Dünya


Burak ARTUNER 

#video_9756507#

Dünyanın iki ayrı ucunda, 25 Ekim’de sandıktan çıkan sonuçlar küresel siyasetin önemli tartışmalarından birini yeniden gündeme taşıdı.

Brezilya’da Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva, ABD Başkanı Donald Trump’ın siyasi çizgisine yakın Flávio Bolsonaro’yu geride bırakarak yeniden seçildi. 
Balkanlar’da ise Sırbistan’ın öğrenci hareketi, Aleksandar Vučić’in siyasi cephesini tarihi bir yenilgiye uğrattı. 

İki ülkenin hikâyesi birbirinden farklı. Brezilya’da ABD ile ticari ve siyasi gerilim, seçim kampanyasının önemli başlıklarından biriydi. Sırbistan’da ise yaklaşık iki yıldır devam eden öğrenci protestoları, yolsuzluk iddiaları ve hesap verebilirlik talebi ön plana çıktı.

Ancak iki sonuç da önemli bir soruyu beraberinde getiriyor: Büyük güçlerin siyasi tercihleri, ekonomik baskıları ve uluslararası bağlantıları, bir ülkenin seçmeninin kararını belirlemeye yetiyor mu?

BREZİLYA’DA TRUMP HESABI TUTMADI MI?

Brezilya seçimlerinin uluslararası boyutunu anlamak için Washington ile Brasília arasındaki gerilime bakmak gerekiyor.

Lula, 25 Ekim’de yapılan ikinci turda oyların yaklaşık yüzde 51,8’ini alarak yeniden seçildi. Rakibi Flávio Bolsonaro ise yüzde 48,2’de kaldı. 

Böylece Lula, Brezilya’nın en üst makamına dördüncü kez seçilerek Latin Amerika’nın en büyük ekonomisinin yönetimini elinde tuttu. 

Seçim yalnızca sağ ile sol arasındaki bir yarış değildi. 

ABD’nin Brezilya’ya yönelik gümrük tarifeleri, iki ülke arasındaki ticari gerilim ve eski Devlet Başkanı Jair Bolsonaro’ya verilen siyasi destek de kampanyanın uluslararası boyutunu oluşturdu.

Trump yönetiminin tercihleriyle örtüşen bir sonuç ortaya çıkmaması, Washington’ın Latin Amerika’daki siyasi etkisinin sınırları açısından dikkat çekici. 

Ancak Lula’nın zaferini yalnızca Trump karşıtlığıyla açıklamak da mümkün değil. 

Ekonomik koşullar, sosyal politikalar, güvenlik tartışmaları ve Brezilya toplumundaki siyasi kutuplaşma da seçimde belirleyici oldu.

Sonuçta ABD’nin siyasi ve ekonomik gücü, başka ülkelerde seçmenin iradesini otomatik olarak belirleyemedi. 

SANDIKTAN ÖNCE DİJİTAL MEYDAN SAVAŞI

Brezilya seçimlerini ilginç kılan gelişmelerden biri de Facebook, Instagram ve WhatsApp’ın sahibi Meta’nın seçim sürecinde tartışmaların merkezine yerleşmesiydi.

Lula’nın kampanya ekibi, Meta’nın içerik dağıtımı ve yapay zekâ uygulamalarının iki aday arasında eşitsizlik yarattığını savundu. 

Özellikle Meta AI aracılığıyla Lula’nın görüntülerini üretmeye yönelik bazı taleplerin reddedilmesi, buna karşılık rakibi Flávio Bolsonaro’yla ilgili taleplerin karşılanabildiği iddiası tartışmayı büyüttü.

Bunun üzerine Brezilya Yüksek Seçim Mahkemesi, 15 Ekim’de Meta’nın adaylarla ilgili içeriklerin dağıtımında eşit davranmasını istedi. Karar, paylaşımların erişiminin azaltılması, önerilerin engellenmesi ve arama sonuçlarının kısıtlanması gibi uygulamaları kapsıyordu. 

İhlal durumunda günlük 500 bin real para cezası öngörüldü.

Tartışma dijital dünyanın dışına da çıktı. São Paulo’da Meta’nın ofisi önünde protestolar düzenlendi. 

Şirket ise siyasi taraf tuttuğu veya seçimlere kasıtlı olarak müdahale ettiği iddialarını reddederek teknik sınırlamalara ve uyguladığı güvenlik önlemlerine dikkat çekti. 

