Güler'in 1962'de "Master of Leica" ünvanını almasından, 2015'te "Leica Hall of Fame"e dahil edilmesine uzanan süreci ele alan sergi, fotoğrafçının yalnızca eserlerine değil, fotoğraf üretiminde kullandığı ekipmanlara ve uluslararası fotoğraf dünyasıyla kurduğu ilişkiye de odaklanıyor.
Sergide Ara Güler'in Leica dergisinde yayımlanan fotoğraflarının yanı sıra satın aldığı makineler ve bu ekipmanlara ilişkin tuttuğu notlar da yer alıyor. Usta fotoğrafçının kendi el yazısıyla kaleme aldığı yazışmalar ise serginin arşiv niteliğini öne çıkarıyor. Dört galeriden oluşan sergide kronolojik bir anlatımla farklı dönem ve konulara odaklanılıyor. Renkli fotoğrafların yanı sıra Güler'in İstanbul ve Anadolu'da çektiği siyah beyaz fotoğraflar da seçkide görülebiliyor.
Doğuş Grubu Sanat Danışmanı ve Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi (AGAVAM) yöneticisi Çağla Saraç, müzenin sergilerini düzenli olarak yenileyerek Ara Güler'in geniş arşivinden daha fazla materyali ziyaretçiyle buluşturmayı amaçladıklarını söyledi. Müzenin 13. sergisini açtıklarını belirten Saraç, önceki sergide Ara Güler'in Cannes Film Festivali'nde çektiği fotoğrafları ele aldıklarını, yeni sergide ise fotoğrafçının Leica ile ilişkisini mercek altına aldıklarını anlattı. Saraç, çok zengin bir arşivlerinin olduğunu dile getirerek, "Bu yüzden statik bir sergi yerine her zaman değiştirmeyi tercih ediyoruz. Bugün 13. sergimizin açılışı ve bu sefer sergimizin adı Ara Güler-Master of Leica. Master of Leica dünya üzerinde az sayıda fotoğrafçıya takdir edilen bir unvan. Ara Bey bunu 1962 yılında alıyor. Bunun ilanı Leica dergisi içerisinde kendisine ayrılan sayfalarla bir yayımla yer buluyor." dedi.

Önceki serginin ardından Leica üzerine çalışmaya başladıklarını bildiren Saraç, şunları kaydetti:
"Bir önceki sergimiz Ara Bey'in Cannes Film Festivali fotoğraflarıydı. Uzun yıllar üst üste takip ediyor bu festivali ve fotoğraflıyor. Aslında Türkiye onun fotoğraflarıyla Cannes Film Festivali'ni takip ediyor. Aynı zamanda Paris Match için de çalışıyor bu dönemde. O sergimizi kapattıktan sonra Master of Leica üzerine çalışmaya başlamıştık. Şöyle bir şey düşündük, Cannes fotoğrafları çok güzel fotoğraflardı fakat izleyici Ara Güler'in klasik fotoğraflarını her zaman özlüyor. Biz birazcık farklı bir şeyler göstermekle birlikte farkındayız ki yine siyah beyaz İstanbul, Anadolu dosyalarına dönmemizi istiyorlar. Master of Leica aslında bunun için güzel bir fırsat oldu."
Saraç, Güler'in Leica ile ilişkisinin yazışmalar üzerinden de sergide takip edilebildiğini vurguladı. Sanatçının 1950'li yıllarda dergiyle iletişim kurmaya başladığını aktaran Saraç, sergide ise 1961 tarihli yazışmalardan hareketle bu ilişkinin gelişimini anlattıklarını kaydetti. Ara Güler'in Leica makinelerini tercih etmesinin arkasında dönemin uluslararası fotoğraf dünyasındaki kullanımının da bulunduğuna işaret eden Saraç, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir taraftan da kendisi bir fotoğrafçı, bir foto muhabir olarak görüyor ki dünyada iyi fotoğrafçılar Leica makineleri kullanıyor. Çok erken dönemde bir Leica fotoğraf makinesi ediniyor. Ondan sonra da hayatında zaten hep kullandığı, değiştirdiği, yeni aldığı farklı Leica fotoğraf makineleri oluyor. Dolayısıyla biz bu macerayı birazcık Leica dergisi, biraz Leica kamera konusunda uluslararası firmayla ilişkisi üzerinden incelemek istedik."

Saraç, Güler'in 1962'de aldığı "Master of Leica" unvanının ardından 2015'te "Leica Hall of Fame"e dahil edildiğini ve söz konusu ödülün bugüne kadar 15 fotoğrafçıya verildiğini söyledi. Sanatçının Türkiye'den bu ödüle layık görülen tek fotoğrafçı olduğuna dikkati çeken Saraç, "Bugüne kadar sadece 15 kişiye, 15 fotoğrafçıya verilen, takdir edilen bir ödül bu. Türkiye'den bugüne kadar ödülü alan tek kişi Ara Güler. Sergimizde bu yazışmaları, Leica dergisinde yayımlanan fotoğraflarını, satın aldığı makineleri, titiz bir arşivci olarak bu makineler hakkında tuttuğu notları ve tabii bu makinelerle çektiği o çok güzel fotoğraflarını işliyoruz. Sergide hem renkli hem de siyah beyaz fotoğraflar var ve çok zengin içerikli bir sergi oldu." ifadelerini kullandı. Saraç, dört galeride kronolojik olarak farklı konuların işlendiğine değinerek, şöyle devam etti:
"Her biri kendi içerisinde bir hikaye. Ara Güler'i tanımak için bir fırsat. Onun hem fotoğrafa bakış açısını hem çalışma metodolojisini anlamak, gözlemlemek için bir fırsat. Dolayısıyla bence her bölüm üzerinde durulması gereken bölümler. Mesela bir bölümde sadece renkli fotoğraflara yer verdik ama bir galerimizde de çok sevilen siyah beyaz İstanbul'dan, Anadolu'dan fotoğraflara da yer verdik. Dolayısıyla bence hepsi çok ilgi çekici. Şimdilik gördüğüm kadarıyla yazışmalar çok dikkati çekiyor. Çünkü bunlar Ara Bey'in kendi dilinden, kendi elinden çıkmış yazışmalar, yurt dışından editörlerle yaptığı paylaşımlar. Bence bunların hepsi fotoğraf tarihi için çok kıymetli."
Leica Camera AG'nin içerik katkılarıyla Ara Güler Arşiv ve Araştırma Merkezi tarafından hazırlanan sergi, 18 Nisan 2027'ye kadar bomontiada'daki Ara Güler Müzesi'nde ziyaret edilebilecek.
patronlardunyasi.com