Toygun ATİLLA
Bu ülkede çok operasyon gördüm.
Sabaha karşı basılan evler…
Yüzlerce gözaltı…
Kameraların önüne dizilen deliller…
Büyük laflarla başlayan, sonra unutulan dosyalar da gördüm.
O yüzden artık bir operasyon haberinde önce kaç kişinin gözaltına alındığına değil, devletin nereye dokunduğuna bakıyorum.
Bu sabah yaş sebze ve meyve piyasasına yönelik soruşturmanın ayrıntılarını okurken de aynı şeyi düşündüm.
Bu kez mesele hepimizin sofrasındaydı.
Domateste…
Biberde…
Meyvede…
Vatandaşın yıllardır sorduğu o basit soruda:
“Tarlada bu kadar olan ürün, benim poşetime girene kadar neden bu fiyata çıkıyor?”

TARLADAN MARKETE GİDEN PARANIN İZİNİ SÜRDÜLER
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü “Tarladan Markete Fiyat Yolculuğu” soruşturmasında Hal Kayıt Sistemi, Çiftçi Kayıt Sistemi ve Vergi Denetim Kurulu çalışmaları karşılaştırıldı.
İstanbul, Ankara, İzmir, Mersin ve Antalya’daki hal müdürlüklerinden bilgiler toplandı.
1029 çiftçinin beyanına başvuruldu.
Savcılığın iddiasına göre bazı büyük tedarikçiler ürün arzını düşük, maliyetleri yüksek gösteriyor; gerçeğe aykırı belgelerle maliyet oluşturuyor ve fiyatların yukarı yönlü hareket etmesine neden oluyordu.
41 büyük dağıtıcı firmanın 41 yöneticisi hakkında gözaltı kararı verildi.
22 ilde 109 iş yeri ve ikamette arama başlatıldı.
Bu satırları yazarken 33 şüphelinin gözaltına alındığı açıklanmıştı.
Şunun altını kalın çiziyorum:
Bunlar soruşturma makamlarının iddialarıdır.
Kimsenin suçlu olduğuna gazeteci karar veremez.
Kararı mahkeme verir.
Ama benim bugün ilgilendiğim başka bir şey var:
Nereye bakıldığı.

SON YEDİ AYIN DOSYALARINI YAN YANA KOYDUM
Akın Gürlek 11 Şubat’ta Adalet Bakanlığı görevine geldi
O günden bugüne açıklanan önemli soruşturma ve operasyonlara tek tek baktım.
Ortaya bir liste çıktı:
Uyuşturucu.
Yasa dışı bahis.

Sanal kumar.
Sokak çeteleri.
Yeni nesil suç örgütleri.
Dolandırıcılık.
Kara para.
Kişisel verilerin yasa dışı “panel” sistemlerinde dolaştırılması.
Kamu kaynaklarının istismarı.
Çocukları ve aileleri hedef alan suç yapılanmaları.
Faili meçhul cinayetler ve kayıplar.
Ve şimdi yaş sebze-meyve fiyatları…

Birbirinden tamamen farklı suç alanları.
Ama ortak bir özellikleri var:
Hepsi toplumun sinir uçlarına dokunuyor.
İLK İŞLERDEN BİRİ BAHİS VE SANAL KUMARDI
Gürlek’in göreve gelmesinden 16 gün sonra, 27 Şubat’ta 81 ilin Cumhuriyet başsavcılıklarına yasa dışı bahis ve sanal kumarla mücadele konusunda özel bir genelge gönderildi.
Mart bilançosu geldiğinde 81 ilde 171 Cumhuriyet Başsavcılığının koordinasyonunda uyuşturucu, yasa dışı bahis ve sanal kumara yönelik 729 operasyon gerçekleştirilmişti.
9 bin 185 şüpheli hakkında adli işlem yapılmış, 2 bin 996 şüpheli tutuklanmıştı.
Bu üç suç alanının ortak mağduru kim?
Büyük ölçüde gençler ve aileler
ÇETELER ARTIK TELEFONUN İÇİNDE
Sonra yeni nesil suç örgütleri geldi.
30 Haziran’da gençleri suça çektiği ve suç örgütlerine eleman temin ettiği belirtilen 117 şüpheliye yönelik operasyon açıklandı.
14 Eylül’de ise ölçek büyüdü.
78 Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü soruşturmalar kapsamında 2 bin 447 şüpheli hakkında adli işlem yapıldı, polis ve jandarma 148 eş zamanlı operasyon gerçekleştirdi.
Bakanlık buna “Sokaklar Güvende” adını verdi.

