Türk pop müziğinin sevilen isimlerinden Soner Arıca, hayatının en zor ve en acı haftalarından birini geride bıraktı. Aynı hafta içerisinde önce annesini, ardından Türk sinemasının unutulmaz çınarı, dayısı Kadir İnanır’ı kaybeden ünlü sanatçı, cenaze merasimlerinin ardından sessizliğe bürünen evinde yaşadığı derin yalnızlığı ve çaresizliği Posta gazetesinden Alev Gürsoy Cimin'e anlattı. İşte o röportaj:
Öncelikle hepimizin başı sağ olsun. Aynı hafta içinde hem annenizi hem de dayınızı sonsuzluğa uğurladınız… Bir insanın yüreğinin kaldırabileceği en ağır sınavlardan biri bu olsa gerek. Cenazeler bitti, kalabalıklar dağıldı ve geriye sessizlik kaldı. O sessizliğin içinde, bir evlat ve bir yeğen olarak en çok hangi duygu canınızı acıtıyor? En çok neyle baş başa kalıyorsunuz?
Çaresizlik hissi insanın kalbine inen bir yumruk gibi, çünkü kayıp ve özleyecek olmak gibi duygu durumları zaten yoğun ve üzüntü verici ama olan karşısında elinden hiç bir şey gelememesinin hissettirdiği çaresizlik duygusu en ağır olanı, bunu değiştirecek hiçbir şey yapamıyorsun güçsüzlüğün yüzüne vuruluyor gibi, sevdiğin birini kaybetmemek için elinden geleni sonuna kadar yapsan da bir noktadan sonrası senin kontrolünde değil, çok ağır bir yüzleşme.
İnsan annesini kaybedince gerçekten içinde ne eksiliyor?
Yalnızlık ıssızlık güvensizlik gibi hissetmene engel olacak güçlü olmaya iyi hissetmeye dair her şeyin eksiliyor gibi, adresi kaybediyorsun gibi, seni gerçekten kimse anlamayacak, kimse sevmeyecek gibi, güvende ve iyi hissetme hissin kesinlikle eksiliyor.
“ANNESİZLİK ‘YURTSUZLUK’ GİBİ”
“Annesizlik” kelimesini bugün nasıl tarif edersiniz?
Yurtsuzluk gibi tanımlayabilirim, gerçekten gidecek bir yerin ya da şefkatle seni bekleyecek hiç kimsenin olmaması gibi
“BEYNİM GERÇEĞİ İLK BAŞTA REDDETTİ”
Eve döndüğünüzde annenizin yokluğunu ilk nerede hissettiniz?
Aslında uzun bir hastane sürecimiz olduğu için evdeki yokluğuna ikinci aydan sonra kısmen alıştım zannediyordum, ama vefat ettiğinde odasına girdiğimde tekrar ve şiddetli bir şekilde hissettim, asla yapamayacağımı zannettiğim bir şey yaptım yatağına uzandım birkaç başörtüsünü aldım kokladım filan, sanki evden ilk gittiği anmış gibi hissettim, çok yakıcıydı.
En çok hangi cümlesini özlüyorsunuz?
Annem onun için bir şey yapıldığında yapılan şeyin iltifat olduğunu kabul edip “ iltifatlarına çok teşekkür ederim” derdi, ya da herhangi bir şeye teşekkür edeceğin zaman sadece teşekkür ederim değil teşekkürünün altını çizmek için “çok büyük teşekkür ederim” derdi, çünkü bir insanın bir insana jest yapmasını çok önemserdi, sanırım kardeşlerimle aramızda onu en çok “çok büyük teşekkür ederim” diyerek anacağız.
Anneniz size hayatta en büyük hangi değeri bıraktı?
Annem eğitime ve sosyal terbiyeye çok önem veren bir insandı, “asil azmaz” derdi mesela, saygılı olmak kavramı onun için önemliydi, bütün bunların bana ondan manevi bir miras olarak kaldığını düşünüyorum
Bugün anneniz sizi izliyor olsaydı ona ne söylemek isterdiniz?
