japonya, Çin, İtalya, Almanya
Güney Kore evlilikleri teşvik etmek için: Para yardımı, konut desteği, tanışma programları, doğum teşvikleri gibi pek çok politikayı hayata geçirmiş durumda ama neredeyse yaprak kımıldamıyor...
Kore'deki romantik dizi patlamasının da 'evliliğe teşvik' amacıyla yapıldığına dair yorumlar da azınsanmayacak kadar çok
Uzmanlar; Crash Landing on You, Descendants of the Sun ve My Love from the Star gibi küresel fenomenlerin, milyonlarca izleyiciye aşk, sadakat ve evlilik ideallerini parlatılmış bir hayat hikâyesi olarak sunmasında bunun etkili olduğunu düşünüyorlar.
Bu dizilerde ortak bir formül var: Yoğun iş hayatı, zorlu kişisel mücadele
Ve sonunda “doğru kişi” ile kurulan mutlu birliktelik
Yani ekran, gerçek hayattaki evlenmeme eğilimine karşı romantik bir alternatif evren yaratıyor.
Kore Kültür Bakanlığı verilerine göre K-drama ihracatı son on yılda katlanarak büyüdü ve romantik diziler bu büyümenin lokomotifi oldu. Özellikle genç kadın izleyici kitlesi, bu diziler aracılığıyla romantik ilişki ve evlilik fikrini yeniden hayal ediyor.
Ancak sosyologlara göre burada bir paradoks var:
Fakat ne yapsan olmuyor...
Romantik diziler aşkı büyütüyor, ama evlilik sayısını artırmıyor.

Düşünüyorum eskiden model
Evlen, çocuk yap, çalış, emekli ol modeliydi
Şimdi ise bu model;
'Çalış, kendin için yaşa, istersen evlen'e dönüşüyor gibi
Bu bir kriz mi, bence kesinlikle öyle...
Gelelim ülkemize...
Uzun yıllar “genç nüfus avantajı” ile övünen Türkiye’de tablo hızla değişiyor.
Rakamlar gösteriyor ki, evlenmeme ve çocuk sahibi olmama eğilimi artık sadece Doğu Asya’nın değil, Türkiye’nin de gündeminde.
Türkiye’de toplam doğurganlık hızı 2001 yılında 2,38 çocukken, bu oran yıllar içinde düzenli biçimde düşerek 2024’te 1,48 çocuğa geriledi. Bu seviye, nüfusun kendini yenilemesi için gerekli olan 2,1 eşiğinin oldukça altında.
2024 yılında Türkiye’de 568 bin çift evlendi, ancak aynı yıl 187 bin çift boşandı. Yani evlilikler de kırılgan bir yapıya sahip
2024 verilerine göre; Yükseköğretim mezunu kadınlarda doğurganlık: 1,22 çocuk
Düşük eğitim grubunda doğurganlık: 2,65 çocuk
Eğitim yükseldikçe doğum düşüyor.
Manzara şu:
Daha geç evlilik
Daha az çocuk
Daha bireysel yaşam
O yüzden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere devletin ilgili bakanlıkları nüfus artışı üzerine ısrarla kafa yoruyorlar...
Güney Kore'de çarpıcı sonuçlara yol açan evlenmeme salgını, küresel bir yapıya evriliyor gibi.
Evlenmenin geciktiği, çocuk sayısının sessizce azaldığı Türkiye ise bir geçiş döneminde gibi görünüyor.
Nereye, nasıl yönelecek hep beraber göreceğiz...
patronlardunyasi.com