Patronlar


Halide TONGA

Dünyanın en büyük servetleri artık sadece petrol, finans veya gayrimenkulden doğmuyor. Her geçen gün hızla yenilenen teknolojik alt yapı, yapay zekanın ve bağlı bileşenlerinin gelişmesi ve aynı zamanda artan talebi, temiz enerji yatırımlarının artması, uzay ekonomisinin büyümesi ve robotik teknolojilerindeki gelişmeler, küresel ekonomide yeni bir servet haritası oluşturuyor.

YAPAY ZEKA YALNIZCA TEKNOLOJİ DEMEK DEĞİL

Yeni servet haritasının ilk sırasında yapay zeka var. Çünkü yapay zeka sadece teknoloji şirketlerinin değil aynı zamanda sağlık, finans, otomotiv, üretim ve enerji gibi birçok sektörün dönüşümünü hızlandırıyor.

PwC’nin analizine göre, 2030'a kadar yapay zekanın küresel ekonomiye 15,7 trilyon dolarlık katkı sağlaması bekleniyor. Bu rakam sadece yazılım geliştiricilerini değil, çip üreticileri, veri merkezi işletmecileri, bulut altyapısı sağlayıcıları ve robotik şirketlerini de yeni servetlerin merkezine alıyor.

GÖRÜNMEYEN KAZANANLAR

Bu süreçte yapay zekanın görünmeyen kazananları ise veri merkezleri olacak. Dünyanın dört bir yanında yeni veri merkezleri için yatırımlar gün geçtikçe artıyor. Bu merkezler, büyük dil modelleri ve üretken yapay zekâ uygulamalarının yaygınlaşmasını sağlıyor.

McKinsey, 2030'a kadar yapay zeka altyapısına yönelik trilyonlarca dolarlık yatırım ihtiyacı doğacağını öngörüyor. Bu yatırımlar ise sadece teknoloji şirketleri için değil, enerji, elektrik altyapısı, soğutma sistemleri ve yarı iletken üreticileri için de büyük fırsatlar yaratıyor.

UZAY EKONOMİSİ 2035’TE 1,8 TRİLYON DOLARA ULAŞABİLİR

McKinsey, PwC ve Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) raporlarına bakıldığında ise, yapay zeka, iklim teknolojileri, uzay ekonomisi, veri merkezleri, biyoteknoloji ve robotik gibi alanların önümüzdeki 10 yılın en büyük yatırım fırsatlarını sunacağı ön görülüyor. Yani dünyanın yeni milyarderlerinin bu alanlardan doğması bekleniyor.

Dünya Ekonomik Forumu ve McKinsey & Company’ye göre, uzay ekonomisinin 2035 yılına kadar 1,8 trilyon dolara ulaşması, yeryüzündeki neredeyse tüm sektörleri etkilemesi ve değer yaratması, ayrıca dünyanın en büyük sorunlarının birçoğuna çözümler sunması öngörülüyor.

HCLSoftware Başkanı Kalyan Kumar'ın “İnternetin ilk günlerine benzer şekilde, uzay teknolojilerinin gerçek etkisi uzayın sınırlarının çok ötesine uzanacaktır. Uzay tabanlı uygulamaların çeşitli sektörlere ve ekonomilere nüfuz edeceği, büyüme ve toplumsal ilerleme için benzeri görülmemiş fırsatlar yaratacağı bir devrimin eşiğindeyiz.” yorumu da bu konuda oldukça dikkate değer.

YEŞİL MİLYARDERLER DE SAHNEDE OLACAK

Öte yandan diğer yükselen alan ise iklim teknolojileri. Yeni ‘yeşil milyarderler’ yaratan bu alanda, küresel net sıfır emisyonu hedeflerine ulaşmak için temiz enerji, batarya teknolojileri, karbon yakalama ve depolama (CCUS), enerji depolama ve yeşil hidrojen gibi alanlarda büyük yatırımlar gerçekleşiyor.

2030 yılına kadar iklim teknolojilerinin ölçeklenmesi için yıllık yatırım büyüklüğünün yaklaşık 2 trilyon dolara ulaşması gerekiyor. Enerji dönüşümünü hızlandıran şirketlerin de yeni milyarderlerinin doğması öngörülüyor.

İNSANSI ROBOTLAR YENİ MİLYARDELER YARATABİLİR

Yapay zeka destekli insansı robotların yeni servetlerin oluşacağı bir alan olarak sahneye çıkması kaçınılmaz. İnsansı robotların özellikle üretim, lojistik, sağlık ve yaşlı bakımında yaygınlaşması bekleniyor.

Sadece üretim maliyetlerini azaltmak değil aynı zamanda verimli iş gücü açığını kapatma konusunda da kritik rolleri üstlenmesi öngörülüyor. Robotik donanım üreticileri, yazılım geliştiricileri ve sensör teknolojisi şirketlerine de bu alanda yeni fırsatlar doğuyor.

Öte yandan biyoteknoloji ve sağlık teknolojileri, savunma teknolojileri de Avrupa başta olmak üzere birçok ülkenin harcamalarının arttığı, yeni yatırım planlarının yapıldığı sektörler olarak ön planda. Bu alanlarda yaşanacak büyüme ise sadece küresel ekonomiyi değil, dünyanın yeni milyarderler listesini de yeniden şekillendirecek.

patronlardunyasi.com