Aktüel


Toygun ATİLLA 

Kendime şaşırıyorum bazen.

Yıllardır gazetecilik yapıyorum.

İnsanları, ilişkileri, paranın ve gücün dünyasını anlamaya çalışıyorum.

İş dünyasının perde arkasını, ailelerin hikâyelerini, görünenle gerçekte yaşananlar arasındaki farkı araştırıyorum.

Türkiye’deki Cemiyet hayatı söz konusu olduğunda galiba benim de bazı önyargılarım varmış.

Çok kıymet verdiğim bir dostum, geçtiğimiz günlerde Aslı Gümüşel’in Ne Gerek Vardı? adlı kitabını okumamı önerdi.

“Bu dünyayı biraz daha yakından tanı. Sadece magazin sayfalarına bakma. Bir kadının hayatını, kendi markasını kuran bir girişimcinin hikâyesini de gör” dedi.

Okudum.

İtiraf edeyim, düşündüğümden farklı bir Aslı Gümüşel’le karşılaştım.

ALİ ŞEN’İN GELİNİ OLMAKTAN ÖTESİ

Aslı Gümüşel’i yıllardır Ali Şen’in gelini, Metin Şen’in eşi olarak tanıyoruz.

23 yıl evli kaldılar. İki çocuk büyüttüler. Sonra boşandılar.

Kitabında geçmişe dönse Metin Şen’le yine evleneceğini söylüyor.

Üstelik boşanmasını da doğru karar olarak görüyor.

Bu iki kararın birbiriyle çelişmediğini düşünüyor.

Benim için kitabın en dikkat çekici yerlerinden biri burasıydı.

Neden derseniz, 23 yıllık bir evliliği yalnızca bittiği günle değerlendirmiyor da ondan… 

DEMET SABANCI’DAN WATSONS’A

Bilkent Üniversitesi’nde işletme okumuş. King’s College London’da pazarlama yüksek lisansı yapmış.

Tekfen Holding’de çalışmış. Tümer & Tümer’de Citibank ve Elidor hesaplarında görev almış.

Sonra BellaMom’u, ardından Ashley Joy’u kurmuş.

Ashley Joy’un ilk ofisi, Metin Şen’in ofisinde kendisine ayrılan 10 metrekarelik penceresiz bir odaymış.

Dört ürünle başlamış.

Demet Çetindoğan Sabancı’nın desteğiyle Harvey Nichols’ta lansman yapmış.

Douglas mağazalarına girmiş.

Watsons’la altı yıllık özel satış anlaşması imzalamış.

Bugün markasının 15 ülkede bulunduğunu söylüyor.

Elbette bu hikâyede aile ilişkilerinin, eğitimin ve sosyal çevrenin sağladığı imkânlar var.

Bir ürün geliştirmek, onu satmak ve bir markayı büyütmek de ayrı bir iş.

EŞİNDEN PARA İSTERKEN AĞLAMIŞ

Kitapta bir başka sahne var.

Aslı Gümüşel, çalışmadığı dönemde eşinden para istediği bir günü anlatıyor.

Sonra yatağın ucuna oturup ağlamış.

Maddi imkânsızlıktan değil, kendi parasını kazanamadığı için.

Düşündüm.

Cemiyet sayfalarında gördüğümüz fotoğraflardan bu duyguyu anlamak mümkün mü?

Belki de dostumun bana anlatmaya çalıştığı tam olarak buydu.

BABASININ CEKETİ

Kitabın ilk bölümünün adı Babamın Ceketi.

Aslı Gümüşel, yıllar önce kaybettiği babasının ceketinin kokusunu hâlâ unutmadığını anlatıyor.

Trafik kazasında kaybettiği yeğeni Alp’i de…

Bir tarafta iş dünyası, davetler, şirketler, markalar.

Diğer tarafta insanın yıllar geçse de unutamadığı kayıplar.

Aslı Gümüşel artık başarıyı yalnızca para kazanmakla ölçmediğini de söylüyor.

Bir şirketin çalışanlarına, çevreye ve topluma karşı sorumluluğunu da başarı hesabına katıyor.

Kitabın adı Ne Gerek Vardı?

Aslında bu soruyu hayatı boyunca çok duymuş.

Yeni bir işe girerken, risk alırken, kendi hayatıyla ilgili kararlar verirken.

Kitabı bitirdiğimde dostumun neden okumamı istediğini daha iyi anladım.

Cemiyet hayatını yalnızca davetlerden, düğünlerden, boşanmalardan ibaret görmek kolay.

O fotoğrafların arkasında da iş kuran, hata yapan, kaybeden, yeniden başlayan insanlar var.

Aslı Gümüşel’in hikâyesi bana yeni bir şey öğretmedi belki ama bildiğimi  sandığım bir dünyaya eksik baktığımı gösterdi.

patronlardunyasi.com