Otomobil


Gümrük tarifeleri ve “Made in EU” gibi korumacılık duvarları nedeniyle Avrupa’ya doğrudan otomobil getirmekte zorlanan Çinli otomotiv devleri, geçen hafta açıklanan anlaşmalarla yeni bir dönemin kapısını araladı. Hürriyet'in haberine göre, üreticiler artık otomobil satmak yerine Çin devletinin de açık desteğiyle Avrupalı markalarla platform, batarya ve üretim ortaklıklarını hızlandırdı. CATL’in Togg işbirliğiyle yeni nesil altyapısını ilk kez Çin dışına taşıması ve Stellantis’in Opel markası altında Leapmotor altyapılı model üretimine hazırlanması bu dönüşümün ilk somut örnekleri oldu.

Yeni formülle hem Avrupa’daki boş fabrikaların yeniden üretime dönmesi hem uygun fiyatlı elektrikli otomobiller geliştirilmesi hem de Çin teknolojisinin Avrupa ile entegre olması hedefleniyor. Ancak bu süreç, Avrupa otomotiv sanayisinin Çin’e bağımlılığını giderek daha fazla artırabilir.

İLK ADIM TOGG’DAN

Yerli üretici Togg, geçen hafta açıkladığı işbirliğiyle dünyanın en büyük elektrikli araç batarya üreticisi CATL’in yeni nesil elektrikli araç platformunu kullanacağını duyurdu. CATL’in “Bedrock” adını verdiği bu yapı, klasik platform anlayışının dışına çıkarak batarya, elektrik motorları, süspansiyon, elektronik kontrol üniteleri ve şasiyi tek bir mimaride birleştiriyor. Böylece yeni bir otomobilin geliştirme süresini 36 aydan 12-18 aya kadar düşüren şirket, Togg gibi ortaklarının yeni model geliştirme maliyetlerini milyar dolar seviyelerinden 10 milyon dolar bandına indirebiliyor.

Anlaşmaya göre Togg, bu platform üzerinde kendi yazılım, tasarım ve sürüş karakterini geliştirerek B segmentinde 3 yeni model üretecek. Bu modellerden ilkinin 2027 yılının ortasında satışa çıkması planlanıyor. Proje ayrıca CATL’in yeni nesil platformunu ilk kez Çin dışına taşıması nedeniyle dünya otomotiv sektöründe dikkatle izleniyor.

GEELY’DEN FORD HAMLESİ

Gümrük tarifelerini aşmak isteyen diğer bir Çinli üretici Geely ise İspanya’daki Ford fabrikasının bir kısmını satın alma girişimiyle gündeme geldi. İspanyol La Tribuna de Automocion’a göre Geely, Ford’un Valencia’daki fabrikasının bir bölümü satın almak üzere el sıkıştı. Taraflar ayrıca Geely’nin ilerleyen dönemde Ford için de araç üretmesini değerlendiriyor. Görüşmelerin bağlantılı araç teknolojileri ve ortak platform geliştirme gibi alanları da kapsadığı belirtiliyor.

YENİ DÖNEMİN ŞİFRESİ: ORTAKLIK

Bu dönüşüm aynı zamanda otomotiv sektöründeki güç dengesinin 2026 itibarıyla daha hızlı değişmeye başladığını ortaya koyuyor. Avrupa markaları logolarını korurken; batarya, platform, yazılım ve hatta üretim altyapısında Çin etkisi hızla büyüyor. Yapılan anlaşmalar, birkaç yıl öncesine kadar “Çin otomobili” denildiğinde akla yalnızca ithal modeller gelirken, yakında Avrupa’da üretilen birçok yeni modelin arkasında Çin mühendisliği ve teknolojisi yer alacağını gösteriyor. Özellikle batarya, platform ve yazılım maliyetlerinde oluşan fark büyüdükçe Avrupa ile Çin arasındaki ilişki klasik bir rekabetten çıkıp karşılıklı bağımlılığa doğru evriliyor. Son dönemde peş peşe gelen anlaşmalar Avrupa’nın, Çin’i dışarıda bırakarak değil; belirli alanlarda sisteme entegre ederek ayakta kalmaya çalışacağının ilk güçlü işaretleri olarak görülüyor.