İzlediğini düşünüyorum zaten ve şöyle diyorum “söz veriyorum kısa zamanda toparlanacağım, çok ağlamayacağım, çok üzülmeyeceğim, senin de istediğin gibi işlerimi en iyi şekilde yapacağım” diyorum.
“BAMBAŞKA BİR ACI VE TARİFSİZ BİR SIZI”
Acının en ağır tarafı özlemek mi, bir daha sarılamayacağını bilmek mi?
Her ikisi de... Son beş aydır hastane süreci nedeniyle bu acıya aslında yavaş yavaş hazırlanıyorduk. Fatsa'da annemin yanındaydım; konserler için kısa süreli ayrılırken her defasında "Acaba onu son kez mi görüyorum?" diye sarılıyor, gözyaşlarımı göstermemek için hızla çıkıyordum. Sanki yaşadıklarım bugünün provasıydı. Ama insan ne kadar hazırlanırsa hazırlansın, kaybın gerçekten yaşanması bambaşka bir acı ve tarifsiz bir sızı.
Üç gün sonra bu kez dayınız usta oyuncu Kadir İnanır’ı kaybettiniz. Bu ikinci acı sizi nasıl etkiledi?
Haberi ilk duyduğumda dondum kaldım, sıkıntılı bir süreç vardı ama insanın beyni bunun da gerçekliğini reddediyor, zaten o kadar üzgün hissediyordum ki 30 dakika kadar gerçekten duygusal donukluk yaşadım, sanki başka hiçbir duygu durumu bilmiyormuşum gibi sadece çok üzgün ve çok şaşkındım haberi aldığımdan sonraki ilk iki gün.
“BEYNİM GERÇEĞİ ÖNCE REDDETTİ”
Bir insan iki büyük kaybı birkaç gün içinde yaşayınca ayakta nasıl kalıyor?
Gerçekliğini kısmen reddediyor beyin, ancak böyle yine kısmen korunabiliyor, hiçbir şeye müdahale edemiyor sadece rüzgârın önünde Akışta gidiyordum gibi tuhaf,
genel olarak yenilgi gibi bir his
“HEM DAYI HEM AĞABEY HEM DE KOCAMAN BİR STARDI”
Dayınız sizin için sadece Türkiye’nin büyük oyuncusu muydu, yoksa önce ailenin Kadir abisi miydi?
Benim için her ikisiydi, dayımdı evet ama hayranı olduğum büyük bir sanatçıydı usta bir aktör bir STAR’dı, zaten sadece aile içinde değil tüm ülkede herkesin dayısı, abisi kardeşiydi.
KADİR İNANIR DEMEK ‘GÖRKEM, ŞIKLIK GÜZELLİK ESTETİK’ DEMEKTİ
Çocukluğunuzdaki Kadir dayınızı anlatır mısınız?
Kendimi bildiğim ilk anım beş altı yaşımdaydım Fatsa‘da sinemada onun filmini izliyorduk o da yanımda oturuyordu. Bir perdeye bir ona bakmıştım, belki de bilinçaltıma sanatçı olmakla ilgili ilk tohumlar o zaman atılmış olabilir, çocukluk yıllarında sonrasında hatırladığım da onun olduğu her yerde bir görkem hatırlıyorum, şıklık güzellik estetik, yani bir çocuğun hoşuna gidebilecek her şey diyebilirim
Size nasihat verir miydi?
Liseyi okumak için İstanbul’a gelmiştim, Erdoğan abimin yanında kalıyordum ama elbette zaman zaman onun evinde de kaldığım oluyordu, kitap okumamla ilgili ve sosyal hayatla ilgili de çok nasihat olmuştur, tabi bir de söylemle değil belki ama onun hayatını gözlemleyerek öğrendiğim çok şey oldu, en önemlisi şöhret kavramına onun yanında çok alıştım, çocukluğumda Türkiye’nin en şöhretli insanlarından biri benim dayımdı. Dahası olabilir mi?
