Kültür-Sanat


Burak ARTUNER

Dün 80 yaşında hayatını kaybeden Dolly Parton için akşam Empire State Building'in pembe ışıklarla aydınlatılması, Amerika'nın bir sanatçıya verebileceği en güçlü sembolik vedalardan biriydi.

Üstelik saat özellikle 21.25 seçilmişti. Nedeni ise Dolly'nin 1980'de dünyaya armağan ettiği “9 to 5” şarkısıydı.

Bir şarkıdan çok daha fazlası olan o şarkının saatine gönderme yaparak...

“Dolly, seni unutmayacağız” dediler.

Ama Dolly Parton'ın pembe ışıklardan daha büyük bir hikayesi vardı bence.

Gelinimiz Michelle Kalpakçı, South Carolinalı…

Onun da hayran olduğu bir isimdi Dolly Parton.

Türkiye'ye tatile geldiğinde zaman zaman şarkılarını söylerdi.

Biraz anlatmıştı bana hikâyesini...

Neden bu kadar sevildiğini?

Çünkü o, Amerika'nın sadece “country müzik yıldızı” değildi.

O, Amerika'nın kendisini anlattığı kadınlardan biriydi.

"Sizin Müslüm Baba'nızın kadın hali" demişti Michelle.

Coğrafyanın dayattığı ve hayatın içinden doğan acıların, damardan gerçekçiliğin şarkıcısı...

DAĞLARDAN HOLLYWOOD'A

Tennessee'nin yoksul Appalachia'sından çıkan bir kız çocuğunun hikâyesiydi Dolly'nin hayatı. Kalabalık bir aile, yoksulluk, küçük yaşta müziğe olan tutkusu...

Ve sonra Nashville.

Ardından country müziğin zirvesi, Hollywood, televizyon, Broadway, iş dünyası...

Ama Dolly'nin asıl başarısı bütün bunların hiçbirini birbirine tercih etmek zorunda kalmadan yapabilmesiydi.

YÜREKLERE DOKUNAN ŞARKILARI NE ANLATIYORDU

“Jolene” ile bir kadının kıskançlığını anlattı.

“I Will Always Love You” ile aşkın en kırılgan hâlini...

#video_9749248#

“9 to 5” ile çalışan kadınların öfkesini ve mücadelesini...

“Coat of Many Colors” ile yoksulluğun içinden gelen bir çocuğun gururunu...

Ve bütün bunları yaparken de kendisini hiçbir zaman doğduğu topraklardan koparmadı.

Dolly Parton'ın şarkıları 100 milyondan fazla albüm satışına ulaştı; şarkıları dijital platformlarda da milyarlarca kez dinlendi.

Kariyerinde müzikten sinemaya, televizyondan iş dünyasına kadar uzanan dev bir imparatorluk kurdu.

Parton (Kasım 1999'da görülüyor) hem röportajlarında hem de performanslarında sık sık pembe giyerdi

CENAZESİNDE “I WILL ALWAYS LOVE YOU” YOK!

Belki de bu vedanın en şaşırtıcı ayrıntısı burada.

Dolly Parton, yıllar önce kendi cenazesini düşünmüş ve hangi şarkının çalınmasını istediğini bile söylemişti.

Herkesin aklına doğal olarak “I Will Always Love You” gelebilirdi.

Ama hayır.

Dolly başka bir şarkı istemişti:

“If We Never Meet Again.”

Türkçesi "Bir daha hiç görüşemezsek"

Bir gospel ilahisi...

Üstelik babası Lee Parton'ın da en sevdiği şarkılardan biriydi ve 2000 yılında babasının cenazesinde de çalınmıştı.

Dünyaya “I Will Always Love You”yu bırakan kadın, kendisi için vedada babasının sevdiği şarkıyı seçmişti.

Son isteği hayatının özeti gibiydi...

Dünyaya ait bir yıldızdı ama köklerini hiç unutmadı.

TRUMP BİLE BAYRAKLARI YARIYA İNDİRDİ

Dolly Parton'ın Amerika için ne ifade ettiğini anlamak için bir başka ayrıntıya bakmak yeterli.

Başkan Donald Trump, ölüm haberinin ardından Amerikan bayraklarının ülke genelinde bir hafta boyunca yarıya indirilmesini emretti.

Trump, Parton'ı “gelmiş geçmiş en büyük country şarkıcılarından biri ve çok daha fazlası” olarak nitelendirdi ve ölümünü milyonlar için “gerçek bir kayıp” diye tanımladı.

ABD'de bayraklar bir hafta yarıya indirildi

Ardından çok Trumpvari ama aynı zamanda çok güçlü bir cümle geldi: “Onun gibi hiç kimse olmadı ve bir daha da olmayacak.”

İşte Dolly Parton'ın Amerika'daki yerini anlatan cümle belki de buydu.

