Bilanço makyajı, şirketlerin finansal durumunu olduğundan farklı göstererek hem yöneticileri hem de yatırımcıları yanıltan ciddi riskler barındırıyor. Dünya Gazetesi'nden Bankacı Uğur Gündüz, bu tür manipülasyonların kısa vadeli avantaj sağlasa da uzun vadede güven kaybı ve ağır sonuçlar doğurduğunu vurguluyor. Gündüz'ün bugünkü yazısı şu şekilde:
Makyajlanmış bilançolar, şirket yöneticilerinin ve yatırımcıların yanlış kararlar almasına yol açar. Hatalı yatırım kararlarına, gereksiz borçlanmaya veya yanlış stratejilere neden olur. Yani makyajı yapan bile yaptığının doğru olduğuna inanmaya başlar ve yanlışın üzerine doğruyu inşa etmeye çalışır.

Makyaj, kişinin görünümünü değiştirmek ve güzelleştirmek amacıyla yüz ve vücuda uygulanan kozmetik ürünlerdir. Makyaj yapmanın en önemli iki nedeni ise güzelleşerek çekiciliği artırmak ve kusurları kapatmaktır.
Bilanço makyajı ise bir şirketin finansal durumunu olduğundan daha iyi ya da vergi avantajı yaratmak için olduğundan kötü göstermek amacıyla yapılan muhasebe manipülasyonlarıdır.
PEKİ FİRMALAR NEDEN MAKYAJ YAPAR?
● Yatırımcıları çekmek ya da “kandırmak” mı desek!
● Kredi alabilmek için!
● Vergi kaçırmak ya da denemek için diyelim!
Biz yazımızda finansalı kuruluşlar nezdinde bilanço itibarını sağlamak için yapılan makyaj üzerinde duracağız.

NASIL YAPILIYOR?
Bilanço makyajı, çeşitli muhasebe teknikleri kullanılarak yapılır:
● Gelirlerin/giderlerin hatalı kaydedilmesi
● Hayali satışlar oluşturulması
● Giderlerin ertelenmesi
● Karşılıkların yetersiz ayrılması
● Stokların değerinin yüksek/düşük gösterilmesi
● Maddi duran varlıkların değerinin yüksek gösterilmesi
● Borçların bilançoda gösterilmemesi
● Garanti yükümlülüklerinin gizlenmesi
● Kur farklarının yanlış muhasebeleştirilmesi.
AMAÇ VE SONUÇ FARKLILIĞI
Makyajlanmış bilançolar, şirket yöneticilerinin ve yatırımcıların yanlış kararlar almasına yol açar. Gerçek finansal durumu yansıtmayan verilerle yapılan analizler, hatalı yatırım kararlarına, gereksiz borçlanmaya veya yanlış stratejilere neden olur.
Yani makyajı yapan bile yaptığının doğru olduğuna inanmaya başlar ve yanlışın üzerine doğruyu inşa etmeye çalışır. Kıt kaynaklar heba olur. Bilanço makyajı ortaya çıktığında, yatırımcılar şirkete olan güvenlerini kaybeder.
Her makyaj bir gün akar! Bu durum, hisse senedi fiyatının düşmesine, şirketin piyasa değerinin azalmasına ve gelecekte yatırım bulma zorluğuna yol açar. Güven kaybı, şirketin itibarını zedeler ve uzun yıllar boyunca onarılamaz.
Bilanço makyajı yasalara aykırı bir faaliyettir ve tespit edildiğinde şirket yöneticileri ve ilgili kişiler hakkında hukuki süreç başlatılır. Bu süreç sonucunda para cezaları, hapis cezaları ve meslekten men gibi ciddi yaptırımlar uygulanır. Şirketin kendisi de ağır para cezalarıyla karşı karşıya kalır.
Finansal tabloları manipüle eden şirketlerin kredi notları düşer ve finansmana erişimleri zorlaşır. Kredi veren kuruluşlar ve diğer finansman kaynakları, güvenilirliğini yitirmiş şirketlere daha yüksek faiz oranları uygulamak ister.
Bu durum, şirketin finansman maliyetini artırır ve rekabet gücünü olumsuz etkiler.
Bankalar kredi talebini değerlendirirken en büyük referans bilanço kayıtlarıdır. Kredi notunun asli unsuru bilanço kayıtları incelendiğinde, makyaj mutlaka akar.
Bilanço makyajı, şirketin tedarikçiler, müşteriler ve diğer iş ortakları nezdindeki itibarını da zedeler. Güvenilir olmayan bir imaj, ticari ilişkilerin bozulmasına ve yeni iş fırsatlarının kaçırılmasına neden olur.

