Dünya


Burak ARTUNER

#video_9743541#

Film, yalnızca Vietnam Savaşı'ndan dönen bir askerin dramını anlatmıyordu. 

Aynı zamanda Amerika'nın kendi vicdanıyla hesaplaşmasının da hikâyesi gibiydi. 

Bayrağın gölgesinde büyüyen bir gencin, savaşın acı gerçeğiyle yüzleşmesini anlatırken, aslında bir ülkenin aynaya bakmasını sağlıyordu.

Bugün o ayna, yeniden karşılarında duruyor.

Amerika Birleşik Devletleri 250 yaşında.

Çeyrek bin yıllık bir devlet... 

Dünyanın en büyük ekonomilerinden biri. 

Ay'a insan gönderen, interneti günlük hayatın vazgeçilmezi hâline getiren, yapay zekâ yarışında başı çeken, Hollywood'u, Silikon Vadisi'ni ve küresel markaları dünyaya armağan eden bir süper güç.

ÇİNLİ YETKİLİNİN SÖYLEDİĞİ SÖZLER 

Bundan 15 yıl önce Çin devletinin davetlisi olarak bir grup gazeteciyle beraber Çin'e 15 günlük bir ziyaret gerçekleştirmiştim. 

O ziyarette Çin'deki üstün teknolojik gelişmeleri yerinde görme fırsatı görmüştüm. 

O günlerde Çin'in Merkez Bankası'nın rezervleri 3 trilyon dolardı. 

Bu yıl yanlış hatırlamıyorsam bu para 3,5 trilyon doları geçti. 

Yani böyle bir güç. 

O gücün farkında olan Çinlilerin bunu sanki ince bir bambu ağacının arkasına saklanmış bir Panda gibi gizlemeye çalıştıklarını fark etmiştim.

O dönemki Çin Dışişleri Bakan Yardımcısı'na 'Size dünyanın yeni Süper Gücü diyebilir miyiz?' diye sormuştum. 

Verdiği yanıt, panda örneğimin doğruluğunu göstermişti bana: "Dünyada tek bir Süper Güç vardır: ABD. Biz OECD verilerine göre gelişmekte olan ülkeyiz" 

Bu elbette bir Çin temkinliliğiydi.

Ama haksız da sayılmazdı tabii.

Ancak ABD için madalyonun diğer yüzü de var.

Bir yanda serveti trilyon dolarları aşan teknoloji devleri, diğer yanda ay sonunu getirmekte zorlanan milyonlarca insan... 

Bir yanda dünyanın en prestijli üniversiteleri, diğer yanda eğitim ve sağlık masrafları altında ezilen aileler... 

Bir yanda özgürlük söylemi, diğer yanda her yıl yaşanan kitlesel silahlı saldırılar...

Amerika bugün belki de tarihinin en derin siyasi kutuplaşmalarından birini yaşıyor. 

Seçimler artık yalnızca iktidarı belirlemiyor; komşuyu komşudan, aile bireylerini birbirinden ayıran bir kimlik savaşına dönüşüyor.

Bugün bile kendilerine "Üstünlükçü Vatansever Beyazlar" diyen yüzleri maskeli, yaklaşık 400 kişilik bir grup, 4 Temmuz kutlamaları sürürken başkent Washington sokaklarında yürüyüş yaptı. 

Bir zamanlar dünyanın dört bir yanından insanlar "Amerikan rüyası" için yola çıkardı. 

Bugün ise aynı rüyanın gerçekten yaşayıp yaşamadığı tartışılıyor. 

Amerikalılar; İran'la savaşta da bazı gerçekleri gördü.

Hürmüz krizi çözülemeyince benzinin pahalanmasının faturasını çıkaracak bir yer arar oldular. 

İç sorunlar sıkıntıları daha görünür kıldı. 

İRAN SAVAŞI'NIN 'KIRILMA NOKTASI' OLABİLİR

Dış politikada da tablo karmaşık. Amerika hâlâ dünyanın en etkili askeri ve ekonomik güçlerinden biri. 

Ancak artık karşısında yükselen yeni aktörler var. 

Küresel dengeler değişiyor, Washington'un tek başına belirleyici olduğu dönem eskisi kadar tartışmasız görünmüyor.

ABD'nin İran'a saldırıları sonrası ortaya çıkan sonuç, bence ABD'de pek çok noktada 'kırılma noktası' olabilir. 

Bunun etkilerini ilerleyen zamanda daha net görebileceğiz.

EN BÜYÜK GÜÇ: KENDİNİ ELEŞTİREBİLME CESARETİ 

Yine de Amerika'nın en büyük gücü yalnızca ordusu ya da ekonomisi değil.

Kendini eleştirebilme cesareti...

Doğum Günü 4 Temmuz gibi filmler, ülkenin en acı gerçeklerini kendi toplumunun önüne koyabildi. 

Gazeteciler, yazarlar, sinemacılar ve akademisyenler yıllarca Amerika'nın hatalarını tartıştı. 

Belki de demokrasilerin en önemli sınavı tam da burada başlıyor: Kendi yanlışlarını konuşabilmek.

Yaş kutlamalarında ABD göklerini yine havai fişekler aydınlattı.

Şunu düşünüyorum bu görüntüleri izlerken: 

Bir ülkenin doğum günü, sadece geçmiş başarıları kutlamak için mi vardır; yoksa gelecekte hangi yöne gideceğini sorgulamak için mi?

Belki de Tom Cruise'un yıllar önce canlandırdığı o karakterin sessiz bakışı bugün hâlâ aynı soruyu fısıldıyor:

Bir ülke çok güçlü olabilir ama gerçekten refah ve mutluluk için güçlü olmak yeter mi?

patronlardünyası.com