Size kızdığı ya da çok güldürdüğü bir an var mı?
Benim biraz inatçı bulurdu, olması gerektiği dozda iyi bir dayı yeğen ilişkimiz oldu, ama onun için en favori yeğeni Levent abimdi, ben ve kardeşlerim bundan hiç rahatsız olmadığımız gibi benim açımdan çok örnek bir sevgi biçimiydi, aralarında benim tüm hayatımda gördüğüm ender derin bir bağ vardı, belki Levent (İnanır) abim çok küçük yaşlarda onun yanında kaldığı için onu oğlu gibi mi gördü bilmiyorum ama ben baba oğul ilişkilerinde bile onların arasındaki yoğun sevgi örneğine açıkçası çok rastlamadım, o yüzden bence Levent abim onun hayatında hepimizden herkesten çok önce geliyordu, zaten her anlamda çok da benziyorlar, bu zaman zaman yıpranıyor gibi olsa da özde hep de böyle devam etti.
“KADİR DAYIMDA DUYGUSALLIK ÇOK ŞIK DURUYORDU”
Kamera önündeki Kadir İnanır ile evdeki Kadir İnanır arasında nasıl bir fark vardı?
O daha fazla sert adam karakteri oynadığı filmlerle konuşuluyordu örnek alınıyordu belki ama ben onun çok derin duygusal yanını görüyordum ve bu tarafı daha fazla öne çıksın istiyordum, mesela “kırık bir aşk hikayesi” filmindeki oynadığı duygusal karaktere ben gerçek hayatta çok tanık oldum ve onda bu duygusallık çok şık duruyordu.
İnsanların hiç bilmediği yönü neydi?
İnsanların bilmediği yönü diye tarif edilir mi bilmiyorum. Kitaplarla çok yoğun ilişkisi vardı. Çok okuyan, edebiyatı şiiri çok seven biriydi
Size göre nasıl bir ağabey, nasıl bir dayıydı?
Bunu sadece kendi adıma cevaplıyorum; ikimizin arasında her dayı yeğen arasında olabilecek normal ilişki şekli neyse o vardı; dayı yeğenler bazen bazı konularda anlaşamayabilirler ama birbirlerini sevmeye devam ederler, ki bizim aramızda gerçekten sadece ikimizi ilgilendiren büyük bir tartışma hiç olmadı, ben de sanat dünyasında olduğum için zaman zaman sektöründe dinamikleri sebebiyle, başkalarının yorumları nedeniyle birbirimize içimizden geçeni tam ifade edememiş olabiliriz, ama temel olarak o benim yolculuğuma saygı duydu, çok dozunda yanımda oldu, zaten bir müddet sonra bizim sohbetlerimiz daha çok iki sanatçının sohbeti gibi olmaya başladı
Onun sevgisini size hissettirme biçimi nasıldı?
Sosyal hayattakini tam tarif edemeyebilirim ama sahnede beni izlemeye geldiği seferlerde yüzündeki ifadeden anlıyordum, sadece ben değil müzisyen arkadaşlarım da anlıyordu zaten, “bugün bizi sevdi çok güzel gülümseyerek izledi” diyorlardı
“BENİM İÇİN KESİNLİKLE HİÇ HASTA OLMAYACAK BİRİYDİ”
Hastane sürecinde umut hep var mıydı?
Bu süreç eşzamanlı annemin sağlık sorunuyla da paralel gittiği için Levent abim onunla ben annemle daha çok birlikte olmak üzere hareket ettik, son zamanlarda sıkıntılı şeylerden bahsedilse de umut hep oluyor, ya da insan öyle inanmak istiyor, üstelik bu ülkenin çok önemli bir sanatçısı olunca onu aileden biri gibi değil o gözle bakarak da ona bir şey olmaz, olmamalı gibi bir düşünce gelişiyor insanda, benim için kesinlikle hiç hasta olmayacak biriydi.
Onun bu kadar mücadele etmesi size güç mü veriyordu?
