Ekonomi


Financial Times'ın Ekonomik Analiz Bürosu (BEA) verileri üzerinden yaptığı hesaplamalara göre ABD'de ikinci çeyrekte şirketlerin vergi öncesi kârları yıllıklandırılmış 4,8 trilyon dolara ulaşarak milli gelirin yüzde 18'ini oluşturdu ve İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki en yüksek payı kaydetti.

Habere göre, çalışanların maaş ve yan haklardan elde ettiği payın milli gelir içindeki oranı yüzde 60'a geriledi. JPMorgan ekonomisti Abiel Reinhart gelirin giderek daha büyük bir kısmının şirket kâr marjlarına kaydığını vurguladı.

Yapay zekâ patlaması ve artan enerji fiyatlarının etkisiyle hisse senedi piyasaları rekor kırarak yatırım hesaplarına katkı sağlasa da, bu durum gelir eşitsizliğini daha da derinleştiriyor.

Temmuz ayında reel saatlik kazançların yıllık bazda yüzde 0,2 gerilemesiyle birlikte enflasyonun ücret artışlarını geride bırakması, sermaye sahipleri ile geçimini sadece maaşıyla sağlayan kitleler arasındaki ekonomik ayrışmayı belirginleştiriyor.

Groundwork Collaborative Başkan Yardımcısı Elizabeth Pancotti, ABD'de pasif yatırım geliri elde edenler ile günlük çalışanlar için iki ayrı ekonomik gerçeklik oluştuğunu ifade etti. Donald Trump yönetiminin şirketlere ve yüksek gelir gruplarına yönelik vergi indirimleri ile sosyal yardım kesintileri, kamuoyundaki huzursuzluğu ve popülist siyasi tepkileri artırıyor.

Uzmanlar, sendikalaşma oranlarının düşmesi ve dış kaynak kullanımı gibi yapısal nedenlerle çalışanların pazarlık gücünün azaldığını, şirket kârları ile çalışan refahı arasındaki bu tarihi dengesizliğin ciddi bir siyasi ve sosyal geri tepme riski taşıdığını değerlendiriyor.

patronlardunyasi.com