BİRÇOK YENİ ANLAŞMANIN HABERCİSİ

Stellantis cuma günü yaptığı açıklamada Çinli Leapmotor ile Avrupa’daki işbirliğini büyüteceklerini ve ortak üretim planlarını hızlandıracaklarını duyurdu. Avrupa basınının “Çinli üreticilerle yapılacak birçok anlaşmanın ilki” olarak yorumladığı plan kapsamında İspanya’da Leapmotor B10 ile aynı altyapıyı kullanacak bir Opel SUV’unun üretilmesi hedefleniyor.

Stellantis CEO’su Antonio Filosa, anlaşmanın “uygun fiyatlı dünya standartlarında elektrikli araç üretiminin Avrupa’da yerelleştirilmesini destekleyeceğini” belirtirken, tarafların mevcut ortaklığı daha büyük işbirliklerine dönüştürmeyi hedeflediğini söyledi. Opel CEO’su Florian Huettl ise üretimin 2028 yılında başlayacağını belirtti. Leapmotor’un yeni nesil elektrik mimarisi ve batarya teknolojisinin temel bileşenlerini; Opel’in ise tasarımını, araç içi deneyimini, şasi mühendisliğini ve sürüş karakterini projeye taşıması bekleniyor. Böylece Avrupa markası taşıyan ancak Çin altyapısı üzerinde geliştirilen yeni nesil modellerin ilk büyük örneklerinden biri Opel ile ortaya çıkmış olacak.

KAYBEDEN TEDARİK SANAYİ Mİ OLACAK

Elektrikli otomobilde Çin merkezli yeni platformların yaygınlaşması üreticilere maliyet avantajı sağlarken tedarik sanayi için ciddi riskler barındırıyor. CATL’in “Bedrock” benzeri yeni nesil mimarileri; batarya, motor, şasi, süspansiyon ve elektronik sistemleri tek bir yapıda topluyor. Bu durum araçlardaki parça sayısını ve klasik tedarik zincirinin rolünü azaltıyor. Siparişlerin azalması, maliyet baskısı ve elektrikli dönüşüm nedeniyle Avrupa’daki birçok tedarikçi şimdiden küçülme ve fabrika kapatma kararları almaya başladı bile.

Gebze’deki fabrikasını kapatacağını açıklayan İsveçli emniyet kemeri ve hava yastığı gibi güvenlik sistemleri üreticisi Autoliv bunun en somut örneklerinden birisi. Sonuç olarak elektrikli otomobildeki Avrupa-Çin ortaklığının en büyük etkisinin önümüzdeki dönemde otomobil markalarından çok, yıllardır geleneksel üretim düzeniyle çalışan tedarik sanayisinde hissedilmesi bekleniyor.

EGEA SONRASI İÇİN ‘LİDER’ MODEL ATAĞI

TOFAŞ, haziran ayında üretimi sona erecek Egea’nın ardından pazar liderliğini yeniden taşıyacak güçlü bir model için Stellantis ile görüşmelerini sürdürüyor. F2X ve F2U kodlu modellerin Bursa yerine Fas’ta üretilip ithal edileceğinin ortaya çıkmasının ardından gözler, Tofaş’ın Bursa fabrikasında üretilecek yeni binek otomobil projesine çevrilmişti. Edinilen bilgilere göre TOFAŞ, Egea’nın yerini alacak modelin “en az Egea kadar iddialı” olmasını ve yüksek satış adetlerine ulaşmasını hedefliyor. 300-350 milyon Euro yatırımla hayata geçirilmesi öngörülen yeni projenin birkaç ay içinde netleşerek açıklanması bekleniyor.

DOBLO EYLÜL’DE BAŞLIYOR

TOFAŞ ayrıca “K9” olarak bilinen Fiat Doblo, Opel Combo, Citroen Berlingo ve Peugeot Partner çoklu üretim projesinin ilk üretimine Eylül ayında başlıyor. Modelin kendi segmentinde Türkiye’de üretilecek tek van olması ve kârlılığa önemli katkı sağlaması bekleniyor.

