Toygun ATİLLA
Boğaz yalıları sahiplerinden çok yaşar... Sahiplerinin adıyla anılırlar ama aslında sahiplerinden çok daha uzun yaşarlar.
İnsanlar gelir, servetler büyür, aileler değişir, miraslar bölünür. Onlar kıyıda kalır.
Kanlıca’da bugün “Faruk Yalçın Yalısı” olarak bilinen yapı da onlardan biri.
Bugün Sabah gazetesinde gördüğüm haber, yalının 55 milyon dolara satışa çıkarılmasıydı. Hatta yazı işleri müdürümüz Burak Artuner'in dikkatini çekmiş, beni uyarmıştı.
Haberi okudum... O yalının kapısından içeri girdim...
O yalının kapısını açıp biraz geriye gittiğimde karşıma yalnızca Faruk Yalçın ailesi değil, İstanbul’un yaklaşık 150 yıllık öyküsü çıktı.

FARUK YALÇIN’DAN ÖNCE ŞEFİK BEY VARDI
Yalının gerçek adı Yağcı Hacı Şefik Bey Yalısı.
Bugünkü yapının bulunduğu Kanlıca sahilindeki mülkün geçmişi 19’uncu yüzyıla uzanıyor.
Kaynaklara göre bölgede Rıfat Paşa ailesine ait bir sahilhane bulunuyordu. Mülk daha sonra Sultan Abdülmecid’in kızı ve Sultan II. Abdülhamid’in kız kardeşi Cemile Sultan’ın mülkiyetine geçti.
Ancak Boğaz’ın ahşap yalılarının kaderini belirleyen şeylerden yangın burada da yaşandı.
1871’de çıkan büyük yangın yapının önemli bölümünü yok etti.
Aradan yıllar geçti.
Araziyi Yağcı Hacı Şefik Bey ile ortağı satın aldı.
1905 yılında bugün gördüğümüz yalının hikayesi başladı.

BOĞAZ’DA ART NOUVEAU İZİ
Yalıyı özel yapan yalnızca geçmişi değil.
Mimarisi de Boğaz’daki klasik yalı çizgisinden ayrılıyor.
Kâgir bir zemin üzerinde yükselen ahşap yapı, Avrupa’da 19’uncu yüzyılın sonunda etkili olan Art Nouveau izlerini taşıyor.
Zeminden çatıya doğru yükselen kulemsi çıkıntıları, yüksek pencereleri, büyük kapıları ve simetrik planıyla Boğaz’ın geleneksel ahşap mimarisiyle Avrupa köşk mimarisinin yan yana geldiği yapılardan biri.
Daha da önemlisi, eski yapının yangından kurtulan selamlık bölümünün izleri de bu hikayenin içinde yaşamaya devam ediyor.
Altındaki kayıkhane ise yalının Boğaz’la ilişkisinin bugün hâlâ görülebilen parçalarından.
Yani satın alınan şey yalnızca denize sıfır bir gayrimenkul değildi.
Bir İstanbul hafızasıydı.

FARUK YALÇIN’IN HAYATINA GİRDİ
Sonra o yalının içinden Faruk Yalçın girdi.
Türkiye’nin büyük müteahhitlerinden biri olan Yalçın, özellikle uluslararası projeler ve NATO ihaleleriyle büyüyen iş dünyasının dikkat çekici isimlerinden biriydi.
Patronlar Dünyası’nın eski arşivlerinde ise yalının Faruk Yalçın’a nasıl geçtiğine ilişkin küçük ama çok kıymetli bir ayrıntı var.
Boğaz’da onlarca yalı satışına aracılık eden emlakçı Yüksel Ayıkcan yıllar önce verdiği bir röportajda: “Faruk Yalçın’a Kanlıca’daki yalısını ben sattım” diyordu.
Aynı anlatıma göre Yalçın’ın yaklaşık 3 milyon dolara aldığı yapı daha sonra kapsamlı biçimde restore edildi.
Sabah gazetesinde bugün yayımlanan habere göre Faruk Yalçın, restorasyonu 1989 yılında yaptırdı ve ailesiyle birlikte buraya yerleşti.
Bundan sonra Yağcı Hacı Şefik Bey’in adı giderek geride kaldı. Yalı artık kamuoyunda başka bir isimle tanınıyordu: Faruk Yalçın Yalısı.

BİR İŞ İNSANININ EVİNDEN AİLE HAFIZASINA
Faruk Yalçın 2008 yılında hayatını kaybedene kadar burada yaşadı.
Dolayısıyla Kanlıca’daki yapı artık yalnızca değerli bir Boğaz gayrimenkulü değildi.
Yalçın ailesinin hafızasıydı.
Belki hikayenin en çarpıcı bölümü de bundan sonra başladı.
Faruk Yalçın’ın ölümünün ardından yalının satılacağı söylentileri çıkınca kızı Süreyya Yalçın 2009 yılında çok kesin konuşmuştu: “Ben hayattayken hiç kimse o yalıyı satamaz.”
Aradan 17 yıl geçti.
Bugün o cümle İstanbul’un ve servetlerin değişimini anlatan küçük bir belge gibi duruyor. Şimdi ise kapıda gerçekten “satılık” tabelası var.

3 MİLYON DOLARDAN 55 MİLYON DOLARA
Yalının ekonomik hikâyesi de diğer her şey kadar ilginç.
Faruk Yalçın’ın yaklaşık 3 milyon dolara satın aldığı belirtilen yalıya 2010’ların başında yaklaşık 40 milyon dolar değer biçiliyordu.
Bugün konuşulan rakam ise 55 milyon dolar. Haberlere göre mirasçılar başlangıçta 70 milyon dolar talep etti.
Alıcı çıkmayınca fiyat 55 milyon dolara çekildi.
Yaklaşık üç dönümlük arazi…
Boğaz’a 58 metre cephe…
Arkasında bir asrı aşan İstanbul tarihi.
Fakat bütün bunların fiyatını dolar üzerinden hesaplamak mümkün olsa da yalının hikayesinin fiyatını hesaplamak biraz daha zor.

YALILARIN SAHİBİ YOKTUR, MİSAFİRLERİ VARDIR
Belki de Boğaz yalılarının en güzel tarafı bu.
Yazımın en başında da söylediğim gibi...
Tapuları insanların üzerine olur.
Ömürleri ise insanlardan uzundur.
Bir zamanlar Cemile Sultan’ın dünyasının parçası olan kıyı, sonra Yağcı Hacı Şefik Bey’in oldu.
1905’te yeniden doğdu.
1980’lerin sonunda Faruk Yalçın geldi.
Yalçın ailesinin çocukları orada büyüdü.
Bir dönem “Asla satılmaz” denildi.
Şimdi 55 milyon dolara yeni sahibini bekliyor.
Yeni sahibi kim olacak bilmiyoruz.
Bildiğim tek şey şu...
Kanlıca’daki o yalının hikayesi yeni sahibinden de eski olacak.
Büyük ihtimalle ondan da uzun yaşayacak.
Boğaz’da bazı mülklerin sahibi olmaz, sadece bir süreliğine misafirleri olur.
Tıpkı hayat gibi...
patronlardunyasi.com