Finans


Avrupa Merkez Bankası (ECB) tarafından yayımlanan "Euronun Uluslararası Rolü" raporuna göre, ortak para biriminin küresel pazar payı geçen yıl neredeyse hiç değişmeyerek genel göstergelerde yüzde 20 seviyesinde kaldı. Bu oran, euronun  20 yıl önceki seviyelerinin oldukça altında bulunurken ABD doları yüzde 57'lik payıyla küresel liderliğini açık ara korudu.

Küresel rezerv yöneticilerinin, jeopolitik belirsizlik dönemlerinde bile stratejik yatırım kriterlerinde ani değişikliklerden kaçındığı gözlendi.

REZERVLERDE ALTIN PAYI EUROYU GERİDE BIRAKTI

Raporda, hem merkez bankalarının hem de özel yatırımcıların olağanüstü yüksek hacimlerde altın alımı yaptığına dikkat çekildi.

Bireysel altın yatırımları geçen yıl ikiye katlanarak 2 bin 200 tona ulaşırken merkez bankaları 850 ton altın satın aldı. Fiyat artışlarının da etkisiyle resmi rezervler içindeki altın payı, euro ve ABD Hazine tahvillerini geride bıraktı.

Küresel döviz ticaretinde ise en büyük darbeyi euro aldı.

ABD Başkanı Donald Trump'ın gümrük tarifesi tehditleri ve politik açıklamaları dolarda dalgalanmayı artırınca, yatırımcılar riskten korunma işlemlerine yüklendi. Bu süreçte Çin yuanı da payını yüzde 9'a çıkararak kazanç sağlayan bir diğer para birimi oldu.

Genel durağanlığa rağmen euro, uluslararası borç senedi ihraçlarında tarihi bir başarı yakaladı.

Euro cinsinden borç ihraçları yıllık bazda yaklaşık yüzde 30 artarak 1,1 trilyon doları aştı ve para biriminin tarihindeki en yüksek seviyesine ulaştı.

Bu yükselişte, ABD'li firmaların euro cinsinden tahvil çıkarıp dolara çevirdiği "Ters Yankee" ihraçlarının yüzde 50'ye yakın artması önemli rol oynadı. Euro ayrıca, yeşil ve sürdürülebilir tahvil piyasasında ilk kez dünyada ilk sıraya yerleşti.

LAGARDE'DEN 'ORTAK BORÇLANMA' ÇAĞRISI

ECB Başkanı Christine Lagarde, raporda yer alan değerlendirmesinde, euronun uluslararası piyasalardaki rolünün 2025 yılında sınırlı ancak istikrarlı bir artış gösterdiğini belirtti.

Küresel kullanım göstergelerinde euronun  payının yüzde 20 civarına ulaştığını aktaran Lagarde, Rusya'nın 2014'teki Kırım işgaliyle tetiklenen jeopolitik gerilimlerden bu yana bu payın yüzde 1,5 puan arttığını ifade etti.

Euronun 2025 ve 2026 başındaki kriz dönemlerinde yatırımcılar için "güvenli liman" gibi konumlandığını, uluslararası borç ihraçlarında tarihi rekor kırdığını ve yeşil tahvil piyasasında ilk kez dünyada ilk sıraya yerleştiğini belirten Lagarde, buna rağmen küresel finansal sistemde bloklaşma riskinin arttığını vurguladı.

Merkez bankalarının altına olan güçlü talebine, dijital ödeme alternatiflerine ve ticarette geleneksel olmayan para birimlerinin yükselişine dikkati çeken Lagarde, şu değerlendirmede bulundu:

"Euronun küresel cazibesini artırması için bir fırsat penceresi var ancak bunun ön şartı Avrupalı karar alıcıların gerekli koşulları yaratması ve sözleri eyleme dökmesidir. Küresel finans sisteminde parçalanma güçleri giderek daha belirgin hale geliyor ve rehavete kapılacak bir alan yok. Euronun gerçek anlamda küresel bir para birimine dönüşmesi için Euro Bölgesi daha derin ve likit sermaye piyasaları inşa etmeli, Tek Pazar'ı ve tasarruf-yatırım birliğini iddialı bir takvimle tamamlamalıdır. Ayrıca kamu mallarının ortaklaşa finanse edilmesi gibi ek adımlar, AB genelinde güvenli ve likit bir ortak borç havuzu oluşturulmasına yardımcı olacaktır."

patronlardunyasi.com