Resmi Gazete'de yer alan karara göre, Vakıflar Genel Müdürlüğü, Kayseri'nin Melikgazi ilçesi Camikebir Mahallesi'ndeki bazı taşınmazları korunması gereken kültür varlığı olduğu gerekçesiyle 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 15. maddesi gereği kamulaştırdı.
Konuyla ilgili açılan davada; Pamukhan olarak bilinen eserin başvurucular tarafından dükkan ve depo olarak kullanıldığı, kamulaştırma sırasında emsal bedel tespit edilirken ise taşınmazın, belediye ve diğer kamu hizmetlerinden faydalanması nedeniyle "arsa" vasfıyla değerlendirildiği aktarıldı.
Yapılan tespit doğrultusunda kendilerine ödenmesi kararlaştırılan miktarın düşük olduğunu, Pamukhan'ın şehir merkezinde ve ticari faaliyetlerin yoğun olduğu bölgede bulunduğunu belirten mal sahipleri, dava sürecinde itirazlarını dile getirdi. Yargılama aşamasında konuyla ilgili defalarca bilirkişi raporu alınmasına rağmen ilk derece mahkemesi, düşük belirlenen emsal üzerinden kamulaştırma bedellerinin ödenmesine hükmetti.
Yerel mahkeme kararının kesinleşmesi üzerine mal sahipleri, hak ihlali iddiasıyla AYM'ye bireysel başvuruda bulundu.
Başvuruyu inceleyen Yüksek Mahkeme, başvurucuların Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine, ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın yerel mahkemeye gönderilmesine hükmetti.
KARARIN GEREKÇESİNDEN
AYM'nin kararında, başvurucuların, kamulaştırma bedellerinin emsal nitelikteki taşınmazlar için açılan bedel ve tescil davalarında tespit edilen kamulaştırma bedellerine göre daha düşük belirlendiği yönünde itirazda bulundukları aktarıldı.
Anayasa'nın 46. maddesinde, "kamulaştırmada gerçek karşılığın ödeneceğinin" hükme bağlandığı vurgulanan kararda, bu anayasal hüküm gereği "kamu yararı ile malikin menfaatleri arasındaki denge kurulması gerektiği" kaydedildi.
Konuyla ilgili açılacak davalardan beklenenin de mahkemelerce gerçek bedele denk gelen kamulaştırma bedelinin tespit edilerek malike ya da maliklere ödenmesinin sağlanması olduğuna işaret edilen kararda, "Anayasa'nın 46. maddesi gereğince gerçek değere tekabül etmesi gereken kamulaştırma bedelinin taşınmazın değerini etkileyen tüm özellik ve niteliklerinin dikkate alınmasıyla belirlenmesi gerektiği açıktır." değerlendirmesine yer verildi.
Başvuru konusu olayda, dava sürecinde alınan bir bilirkişi raporunda, "taşınmazın ticari vasfıyla birlikte sanat değeri sebebiyle yüzde 150 oranında objektif değer artışı uygulanması gerektiği"nin belirtildiği, ancak yerel mahkemenin bunu dikkate almadığı aktarılan kararda, "Kamulaştırma bedelleri objektif değer artışı uygulanmaksızın tespit edilmiştir." denildi.
Başvurucuların, Anayasa'nın 46. maddesinde yer alan "gerçek bedel" güvencesinden mahrum bırakıldığı belirtilen kararda, "Başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 13, 35 ve 46. maddeleri çerçevesinde Anayasa'nın sözüne uygunluk ölçütünü karşılamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir." ifadeleri yer aldı.
patronlardunyasi.com