Aktüel


Toygun ATİLLA

Aylardan Nisan... 8 Nisan...

Hava tam kararsız. Bir gün güneş, bir gün rüzgar. Biraz serin, biraz umutlu.

Tam da Ertuğrul Özkök gibi...

Bugün 79 yaşında... Normal şartlarda bir gazeteci için bu yaş, "artık anlatacaklarımı anlattım" demektir. Onun için ise böyle değil.

Yazıyor, anlatıyor, bir hikayenin peşinden gidiyor.

Neden derseniz?

O hiçbir zaman sıradan bir gazeteci olmadı. Bir dönemdi, bir iklimdi, çoğu zaman ise tartışmanın kendisiydi.

Herkes ona kızdı ama herkes biraz da ona benzemeye çalıştı.

Manşet attı, tartışma çıktı. Yazı yazdı, memleket ikiye bölündü. Bugün "etkileşim" dediğimiz şey var ya... Özkök, onu sosyal medya yokken yapıyordu.

Onu farklı kılan şey ise, bir yazı makinası değil bir hikaye anlatıcısı olmasıydı.

Hürriyet'te 20 yıl yayın yönetmenliğimi yaptı. Çoğu zaman göz teması bile kurmadı :) Hürriyet'te fark etmediği, fark etmeye fırsat bulamadığı onca işini iyi yapmaya çalışan gazeteciden biriydim belki...

Hiç önemli değil... O fark edilmemişlikler bile bize belki mücadeleyi öğretti. Oradan bile onun sayesinde kazanımlar elde ettik.

Bu yazıyı yazan kişi yani ben... Sanmayın ki, Ertuğrul Özkök'ün siyasi olarak söylediği her şeye gazeteci olarak yazdığı her yazıya imzamı atıyorum. Öyle değil elbette...

Çok yazısında kendisine katılmadığım, eleştirdiğim onca şey var ..

Bahsettiğim bu değil. Bir saygı duruşu...

O saygı duruşunu da bugün İletişim danışmanı Çetin Kımız'ın sabah WhatsApp'tan bana gönderdiği mesaj nedeniyle yapma gereği duydum.

Çünkü bugün Ertuğrul Özkök'ün doğum günüydü. Çetin Kımız bunu haber vermişti.

Ben de modern zaman meddahı tanıdığım Ertuğrul Özkök'ten bahsetmek istedim.

O bazen bir restorandan, bazen bir seyahatten bazen bir şaraptan bazen bir anıdan girer konuya... Hiç fark etmeden Türkiye'ye ait bir şey söyler. İşte bu Ertuğrul Özkök'ün sihridir.

Kimi zaman kızdırırdı, kim zaman "bu da yazılır mı?" dedirtirdi, yine de yazılarının etkisiz olduğunu hiç görmedim.

Sadece gazeteciliği bilgi vermek değil duygu üretmek haline getiren insandı. Bazen de o duygu öfkeydi. Ancak hiçbir zaman boşluk değildi.

Bazıları bu yazıyı yazdığım için beni eleştirebilir. Varsın eleştirsinler. Hiç önemli değil, canınız sağ olsun.

Yıllardır Ertuğrul Özkök'ün hep birlikte eleştiriyoruz, eleştireceğiz de... Bugün onun doğum günü, bence Türk basın tarihine damgasını vuran biri olarak övgüyü de en az yergi kadar çokça hak ediyor.

Hürriyet, 1991 sonbaharında işe başladığım 2021 ilkbaharında veda ettiğim yuvamdı.

Dedim ya bu yazı bir saygı duruşu...

Ertuğrul Özkök'ün doğum günü bana bu fırsatı verdi. 

Önce kendisiydi. Konuşmasak da tartışmasak da her gün yazılarını okuyarak, refleksini görerek, izleyerek, anlamaya çalıştığımdı.

Bu saygı duruşunda şimdi aramızda olmayan Tufan Türenç, Necdet Doğan, Seçkin Türesay, Reha Öz gibi ağabeylerimizi rahmetle anıyorum. Hepsinin bizde çok emeği vardır.

İlk müdürüm Uğur Cebeci, Celal Korkut, Necdet Açan, Enis Berberoğlu, Sedat Ergin, Doğaner Gönen, Vahap Munyar, Fikret Ercan, Arif Dizdaroğlu, Nurcan Akad, Bülent Ovacık, Orhan Can, Kürşat Yılmaz, Ali Dağlar ...

Daha kimler kimler... İsmini unuttuğum ağabeylerim kardeşlerim ne olur beni bağışlasın.

Bu kadro bile işte o eleştirdiğimiz Ertuğrul Özkök'ün ekibiydi. Hepsi her gün iyi bir gazete çıkarmak için çalışırdı.

Tekrar Ertuğrul Özkök'e dönelim.

Ertuğrul Özkök bugün halen konuşuluyor.

79 yaşında bunu yapmaya devam ediyor.

Çünkü o biraz bahar gibi.

Tam net değil...

Biraz savruk, biraz özgür, her seferinde yeniden başlatan...

Türk medyasının hep birkaç adım önünde yürümeyi seçti.

Bugün herkes yazıyor, herkes konuşuyor, çok az kişi iz bırakıyor.

Bence Ertuğrul Özkök iz bıraktı.

Belki doğru, belki yanlış...

Silinmeyecek kadar derin...

Doğum günün kutlu olsun Ertuğrul Özkök...

Senin gazeteciliğin bize şunu öğretti; Tarafsız olmak mümkündür ama etkisiz olmak affedilemez.

patronlardunyasi.com