Toygun ATİLLA
İZMİR'DE DOĞDU ARJANTİN'E GİTMEK ZORUNDA KALDI
1906 yılında İzmir’de doğdu. Çocukluğu zenginlik içinde geçti. Sonra savaş geldi. Ailesi her şeyini kaybetti. Bir zamanlar varlıklı bir tüccarın oğlu olan Onassis, mülteci olarak Arjantin’e gitmek zorunda kaldı. Hayatının ilk büyük dersi, servetin kalıcı olmadığıydı. Bu yüzden servete değil, serveti yeniden yaratabilme becerisine yatırım yaptı. Buenos Aires’te geceleri limanlarda çalıştı. Ticaretin nasıl aktığını izledi. İnsanları gözlemledi. Petrolü kim taşıyorsa oyunu o kuruyordu. Bunu fark etti. Bu düşünce onu dünyanın en büyük tanker filosuna götürdü.

SERVET YETMEDİ GÜCÜ SEVDİ
Müthiş bir servetin sahibiydi ancak Onassis’in hiçbir zaman sadece para ile ilgilenmedi aynı zamanda gücü, siyaseti, nüfuzu seviyordu. Dostları arasında krallar, başbakanlar, devlet başkanları vardı. Birçok gazeteciye göre Onassis’in en büyük yeteneği gemi işletmek değil, insan okumaktı. Karşısındaki kişinin ne istediğini birkaç dakika içinde anlayabiliyordu. Bu özellik onu dünyanın en etkili iş insanlarından biri haline getirdi. Aynı özellik onu zaman zaman acımasız yaptı. Rakiplerini ezmekten çekinmedi. Pazarlıklarda son derece sertti. Birçok kişi onu dahi olarak tanımlarken, birçok kişi de korkulan bir iş adamı olarak anlatıyordu. Belki de ikisi de doğruydu.
AŞKLARI İLE GÜNDEMDEYDİ
Sonra aşkları geldi. Önce dünyanın en büyük opera yıldızlarından biri olan Maria Callas… Callas ona delicesine âşıktı. Onassis ise Callas’a hayrandı. Yıllarca dünyanın en çok konuşulan ilişkilerinden birini yaşadılar. Ancak Onassis bir gün bütün dünyanın şaşkın bakışları arasında başka bir karar verdi. Amerika’nın suikasta kurban giden başkanı John F. Kennedy’nin dul eşi Jacqueline Kennedy ile evlendi. Bu evlilik yalnızca magazin olayı değildi. Bir güç gösterisiydi.

OĞLUNU UÇAK KAZASINDA KAYBETTİ
Onassis artık sadece dünyanın en zengin armatörlerinden biri değil, aynı zamanda dünyanın en tanınan ailesinin bir parçası olmuştu. Ama mutluluk satın alınamıyordu. 1973 yılında oğlu Alexander Onassis bir uçak kazasında hayatını kaybetti. İşte o gün Aristotle Onassis’in de büyük ölçüde öldüğünü söyleyenler vardır.Yakın çevresi, oğlunun ölümünden sonra eski enerjisinin kaybolduğunu anlatır. Gemileri, parası, şöhreti duruyordu ama yaşama arzusu eksilmişti.

İki yıl sonra öldüğünde ardında milyarlarca dolarlık bir servet bıraktı. Geriye kalan asıl şey serveti değildi. Bir karakterdi. Bir hırs hikâyesiydi.
Patronlar Dünyası Notu
Aristotle Onassis’in hayatı bize şunu gösterdi.
Para insanı güçlü yapabilir, şöhret insanı görünür yapabilir.
İnsanın gerçek sermayesi ise her şeyini kaybettiğinde yeniden ayağa kalkabilme yeteneğidir.
patronlardunyasi.com