3 MİLYAR LİRA NET KÂR

TOFAŞ, 2026 yılının ilk çeyreğine ilişkin faaliyet raporunu da yayımladı. Rapora göre şirketin toplam satış gelirleri, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 200.3 artarak 95 milyar 109 milyon TL’ye ulaştı. Aynı dönemde net kârı ise 2 milyar 988 milyon TL olarak gerçekleşti. Büyümede Stellantis Otomotiv Pazarlama A.Ş.’nin birleşmesi ile Peugeot, Citroen, Opel ve DS markalarının TOFAŞ portföye katılması önemli rol oynadı. Aynı dönemde şirketin toplam satış adedi yüzde 182.6 artışla 93 bin 255 adede yükseldi. İç piyasa satışları yüzde 189.4 artışla 76 bin 789 adede çıkarken, dış satışlar yüzde 154.8 artarak 16 bin 466 adet oldu.

TÜRKİYE’YE ÖZEL CLA

Mercedes-Benz, tamamen elektrikli yeni CLA modelini Türkiye’ye özel geliştirilen CLA 200+ AMG versiyonuyla satışa sundu. 4 milyon 191 bin TL’den başlayan fiyatla satışa çıkan model, dört tekerlekten çekişli CLA 350 4MATIC versiyonuna göre yaklaşık 500 bin TL daha düşük fiyatıyla dikkat çekiyor. Türkiye için özel olarak hazırlanan versiyonun özellikle vergi avantajı ve menzil odaklı geliştirildiği belirtiliyor.

Yeni CLA 200+ AMG, WLTP verilerine göre tek şarjla 730 kilometreye kadar menzil sunarken, 320 kW DC hızlı şarj desteği sayesinde yalnızca 10 dakikada yaklaşık 300 kilometrelik menzil sağlayabiliyor. Modelde kullanılan 800 volt elektrik mimarisi ve iki vitesli şanzıman sisteminin verimlilik ile performansı birlikte artırdığı belirtiliyor. Otomobil 0’dan 100 km/s hıza 7.6 saniyede ulaşıyor.

Mercedes-Benz’in MB.OS işletim sistemini kullanan ilk modeli olan yeni CLA, uzaktan güncellenebilen yapısıyla da öne çıkıyor. Google Maps tabanlı yeni navigasyon sistemi rota üzerindeki şarj planlamasını otomatik yapabiliyor. Araçta Türkiye’ye özel olarak 19 inç jantlar, MULTIBEAM LED farlar, panoramik cam tavan, Burmester 3D ses sistemi ve MBUX Superscreen standart sunuluyor.

SATILAN 10 VOLVO’DAN 6’SI ELEKTRİKLİ

Volvo Car Türkiye, 2026’nın ilk dört ayında satışlarını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 56.1 artırarak 5 bin 792 adede çıkardı. Markanın toplam pazar payı yüzde 1.97’ye yükselirken, premium SUV segmentindeki payı yüzde 27.6’ya ulaştı. Volvo’nun elektrifikasyon dönüşümü de hız kazandı. İlk dört ayda toplam satışların yüzde 60’ını tamamen elektrikli modeller oluştururken, şarj edilebilir modellerin toplam satış içindeki payı yüzde 67’ye çıktı. Volvo’nun elektrikli kompakt SUV modeli EX30 ise 2 bin 233 adetlik satışla büyümenin ana taşıyıcısı oldu. XC90 premium E-SUV, XC60 premium D-SUV segmentindeki liderliğini sürdürdü.

EX60 İLE İDDİALI

İlk dört aylık performansı değerlendiren Volvo Car Türkiye Genel Müdürü Alican Emiroğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Bu sonuçlar, Türkiye’de premium mobilite anlayışının hızla değiştiğini net şekilde ortaya koyuyor. Elektrifikasyon dönüşümümüzü güçlü SUV ürün gamımızla birlikte büyütmeye devam ederken, müşterilerimizin şarj edilebilir modellere gösterdiği yoğun ilgi bizim için son derece değerli. EX30’un gördüğü güçlü talep elektrifikasyon dönüşümünde ne kadar doğru bir noktada olduğumuzu gösteriyor. Yılın ikinci yarısında Türkiye’de satışa sunacağımız yeni EX60 modelimizin ise premium SUV segmentinde oyunun kurallarını yeniden belirleyeceğine inanıyoruz.”

patronlardunyasi.com