Annem hatta iki teyzem ve dayım da çok güçlüydüler, sağlık sorunları onları çok erken ve çok büyük yıpratamadı, bazen doktorların bile şaşırdığı anlar oldu, tabi böyle bir durum insana kendini biraz daha güçlü hissettiriyor
Veda etmeye hazır olunabiliyor mu?
Hayır böyle bir şey hiç olmuyor, acaba olabilir mi diye insanın aklından geçse de, en azından benim için buna hazır asla olamıyor.
Bu süreçte anneniz de rahatsızdı. İki sevdiğiniz insan için aynı anda endişelenmek nasıl bir duyguydu?
Çok tuhaftı, hatta bu süreçte yaklaşık iki aya kadar önce eniştemi de kaybettik, bu nasıl bir süreç nerede durmalı nasıl olmalı gibi kafam çok karışıktı, çok zor, çok anlaşılmaz.
Anneniz, kardeşi Kadir Bey’in sağlık durumunu ne kadar biliyordu?
Anneme tam ifade edemedik çünkü belki de tam anlamayacaktı ama anladığı kadarıyla bile çok üzüldü, Kadir dayım anneme göre annemin durumunu daha çok öğrenmişti ve çok üzülmüştü, çünkü herkesin birbirine büyük sevgisi vardı
Birbirlerini çok merak ederler miydi?
Birbirlerine çok büyük sevgileri vardı, tabi ben çok küçüktüm ama büyüklerin anılarından duyduğum kadarıyla genelde aile yemekleri bizim ev olurmuş, anneme karşı çok sevgi ve saygıları vardı tüm kardeşlerinin, dolayısıyla birbirlerini hep merak ederlerdi.
Siz o günlerde kendi acınızı yaşayabildiniz mi, yoksa herkes için güçlü olmak zorunda mı kaldınız?
İkisinin arasında bir yerde diyebilirim, ama acımı yaşamayı tamamlamak istiyorum, çünkü bunu yapmazsam altında çok ezileceğim bu duygunun, çok sancılı bir durumun içindeyim.
Kadir İnanır nasıl bir insandı?
Çok büyük sanatçı olduğunu hepimiz biliyoruz zaten, çok zeki, entelektüel, estetik ve sosyal zekası çok yüksek, derin duygusal biriydi diye ekleyebilirim
Sizce onu yakışıklı yapan yüzü müydü, karakteri miydi?
Birbirini tamamlıyordu ikisi de.
En büyük oyunculuğu hangi filminde ortaya çıktı diye düşünüyorsunuz?
Çok sayabilirim ama benim ‘Komiser Shakespeare, Kırık Bir Aşk Hikayesi, Yılanların öcü, Medcezir Manzaraları, Selvi boylum Al yazmalım’ ilk sayacaklarımdan.
Onu efsane yapan neydi?
Çok iyi oyuncu, iyi insan, durusu ve yaşam felsefesiyle tamamlanan sosyal olgusuyla da müthiş bir arşivi, bir de elbette gerçekten çok yakışıklı.
Sizce film insanlar neden onu bu kadar sahiplendi?
Çünkü herkesin hikayesini anlatacak bir şey mutlaka yaptı hem filmlerinde hem sosyal varoluş biçiminde, herkese abilik yaptı, karşılaştığı insanlar ona güven duyuyordu, bu durup dururken olmaz ki, gerçektir hissedilir.
“HAYAT BİR RÜYAYMIŞ”
Peş peşe yaşadığınız bu kayıplar size hayat hakkında ne öğretti?
Aslında abimi ve ablamı kaybettiğimde de öğrenmiştim ama bir kez daha derinden sarsıcı bir şekilde hatırladım ki hayat bir rüya hiçbir şey için de fazla hırpalanmaya değmez, elinden gelenin iyisini yapacaksın akışa bırakacaksın, başkalarına yardımcı olacaksın, kötülük yapmayacaksın.
Ölüm insana neyi hatırlatıyor? İnsan bir anda büyüyor mu?
