Patronlar


Türkiye’nin gündemi içinde mutlaka söyleyecek bir sözü bulunan TÜSİAD uzun zamandan beri kamuoyuna dönük açıklama yapmıyordu. Geçmişinde ‘Hükümet düşüren dernek’ notu bulunan TÜSİAD’ın mart ayından beri akıllarda kalan bir çıkışını, bir açıklamasını siz hatırlıyor musunuz?

Peki bu son çıkış, gerginlik havası niye? Türkiye’nin birikmiş problemleri el birliği ile çözülebilecekken hep sadece sorunları söylemek ne kadar doğru? Üniversitelerde reform şart ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın sözlerine kulak vererek  YÖK’ün tavrını da eleştirmek gerekmiyor mu? Özel sektörün üniversite açmasına engel olan YÖK alkışlanacak mı?

Yoksa TÜSİAD üyeleri rekabetin kaliteyi artırdığına inanmıyor mu? Para kazanmak için her türlü fikri değerlendiren, hatta zincir eczaneler kurmayı bile düşünerek bunu hayata geçirmeye planlayanların, yatırımcının üniversite açmasına set çekenlerle aynı tarafta durması  özel sektör anlayışı açısından yadırganacak bir durum.

Koç, meslek liselerinde de reforma ihtiyaç duyulduğunu söylüyor ve ekliyor: 'Bu konuda başarılı olmuş bütün ülkelerde meslek liseleri, doğrudan mesleğe yönlendirirken biz de meslek liselerinin üniversiteye geçiş basamağı olarak kullanılabilmesi için kavgalar edilmektedir' Bu kavgayı kim ve ne zaman çıkardı? TÜSİAD, bu kararda taraf oldu mu? Bunun cevabını elbette tarih verecek.

İşin ideolojik kısmını bir kenara bırakıp aslına gelirsek, hangi sanayici üniversite bitirmiş, mühendis varken meslek lisesi mezununa iş verir? Meslek liselinin  derdi elinde iki imkanı bulundurmak. “Üniversite okuyamazsam mesleğim olsun. Ekmeğimi öyle kazanırım” diye düşünüyor. Olay bu.

Öte yandan TÜSİAD, Rektör Aşkın’a yapılanları tasvip etmediğini deklare ediyor. Siyasileştirilen bir adliye olayına arka çıkmak TÜSİAD’ın işi midir? Aşkın’ın suçlu olduğu kesinleşir ve  hüküm giyerse başta YÖK olmak üzere TÜSİAD ne yapacaktır? Hukuk herkese lazım ise, özgürlükler kısıtlanmamalı ise bu toplumun bütün fertleri için geçerli olması gerekmiyor mu? Türban problemi, yıllarca halkı sıkıntıya sokan, bunun yanında birilerine de para kazandıran enflasyonun düşürülmesinde olduğu gibi toplumsal mutabakat ile çözüme kavuşturulamaz mı? TÜSİAD’ın önerisi nedir?

Erkem seçim isteklerinin doruğa çıkmaya başladığı, aslında 3 kasım seçimlerinden bir koalisyon hükümeti çıkarmaya hedefleyenlerin bunu gerçekleştiremediği ancak  çabalarının devam ettiği yönünde söylentilerin bulunduğu bir dönemde seçim barajının gündeme gelmesi manidardır. Hatta, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in bu konudaki görüşlerinin Şeref konuğu olarak çağrıldığı bir toplantıda öğrenilmesi daha da ilginçtir. Sezer, İş dünyasının davetlerine katılmadığı için ayaküstü konuyu sorup tavrını öğrenmenin mümkün olmadığına göre ve Köşke gidip bunu sormak da hoş olmayacağı için en iyi yol bu yoldu.

Yakında bir seçim sistemleri üzerine hazırlanmış rapor görür ve arkasından ‘Seçim barajları insin’ çağrısı duyarsanız  son YİK toplantısını hatırlamayı unutmayınız.