Hürriyet gazetesinden Sefer Levent konuyla ilgili "Sayın Şimşek'e gollük pas" başlıklı yazı kaleme aldı. İşte o yazının tamamı:
Ankara’nın enflasyonla mücadelede en çok zorlandığı kulvarlardan birinde nihayet yüzleri güldüren, moralleri düzelten bir rüzgâr esti. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in ve ekonomi yönetiminin işini bir anlamda kolaylaştıracak, programın hedeflerine adeta omuz verecek bir küresel gelişmeyle karşı karşıyayız: Petrol fiyatlarındaki sert geri çekilme.
Hatırlayalım; yılın ilk yarısında Ortadoğu’da tırmanan gerilim ve küresel ticaretin can damarı Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanma riskiyle nisan ayı sonunda 120 doların üzerine fırlayan bir Brent petrol görmüştük. Küresel piyasalarda esen bu savaş rüzgârları, Türkiye’de tam da enflasyonun belini kırmaya odaklandığımız bir dönemde maliyetleri yukarı fırlatmış, akaryakıtta motorini yüksek seviyelere dayayarak lojistik kanalıyla iğneden ipliğe her şeye zam baskısı yaratmıştı. Hatta Merkez Bankası (TCMB), bu dışsal şok nedeniyle 2026 ortalama petrol varsayımını 89.4 dolara kadar yükseltmek zorunda kalmıştı. Bakan Şimşek de açıkça petrolün 90 dolarların üzerinde kalmasının dezenflasyon programının yıl sonu hedeflerinde sapma yaratabileceği uyarısında bulunarak, bunun enflasyona 3 puana yakın ek yük getireceğini belirtiyordu.
LOJİSTİK MALİYET AZALIR: Türkiye’de üretici fiyatlarının (Y-ÜFE) tüketiciye yansımasındaki en büyük kırılma noktası lojistik maliyetleridir. Motorin fiyatlarındaki gevşeme; tarladaki domatesten fabrikadaki hammaddenin nakliyesine kadar tüm tedarik zayıf zincirinde navlun (taşımacılık) maliyetlerini düşürecek. Bu da üreticinin maliyet yönlü zam baskısını azaltarak raf fiyatlarındaki katılığı kıracaktır.
PETROL MALİYETİMİZ AZALIR: İşin en kritik yapısal bacağı ise cari açık kanalı. Türkiye günde yaklaşık 1 milyon varil petrol ithal ediyor. Petrolün her 10 dolarlık ucuzlaması, yıllık enerji ithalat faturamızdan 4 ila 5 milyar doları siliyor, cari açığımızı azaltıyor. Zirve projeksiyonlardan 70 dolara inilmesi, Türkiye’nin dış ticaret açığında yıllık bazda 20 milyar doların üzerinde bir tasarruf potansiyeli demek. Piyasadan döviz talebinin bu denli çekilmesi, Merkez Bankası’nın rezerv biriktirmesini kolaylaştırırken, enflasyonun en büyük besleyicisi olan “kur geçişkenliği” riskini de bertaraf ediyor. TL’nin istikrar kazanması, beklenti yönetiminde Şimşek’in en büyük kozu haline geliyor.
Sonuç olarak...
Petrolün 70 dolara demirlemesi, bozulan makroekonomik moralleri düzeltmekle kalmıyor; ekonomi yönetiminin “enflasyonda dışsal şok” gerekçesini de büyük oranda masadan kaldırıyor. Kamu bütçesi üzerindeki enerji sübvansiyonu yükünün hafiflemesi, Bakan Şimşek’in en çok önem verdiği “mali disiplin” ve “kamuda tasarruf” adımlarında ciddi manevra alanı açıyor. Küresel enerji piyasası Şimşek’e dezenflasyon yolunda çok büyük bir pas attı; umarım içeride bu pası gole çevirecek adımlar gecikmeden atılır.
patronlardunyasi.com