Çünkü Dolly, Amerika'nın siyasi kamplaşmalarının üzerine çıkabilmiş az sayıdaki ünlüden biriydi.

Sağ da seviyordu, sol da...

Country müzik dinleyen muhafazakârlar da...

Onun müziğini ve yardım çalışmalarını benimseyen farklı topluluklar da...

ŞARKILARDAN SONRA KİTAPLAR GELDİ

Dolly Parton'ın belki de en önemli mirası albümlerinde değil, çocukların posta kutularında.

1995'te başlattığı Imagination Library, çocuklara ücretsiz kitap ulaştıran dev bir okuma projesine dönüştü.

Bugüne kadar yüz milyonlarca kitabın çocuklara ulaşmasına aracılık etti.

Bunun arkasında da son derece kişisel bir hikâye vardı:

Dolly'nin babası okuyup yazmakta zorlanıyordu.

Dolly, kendi çocukluğunda yaşadığı bu eksikliği başkalarının yaşamaması için bir kitap projesi başlattı.

Bir country yıldızı böylece dünyanın en büyük çocuk okuryazarlığı girişimlerinden birinin yüzüne dönüştü.

Üstelik bununla da kalmadı.

Parton "The Best Little Whorehouse in Texas" filminde oynamıştı

AYNI ZAMANDA ÇOK BAŞARILI BİR PATRONDU

Dolly Parton'ın hikâyesinde belki de en az konuşulan bölüm, sahnedeki yıldızlığından çok patronluğu.

Çünkü Parton yalnızca şarkı söyleyip servet kazanan bir sanatçı olmadı; kendi eserlerinin haklarını, markasını ve doğduğu bölgenin turizm potansiyelini kullanarak çok katmanlı bir iş dünyası kurdu.

Bunun en görünür örneği Dollywood şirketiydi.

Tennessee'deki tema parkı, Parton'ın memleketi Sevierville çevresinde yalnızca bir eğlence merkezi değil, bölgesel ekonominin önemli aktörlerinden biri hâline geldi.

Parton burada Hollywood'daki şöhretini doğduğu topraklara ekonomik değer olarak geri taşıdı.

Üstelik müzik kataloğu da onun en önemli varlıklarından biriydi. “I Will Always Love You” gibi eserlerin yalnızca telif geliri yaratmadığını, aynı zamanda Parton markasının kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan uzun vadeli bir fikrî mülkiyet varlığı olduğunu çok erken fark etti.

Parton'ın iş dünyasındaki en çarpıcı özelliği ise markasının kontrolünü elinden bırakmamasıydı.

Parlak kıyafetleri, sarı saçları, mizahı, aksanı, şarkıları ve hatta “Dolly” karakteri bir bütün olarak ticari bir kimliğe dönüştü.

Bu nedenle Dolly Parton için yalnızca “şarkıcı” demek yetersiz kalıyor.

O aynı zamanda, sanatçı, girişimci, marka yöneticisi, yatırımcı ve patrondu.

Patron olarak bıraktığı ders, "İnsanların satın aldığı şey yalnızca ürün değildir; doğru kurulduğunda hikâyenin kendisi de satılır" oldu.

Patron yönüyle de doğduğu Tennessee bölgesinin ekonomik ve turistik dönüşümüne de katkıda bulundu.

PEMBE” SADECE SAÇINDA DEĞİLDİ

Dolly'nin görüntüsü de başlı başına bir marka olmuştu. Sarı kabarık saçlar, parıltılı taşlar, dar kıyafetler ve vazgeçilmez rengi pempe…

Kendisini yıllarca hafife alanlara karşı ise çok daha güçlü bir silahı vardı:

Zekâsı.

Kendi görüntüsüyle dalga geçebiliyor, güzellik anlayışını bir mizah malzemesine dönüştürebiliyor ama aynı anda milyonlarca dolarlık işler kurabiliyordu.

Belki de bu nedenle Dolly Parton'ın en büyük başarısı, insanların onu ilk bakışta sandığından çok daha fazlası olmasıydı.

O, “aptal sarışın” klişesini alıp milyar dolarlık bir marka hâline getiren kadındı.

PEMBE IŞIKLARIN ALTINDA

Şimdi New York'ta Empire State Building'in pembe ışıkları söndü.

Ama Dolly'nin bıraktığı ışık kolay kolay sönecek gibi görünmüyor.

Çünkü geride yalnızca “Jolene”yi, “9 to 5”u veya “I Will Always Love You”yu bırakmadı.

Kitaplar bıraktı, Dollywood'u bıraktı, çocuklara umut bıraktı.

Bir de bence en önemlisi:

Yoksulluktan gelip zengin olmanın değil, zengin olduktan sonra nereden geldiğini unutmamanın hikâyesini bıraktı.

New York da gökyüzündeki pembe ışıklar bırakarak mesajını verdi: Dolly, biz seni zaten unutmayacağız.

patronlardunyasi.com