Burada benim dikkatimi çeken, “yeni nesil suç örgütü” tanımı.
Eskiden çete mahallenin köşesinde adam toplardı.
Şimdi sosyal medyada genç avlıyor.
Suç sokağın köşesinden cep telefonunun ekranına taşındı.
Devletin de oraya gitmesi gerekiyor.
ÇOCUK VE AİLE DOSYASI
Bundan yalnızca bir gün önce başka bir operasyon vardı.
“Ailem Güvende.”
İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin Cumhuriyet başsavcılıklarının koordinasyonunda, 15 ili kapsayan operasyonlarda 162 şüpheli, 9 dernek ve 13 işletme hakkında adli işlem gerçekleştirildi.
Soruşturmaların kapsamları farklıydı; açıklanan suçlamalar arasında fuhuş, müstehcenlik, uyuşturucu ve çocukları hedef alan suçlar bulunuyordu.
Yine aynı noktaya geliyoruz:
Toplumun hassas olduğu yer.

BİR DE TELEFONUMUZUN İÇİNDEKİ MAHREMİYET VAR
4 Eylül’de bu kez “panel” dosyası geldi.
Vatandaşların kişisel bilgilerinin yasa dışı sorgulama sistemlerinde kullanıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturmada 31 avukat hakkında gözaltı kararı verildi, 39 avukatlık bürosunda arama ve el koyma işlemleri başlatıldı.
Bu dosyayı özellikle önemsiyorum.
Çünkü yıllardır vatandaşın adresinden telefonuna, aile bilgilerinden başka kişisel verilerine kadar mahremiyetinin birkaç tuşla ortaya dökülebildiğine ilişkin ciddi bir toplumsal rahatsızlık var.
Üstelik şüpheliler arasında hukukçuların bulunması dosyayı daha da çarpıcı hale getiriyor.
Hukukçu olmak hukukun üzerinde olmak anlamına gelmez.
345 BAHİS SİTESİ, 1.200 IBAN
Ertesi gün, 5 Eylül’de Fenerbahçe-Beşiktaş maçı öncesinde yasa dışı bahis para trafiğine yönelik başka bir operasyon açıklandı.
345 yasa dışı bahis sitesi…
110 farklı ödeme yöntem…
1.200 IBAN…
Bakanlığın açıklamasına göre yasa dışı bahis bağlantılı yaklaşık 98 bin internet sitesi de tespit edilmişti
Bu rakamların söylediği bir şey var
Sanal kumar artık birkaç bahis sitesinden ibaret değil.
Kendi ödeme mekanizmaları ve para trafiği olan devasa bir kayıt dışı ekonomi.
Bu nedenle yalnız siteyi kapatmak yetmez. Paranın peşinden gitmek gerekir.