Aslında insana güçsüzlüğünü ve herkesin de eşit olduğunu hatırlatıyor, ama ne yazık ki büyümeyecek insan yine büyümüyor, kötü daha kötü olabiliyor mesela var böyle örnekler, sanırım iyice yanmadan da öğrenemeyecekler.
Yasın bir sesi var mı?
Benim için daha çok ıssızlık ya da çok içli bir ağıt sesi gibi.
Geceleri uyuyabiliyor musunuz?
Çok sağlıklı denemez, zihin durmuyor ama Akışta zaman gerekeni yapacak diye düşünüyorum.
En çok hangi anlarda gözyaşlarınıza engel olamıyorsunuz?
Bazı hatıralar aklıma geldiğinde ve gerçekliği bir daha fark ettiğimde.
“O KİMSESİZLİK NEREYE GİDECEĞİNİ BİLEMEMEK HİSSİNİ TAMAMEN YOK EDEMİYORUM”
Kendinizi hiç bu kadar yalnız hissetmiş miydiniz?
Gerçekten kendimi hiç bu kadar yalnız hissetmemiştim, gidecek hiçbir yerim yok gibi; bu değişsin istiyorum ama şu anda ne yazık ki bu his değişmiyor, beni sevenlerden yalnız olmadığıma dair mesajlar alıyorum ve bu çok değerli çok teşekkür ediyorum. Annemin dediği gibi “çok büyük teşekkür ediyorum” ama şu an o kimsesizlik nereye gideceğini bilememek hissini tamamen yok edemiyorum, inşallah olur olursa da zaten yine “biz buradayız” diyen sevenler sayesinde olur.
İnsan bu kadar acıyı nereye koyuyor?
Şimdilik kalbimde, oradan nereye nasıl taşınır bilmiyorum.
“SHOW DEVAM ETMELİ” DEMİYORUM
Siz çok iyi bir sanatçısınız. Hayat devam ediyor, konserler devam ediyor. Böyle bir acıyla sahneye çıkmak mümkün mü?
Açıkçası Erdoğan abim vefat ettiğinde üç gün sonra sahneye çıkmıştım, yine yapabilirim zannettim, çünkü klişe bir şekilde “Show devam etmeli” demiyorum ama bu bir iş ve yapılabilir diye düşünüyorum, çünkü bu işin icra edildiği yerde çok sayıda başka insan hayatını kazanmak için orada çalışıyor, ama bu sefer yapamadım başaramadım, üstelik annem de Kadir dayım da bana seslenebilseler “derhal sahneye çıkıyorsun ve işini en iyi şekilde yapıyorsun” derlerdi ama hemen yapamadım, sadece sahne değil bazı stüdyo ve set çalışmalarımı da bir süre erteledim, birlikte çalışacağım arkadaşlarım için de kesinlikle daha sağlıklı olanı buydu, daha sonrası için buna çok eminim, zamanı çok uzatmamak üzere kaldığımız yerden daha da iyi ve güçlü devam etmek için harekete geçeceğim, bunu da çok kısa bir zamanda başarmaya çalışacağım
Şarkı söylerken anneniz ya da dayınız aklınıza gelirse ne yapacaksınız?
Gelecekler muhtemelen, sahne aslında insanı onaran da bir yer, müzik öyle aslında, sanat öyle; ben zaten “müzikten başka gidecek bir yerim yok şarkı yaparak şarkı söyleyerek kendimi onarıyorum oraya sığınıyorum” derdim, şimdi artık tamamen gerçeğim bu, müzikten başka gidecek bir yerim yok, o yüzden bir an önce orada olacağım sevdiklerim de hep aklıma gelecek, muhtemelen çok duygulanacağım hem de çok, ama zaten tüm hayatım sahne ve müzikse neysem o olarak, elbette hakkını vererek gerekeni yapacağım
Şarkılar bundan sonra sizin için başka anlamlar taşıyacak mı? Seyircinizden güç alacağınıza inanıyor musunuz?
