Toygun ATİLLA
Birkaç gün önce Küçükçekmece Gölü çevresinde göç yolculuğundaki 52 leyleğin ölümünü yazarken şöyle bir soru sormuştum: “Biz büyürken doğaya ne bırakıyoruz?”
O yazının ardından önemli bir gelişme oldu.
TCDD harekete geçti.
Artık biliyoruz ki leyleklerin zarar gördüğü yer sıradan bir elektrik dağıtım hattı değildi.
TCDD’nin açıklamasına göre olay, Küçükçekmece Gölü-Tahtakale mevkiinde demiryolu hattı çevresindeki elektrifikasyon tesislerinde meydana geldi.
TCDD şimdi bu bölgede mevcut koruyucu önlemleri artıracağını açıkladı.
Leyleklerin ve diğer kuşların elektrifikasyon tesislerinin riskli bölümlerine konmasını engellemek için kullanılan “kuşkonmaz” aparatlarının yaygınlaştırılması planlanıyor.

Dahası var.
İstanbul Doğa Koruma ve Milli Parklar Bölge Müdürlüğü ve üniversitelerin ilgili fakültelerindeki akademisyenlerle görüşmeler başlatıldı.
Kuşların mevcut göç güzergahları geçmiş yıllardaki hareketleriyle karşılaştırılacak. Riskli bölgeler belirlenecek. Gerekirse yeni koruyucu sistemler devreye sokulacak.
TCDD’YE TEŞEKKÜR ETMEK GEREKİYOR
Bir kamu kurumu eleştirildiğinde duvar örmek yerine sorunu görüp çözüm arıyorsa, bunu da yazmak gerekir. Bu nedenle TCDD’yi attığı bu adım için tebrik ediyorum.
Mesele benim yazım değil.
Mesele 52 leylek de değil artık.
Mesele bundan sonra aynı yerde 53’üncü leyleğin ölmemesi.
52 LEYLEĞİN ÖLMESİNİ BEKLEMEK ZORUNDA MIYDIK?
TCDD’nin verdiği bilgiler aslında bu soruyu daha önemli hale getiriyor. Söz konusu demiryolu hattı uzun yıllardır işletmede.
Şimdi “kuşkonmaz” aparatlarının yaygınlaştırılmasından, göç güzergâhlarının bilimsel olarak incelenmesinden ve yeni koruyucu sistemlerden söz ediyoruz.
Bunların yapılacak olması çok değerli.
Ama insan ister istemez bunları yapmak için neden önce 52 leyleğin ölmesi gerekti? diye insan düşünüyor.
Yanlış anlaşılmasın, TCDD’yi 52 leyleğin ölümünden doğrudan sorumlu ilan etmiyorum.
Bunun için elimizde bilimsel ve teknik bir inceleme sonucu yok.
Tam tersine, TCDD’nin şimdi üniversiteler ve uzmanlarla başlatacağı çalışma belki bize olayın gerçek nedenlerini gösterecek.
Kuşların göç güzergâhı mı değişti?
İklim değişikliğinin etkisi var mı?
Elektrifikasyon tesislerinin belirli noktalarında öngörülemeyen yeni bir risk mi oluştu?
Bunların cevabını bilim insanları verecek.
Şunu söylemek istiyorum, altyapıları yöneten kurumların görevi yalnızca meydana gelen kazalara müdahale etmek değildir. Riskleri mümkün olduğunca kazadan önce görebilmektir.

BİR LEYLEĞİN ÖLÜMÜNDEN BİR SİSTEM DOĞABİLİR
Aslında benim önemsediğim nokta tam olarak burası. Bu olayı “52 leylek öldü, TCDD önlem aldı” diye kapatırsak birkaç gün sonra hepimiz unuturuz.
Oysa bundan bir sistem çıkarabiliriz.
Türkiye, Afrika ile Avrupa arasındaki dünyanın en önemli kuş göç yollarından birinin üzerinde.
Demiryollarımız var.
Enerji nakil hatlarımız var.
Otoyollarımız var.
Havalimanlarımız var.
Dev fabrikalarımız var.
Yeni yatırımlar yapıyoruz.
O halde bütün büyük altyapı yatırımlarında şu soruyu daha proje masadayken sormamız gerekiyor: “Buradan geçen yalnızca insanlar mı?”
Bazen o hattın üzerinden milyonlarca yıldır kuşlar da geçiyor.
ŞİMDİ TAKİP ZAMANI
Bu nedenle TCDD’ye bugün teşekkür ediyorum.
Ama bu dosyayı da kapatmıyorum.
Kuşkonmaz aparatları gerçekten yaygınlaştırıldı mı?
Riskli noktalar nereler çıktı?
Üniversitelerin çalışması ne sonuç verdi?
Yeni koruyucu sistemler uygulanacak mı?
Ve en önemlisi…
Bir sonraki göç mevsiminde aynı yerde yine kuşlar ölecek mi?
Bence gazeteciliğin çok basit bir kuralı var:
Yanlışı söyle.
Doğruyu alkışla.
Sonucunu takip et.
52 leyleği geri getiremeyiz.
Onların ölümünden sonra alınacak doğru önlemler belki binlercesini hep birlikte yaşatabiliriz.
O zaman o 52 leylek bize yalnızca acı bir fotoğraf bırakmamış olur. Bir şeyleri değiştirmiş olur.
patronlardunyasi.com
İLGİLİ HABER