BENİ EN ÇOK ESKİ DOSYALAR ETKİLEDİ
Bütün bunların içinde beni en fazla etkileyen başka bir karar oldu.
Belki eski polis-adliye muhabiri olduğum için…
Adalet Bakanlığı bünyesinde Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı kuruldu.
24 Nisan’da başlayan çalışmada ülke genelinde 75 ildeki 638 dosya ve 693 maktul yeniden incelemeye alındı.
Bakanlığın 10 Eylül’de açıkladığı altı aylık bilançoya göre çalışmalar sonucunda 40 dosyada, 46 maktul ve 7 yaralının bulunduğu faili meçhul olay aydınlatıldı.
11 Eylül’de de Bursa, Diyarbakır, İzmir, Muş, Nevşehir ve Siirt’teki altı faili meçhul cinayetin aydınlatıldığı açıklandı.
Gülistan Doku…
29 Ağustos’ta bu dosyada 10 şüphelinin gözaltına alındığı açıklandı.
Aynı gün 18 yıldır faili belirlenemeyen Dede Baltacı cinayetinde dört şüphelinin tutuklandığı duyuruldu.
Bakan Gürlek o açıklamada “Ucu nereye giderse gitsin…”dedi.
Ben bu cümleyi önemsiyorum.
Çünkü bir faili meçhul dosyada geçen zaman yalnız takvim yapraklarını eskitmez.
Geride kalan annenin, babanın, kardeşin hayatını da tüketir.
Devlet açısından “Bu dosya artık çok eski” diye bir cümle olmamalı.
BAKAN OPERASYON YAPMAZ
Burada çok önemli bir ayrımı özellikle yapmalıyım. Adalet Bakanı savcı değildir. Operasyonu Bakan yapmaz.
Soruşturmaları Cumhuriyet başsavcılıkları yürütür.
Emniyet ve jandarma adli makamların talimatları doğrultusunda operasyonel işlemleri gerçekleştirir.
Kimin suçlu olduğuna bağımsız mahkemeler karar verir.
Nitekim Akın Gürlek de Gülistan Doku dosyasını anlatırken Adalet Bakanı olarak soruşturmaya müdahale etme yetkisinin bulunmadığını açıkça söyledi.
Doğrusu da budur.
Bu nedenle yukarıda sözünü ettiğim bütün dosyalarda masumiyet karinesi esastır.
Gözaltı mahkûmiyet değildir.
Soruşturma suçluluk değildir.
İddianame bile hüküm değildir.
Suçla mücadele ederken hukuku kaybederseniz, sonunda mücadeleyi de kaybedersiniz.
SAYIN BAKAN…
Son yedi ayın fotoğrafını önüme koyduğumda Adalet Bakanı Akın Gürlek’e söylemek istediğim bir şey var.
Sayın Bakan, doğru yerlere dokunuyorsunuz.
Vatandaşın adalet beklentisi sadece büyük mafya örgütlerinin çökertilmesi değil.
Çocuğunu uyuşturucudan korumak istiyor.
Telefonunda yasa dışı bahis ve sanal kumarın ağına düşmek istemiyor.
Mahallesinde silahla gezen çeteden korkmak istemiyor.
Kişisel bilgilerinin birkaç kuruşa satılmasını istemiyor.
Yıllardır kayıp olan evladının dosyasının rafta unutulmasını istemiyor.
Devletin parasının birilerinin cebine gitmesini istemiyor.
Pazara çıktığında tarladan gelen ürünün kendi sofrasına ulaşıncaya kadar neden katlanarak pahalandığını bilmek istiyor.
İşte benim “toplumun sinir uçları” dediğim yer burası.
ASIL SINAV BUNDAN SONRA
Adaletin başarısı operasyon sayısıyla ölçülmez. Kaç kişinin gözaltına alındığıyla da ölçülmez.
Hata kaç manşet atıldığıyla hiç ölçülmez.
Tüm bunları sonunda mücadelenin ne ölçüde başarılı olduğu kıymetlidir.
Bir başka ve bence en önemli şeylerden biri de bunları yaparken delilden, hukuktan, savunma hakkından ve masumiyet karinesinden bir milim uzaklaşmamak esastır.
Sayın Bakan…
Doğru yerlere dokunuyorsunuz.
Hukukun gösterdiği yere kadar değil, hukukun gösterdiği her yere kadar.
Türkiye’nin ihtiyacı tam da bu…
patronlardunyasi.com