Tamamen gücü şarkılarımı sevenlerden, konserlerime gelenlerden ve elbette birlikte çalıştığım arkadaşlarımdan alacağımı düşünüyorum, ben bu yoğun hastane sürecinde konserlerime yine gittim ve en iyisini yaptım, sahne süresince dışarıya ait tüm duygularımı kapattım, müthiş konserler yaptık, kimse benim bu yoğun karmaşık ve hüzünlü dönemi yaşadığımı anlamadı, ama sanırım daha iyisini yapabilmek için buradaki yas duygusunun hakkını vermem lazım, zamanı çok uzatmamak üzere aynı güçlü bir dönüşle devam edeceğiz
Sahne bazen iyileştiriyor mu, yoksa acıyı daha da büyütüyor mu?
Beni iyileştiriyor bu kesin, fakat şu anda uzun bir sürecin yoğun duygu birikimi var, bu hesaplaşma anı tamamlanmadan yolu çok sağlıklı yürüyemeyeceğimi düşündüm, vakti öne çekmeye çalışacağım ve kesinlikle daha da iyisini yapacağım, annem de böyle isterdi, hatta şu anda bana kızıyor bile olabilir ama hemen yapamadım işte, sadece yapacağımı biliyorum, zamanında öne çekeceğim inşallah
Bugün anneniz ve dayınız sizi birlikte izliyor olsaydı size ne söylerlerdi?
“İşine sarıl hemen ve en iyisini yap” derlerdi
İkisine de birer cümle söyleme hakkınız olsa ne derdiniz?
“iyi ki hayatımda oldunuz” derdim.
Hayatınızın en zor haftasını yaşadığınız. Bu acıyı taşıyabilmek için kendinize ne söylüyorsunuz?
“Her zaman olduğu gibi biliyorsun ki müziğe sığınabilirsin” diyorum kendime
Türkiye hem annenize hem Kadir İnanır’a dua etti. Bu sevgi size güç verdi mi?
Hem de nasıl, o kadar çok başsağlığı mesajı geldi ki, o kadar çok varlığını hissettiren buradayım diyen insan, herkese ayrı ayrı çok ama çok teşekkür ederim yine annemin dediği gibi “çok büyük teşekkür ederim” Destekleri müthişti bundan sonra da öyle olacak bence, iyi ki varlar, onları da iyilikler kucaklasın daima.
Bundan sonra annenizi ve dayınızı yaşatmak için ne yapmak istersiniz?
Dayımı zaten filmleri daima yaşatacak ama belki ben de bir şey yazmayı deneyebilirim ki çok isterim, annemle ilgili de bir iki ay sonra sürpriz bir paylaşımım olacak, birlikte bir şarkı söylemiş ve onu kaydetmiştim, paylaşıp paylaşmayacağımdan emin değildim ama şimdi paylaşmayı isteyeceğimi düşünüyorum, bakalım zamanı gelecek ruhumda.
Bugün milyonlarca insan sizi dinliyor ve okuyor olacak bu röportajda Yas yaşayan insanlara ne söylemek istersiniz?
Evet bu gerçekten zor bir süreç ama yası reddetmeyin, ağlamak istediğinizde ağlayın, bu duygunun yerini hızlıca başka bir şeyle doldurmaya çalışmayın, akışa zamana güvenin, yas duygusunu hakkını vererek tamamlayın.
Son olarak… Şu an gözlerinizi kapattığınızda anneniz ve Kadir dayınızla ilgili aklınıza gelen ilk görüntü nedir?
Annemle ilgili ilkokulda öğrendiği bir şarkıyı söylediği an, dayımla ilgili de Kapadokya’da verdiğim konserde beni izledi an.
Bir insan iki büyük kaybı birkaç gün içinde yaşayınca ayakta nasıl kalıyor?
Sanırım bilinçdışı insana bu hissin tamamen kaybolmayacak olsa da zamanla daha normalleşeceğine söylüyor, yoksa anlaşılır gibi bir durum değil…. Ben bireysel olarak müzik beni onaracak diye de inanıyorum ya da inanmak istiyorum.
patronlardunyasi.com