Ekonomi


Toygun ATİLLA 

Bazı yıllar ekonominin iyi haberi Merkez Bankası’ndan gelmez. Bu yıl sanırım o iyi haber denizden gelecek. Denizin yıldızı da palamut olabilir.

#video_9749704#

Türkiye birkaç gün sonra yeni av sezonuna başlayacak. 1 Eylül sabahı büyük balıkçı tekneleri Karadeniz, Marmara ve Ege’ye açılacak.

Sezonun ilk işaretleri ise şimdiden geldi. Küçük ölçekli balıkçılar için 15 Ağustos’ta başlayan palamut ve torik avında ağlar umut veriyor. Beklenti gerçekleşirse bu yıl palamut bol olacak. Bolluk arttıkça fiyatların aşağı gelmesi ve palamutun yeniden geniş kesimlerin sofrasına ulaşması bekleniyor.

Ben ise bugün size palamutun arkasındaki milyarlarca dolarlık ekonomiden bahsetmek istiyorum. 

1 MİLYON TONU AŞAN DENİZ EKONOMİSİ

TÜİK rakamları sektörün ulaştığı büyüklüğü gösteriyor. Türkiye’nin su ürünleri üretimi 2025 yılında yüzde 11,1 artarak 1 milyon 37 bin 19 tona ulaştı.

Bunun 410 bin 428 tonu avcılıktan, 626 bin 591 tonu yetiştiricilikten geldi. İhracat tarafında rakam daha da dikkat çekici.

Türkiye 2025 yılında yaklaşık 2,3 milyar dolarlık su ürünü ihraç etti.  2026’nın ilk altı ayında ise 88 ülkeye 128 bin 357 ton ürün satıldı ve 1 milyar 110 milyon dolar gelir elde edildi. Böylece Cumhuriyet tarihinde ilk kez su ürünleri ihracatı yılın ilk yarısında 1 milyar dolar sınırını geçti.

Yani artık balıktan söz ederken tezgâhtaki fiyatı konuşmuyoruz, milyar dolarlık bir endüstriyi konuşuyoruz.

BİR PALAMUTUN ETRAFINDA DÖNEN EKONOMİ

Bir palamutun denizden sofraya uzanan yolculuğunu takip edin. Tekne sahibi, balıkçı, balık hali, nakliyeci, soğuk zincir, perakendeci, restoran…Bir de teknenin arkasındaki ekonomi var. Mazotu, motoru, ağı, bakımı, tersanesi… Dolayısıyla 1 Eylül sabahı limanlardan yalnızca tekneler ayrılmayacak. Büyük bir ekonomik zincir yeniden harekete geçecek.

Tam da burada geçenlerde Patronlar Dünyası’nın haber toplantısında yaşadığımız küçük bir tartışma geldi aklıma.

Konu balık haberleriydi. “Balık haberlerini neden yapıyoruz?” diye konuşurken Yazı İşleri Müdürümüz Burak Artuner yıllar öncesinden güzel bir anekdot anlattı.

Rahmetli Ahmet Yüksel, Bakırköy Büro Şefi olduğu yıllarda muhabirlerinden sezon başlarında ve sonlarında mutlaka balık haberi istermiş.

Sebebini de şöyle anlatırmış: “Balık herkesin sofrasına dokunur. Zenginin de fakirin de.”

Hangi balık bol çıkacak?

Fiyatı ne olacak?

Vatandaş hangi balığı yiyebilecek?

Yıllar önce söylenmiş o cümle aslında bugünkü rakamların da özetiydi.

Balık milyar dolarlık bir ekonomi o ekonominin son durağı da sofra…

BOLLUK SOFRAYA YANSIYACAK MI?

İşte bu nedenle palamutu bu yıl özellikle takip etmek gerekiyor. Türkiye’de gıda fiyatlarının geldiği noktada uygun fiyatlı proteine ulaşmak artık başlı başına ekonomik mesele.

Eğer denizde beklenen bolluk gerçekleşirse palamut yeniden halkın balığı olabilir. Bunun için denizdeki bolluğun tezgâhtaki etikete yansıması gerekiyor.

Çünkü balıkçının da ağır bir maliyet hesabı var.

Bu nedenle sezon sonunda yalnızca kaç ton palamut tutulduğuna bakmak yeterli olmayacak.

Balıkçı palamutu kaça sattı? ,Vatandaş kaça aldı? Bu iki rakamı da koymamız gerekiyor. 

Türkiye’nin balık ekonomisinin belki de en önemli bilançosu o iki rakam arasındaki fark olacak.

BİR KASA PALAMUT BAZEN ÇOK ŞEY ANLATIR

1 Eylül’de ağlar denize atılacak.

Kasalar dolacak, ihracatçı malını gönderecek, restoran menüsünü hazırlayacak, vatandaş tezgâhın önünde fiyatına bakacak.

Biz de palamutun peşinden bütün bu zinciri izleyeceğiz. Bir kasa palamutun üzerindeki fiyat etiketi üzerinden ülke ekonomisini yorumlayacağız. 

Rahmetli Ahmet Yüksel’in yıllar önce söylediği gibi: “Balık herkesin sofrasına dokunur. Zenginin de fakirin de…”

Vira bismillah…

patronlardunyasi.com