20 Ekim’de Meta’nın Gözetim Kurulu da seçim döneminde içerik denetimi kurallarının uygulanmasında tekrarlanan hatalar bulunduğunu açıkladı. Kurul, siyasi konuşmaların korunması ve seçim dönemindeki uygulamaların şeffaf olması gerektiğini vurguladı.

Bu gelişmeler, dijital platformların seçimlerdeki rolünü yeniden tartışmaya açtı. 

Tartışmalar, birkaç küresel teknoloji şirketinin siyasi iletişim üzerindeki etkisinin demokratik denetim ihtiyacını artırmasını göstermesi açısından önemliydi. 

SIRBİSTAN’DA ÖĞRENCİLERİN TARİHİ ZAFERİ

Brezilya’dan binlerce kilometre uzakta, Balkanlar’da başka bir siyasi hesap bozuldu.

Sırbistan’da öğrenci hareketinin desteklediği “Students Win” (Öğrenciler Kazanıyor) listesi, 25 Ekim’deki erken parlamento seçiminde önemli bir zafer elde etti. 

Uzun yıllardır ülke siyasetinin merkezinde bulunan Aleksandar Vučić yenilgiyi kabul etti.

İlk tahminlere göre öğrenci destekli liste, 250 sandalyeli parlamentoda yaklaşık 139 sandalye kazanırken Vučić’in siyasi cephesi 104-105 sandalye civarında kaldı. 

16 KİŞİNİN ÖLDÜĞÜ FACİAYLA ORTAYA ÇIKAN HAREKET 

Hareketin çıkış noktası, Kasım 2024’te Novi Sad kentindeki tren istasyonunun beton sundurmasının çökmesi ve 16 kişinin hayatını kaybetmesiydi. Olayın sorumlularının hesap vermesini isteyen öğrencilerin başlattığı protestolar, zamanla yolsuzluk iddialarına, hukukun üstünlüğüne ve siyasi sistemin işleyişine yönelik daha geniş bir itiraza dönüştü. 

Öğrenciler, sokak protestolarıyla sınırlı kalmayıp seçimde örgütlü bir siyasi seçeneğe dönüştü. Sonuç, yıllardır iktidarın merkezinde bulunan Vučić için ciddi bir siyasi yenilgi anlamına geliyor.

Peki, Sırbistan’da da Brezilya’daki gibi teknoloji şirketleri ve sosyal medya tartışmaları yaşandı mı?

Evet, ancak aynı biçimde değil.

Sırbistan’da dijital tartışmalar daha çok öğrenci hareketini itibarsızlaştırmaya yönelik dezenformasyon, protestocuların yabancı güçler tarafından yönlendirildiği iddiaları ve aktivistlerin dijital güvenliğine ilişkin kaygılar etrafında gelişti. 

Öğrenci hareketinin yükselişi sırasında hükümete yakın medya organları ve sosyal medya kanallarında hareketin dışarıdan yönlendirildiğine ilişkin anlatılar dolaşıma girdi. 

Aktivistlere yönelik dijital gözetim iddiaları da tartışmanın bir parçası oldu.

Seçim yenilgisini kabul eden Vučić de yabancı ülkelerin müdahalesini ve “Amerikan derin devletini” suçladı. Ancak bu açıklama, söz konusu müdahalenin gerçekleştiğini kanıtlayan bağımsız bir bulgu olarak değerlendirilemez. 

Brezilya’da Meta’nın içerik denetimi ve adaylara eşit davranıp davranmadığı tartışılırken, Sırbistan’da dezenformasyon ve protestoculara yönelik baskı iddiaları ön plana çıktı. 

İki ülkede de dijital alanın siyasetin ayrılmaz bir parçası hâline geldiği görülüyor.

TRUMP’IN ETKİSİ NEREYE KADAR?

Bana göre, Brezilya ve Sırbistan örnekleri, uluslararası ilişkilerdeki siyasi ağırlığın ülkelerin iç dinamiklerinin yerini alamadığını hatırlattı. 

Ekonomik kaygılar, adalet talebi, toplumsal tepki ve değişim isteği, dışarıdan yapılan hesapların önüne geçebiliyor.

İKİ UZAK ÜLKEDEN ÇIKAN MESAJ

Birbirine uzak iki ülke, iki farklı sonuç ve dünyanın geri kalanına şu mesajı verdi bence: 

Sandık, küresel siyasetin büyük oyuncuları ne kadar güçlü olursa olsun, seçmenin kendi ülkesine ilişkin kararını her zaman etkileyemeyebiliyor.

patronlardunyasi.com