ÇALIŞAN HER ŞEYİN FARKINDA
Şirketin gerçek finansal durumunun kötü olduğu ancak makyajla iyi gösterildiği durumlarda, çalışanların bazıları (işlemleri insan yapar) bu durumu fark eder.
İşten ayrılmalar başlayınca, iyi personelle daha az liyakatlı personel yer değiştirir. Şirketin ahlakı bozulursa çalışanlarının da ahlak perdeleri inmeye başlar.
İKİNCİL KAYIT TEHLİKESİ
Hayali bilanço yaratanlar gerçek bilanço kayıtlarını da izlemek zorundadır. Yani el altı ikincil kayıt tutar ve bir nevi suçun delilini yaratırlar.
Finans dünyasında "makyajlı bilanço" (window dressing) bir nevi açık sır gibidir. Şirketler, bilançolarını daha likit, daha kârlı veya daha az borçlu göstermek için çeşitli muhasebe oyunlarına başvururlar. Ancak profesyonel bir banka analisti veya istihbarat uzmanı için bu makyajı silmek genellikle sadece birkaç saatlik bir "röntgen" çalışmasına bakar.
Şeffaf ve doğru bilançonun neden sadece bir "dürüstlük meselesi" değil, aynı zamanda stratejik bir zorunluluk olduğunu açıklayalım.
BANKALAR NASIL ANLAR?
Bankaların istihbarat ve analiz birimleri, sadece size verilen kağıtlara bakmazlar. Gerçekleri ortaya çıkarmak için kullandıkları bazı standart filtreler vardır:
● Nakit akış analizi: Kâr açıklayan ama kasası boş olan bir şirket, banka için "şüpheli"dir. Analistler, "Bu kâr nerede?" sorusunun cevabını nakit akış tablolarında bulur.
● Sektörel kıyaslama: Sektör ortalaması yüzde 10 kâr marjıyken bir şirket yüzde 30 beyan ediyorsa, bankacı buna "dahi" gözüyle değil, "burada bir gariplik var" gözüyle bakar.
● Ticari sicil ve çapraz kontroller: Grup şirketleri arasındaki fiktif faturalaşmalar veya ilişkili taraflardan alacaklar, konsolide raporlarda hemen sırıtır.
● Vergi dairesi vs. yönetim bilançosu: İki bilanço arasındaki uçurum, şirketin "gerçek" durumu hakkında bankaya net bir mesaj verir.
ŞEFFAF BİLANÇONUN FAYDALARI
Doğruyu söylemek, kısa vadede "hayır" cevabı alma riskini taşısa da uzun vadede şirketin finansal sağlığını korur.
Sağlıklı kredi ilişkisinde açık olmak, kredi talebini amaçlandırır, finansman ihtiyacını ve kullanım yerlerini somutlaştırır. Bilançonun krediye ihtiyacı yokken şirketin ihtiyacı olamaz!
Ayrıca banka, gerçek nakit akışını görmediği için şirketin ödeyemeyeceği bir ödeme planı (itfa planı) oluşturabilir. Bu da şirketi temerrüde sürükler.
ŞEFFAFLIK BEDAVA DEĞİL ANCAK DAHA UCUZDUR
Şeffaf bir bilanço düzenlemek; profesyonel bir muhasebe/finans sistemi, iç denetim ve bazen bağımsız denetim maliyeti demektir. Ancak bu maliyet, eksik/yanlış bilgi nedeniyle ödenen gizli maliyetlerden çok daha düşüktür.
Bankalar için en kötü senaryo "kötü bilanço" değil, "belirsiz bilanço"dur. Bankacı, yönetebileceği riski sever; neyle karşılaşacağını bilmediği bir yapıdan ise arkasına bakmadan kaçar.
Kredi taleplerinde şeffaflık, bankaya karşı bir lütuf değil, şirketin kendi sürdürülebilirliği için bir zırhtır. Gerçeklerin eninde sonunda istihbarat raporlarında ortaya çıkacağı bir sistemde, makyaj yapmak sadece "pazarlık gücünü" kendi eliyle bankaya teslim etmektir.
Şeffaf olan şirket, zayıf yönlerini bildiğini ve bunları düzeltmek için bir planı olduğunu göstererek profesyonel bir duruş sergiler. Bu duruş, çoğu zaman beklenenden daha fazla limit açtırır.
Sonuç olarak; bilanço makyajı kısa vadede bazı şirketlere avantaj sağlıyor gibi görünse de, uzun vadede hem şirketlerin kendileri hem de ülke ekonomisi için ciddi ve kalıcı zararlara yol açan etik dışı bir uygulamadır. Şeffaflık, dürüstlük ve hesap verebilirlik ilkelerine dayalı bir finansal raporlama sistemi, sağlıklı bir ekonomi ve güvenilir iş ortamı için hayati önem taşır.
patronlardunyasi.com