Halil KASAPOĞLU
2026 Dünya Kupası’nda görev yapacak hakemlerin listesi geçtiğimiz hafta açıklandı. FIFA’nın yayımladığı resmi listeye göre turnuvada; 52 orta hakem, 88 yardımcı hakem ve 30 VAR yetkilisi görev yapacak. 170 kişilik bu yapı, 50 farklı ülkeden temsilci barındırıyor. Listeye yakından bakıldığında Brezilya ve Arjantin’in dokuzar isimle zirvede olduğu, ABD’nin sekiz, İngiltere ve Meksika’nın yedişer görevliyle öne çıktığı görülüyor.
Somali, Gabon, Honduras, El Salvador, Jamaika, Angola ve Yeni Zelanda gibi futbolun merkezinde konumlanmayan ülkelerden temsilcilerin de bulunduğu bu listede, Türkiye’den tek bir hakem dahi yer almıyor. Türkiye’nin bu turnuvaya da hiçbir hakem gönderememesi, listeyi ülke futbolumuz açısından farklı bir sorgulama alanına dönüştürüyor.
FIFA’NIN TAKIMI: “TEAM ONE”
Bu listenin turnuva açısından önemini anlamak için FIFA’nın bu gruba verdiği isme bakmak yeterli: “Team One.” Bu ifade ilk bakışta bir pazarlama dili gibi görünse de aslında güçlü bir mesaj içeriyor. Bu kavramın isim babası bizzat FIFA Başkanı Gianni Infantino. Infantino, 2022 Dünya Kupası öncesinde hakem kampında yaptığı konuşmada bu ifadeyi ilk kez kullanarak hakemleri “FIFA’nın takımı” olarak tanımladı ve bu yaklaşımı kurumsal bir dile dönüştürdü.
Infantino, “Siz FIFA’nın takımısınız. Siz olmadan futbol da Dünya Kupası da olmaz.” sözleriyle hakemlerin turnuvanın seyrindeki rolünü de vurgulamış oldu.
Bugün FIFA’nın hakemlik yapılanması tam da bu anlayış üzerine kurulu. Yıllara yayılan izleme süreçleri, performans analizleri, fiziksel ve mental hazırlık programları…
Hakemler turnuva boyunca Miami’de konuşlanacak; VAR ekipleri ise Dallas’taki Uluslararası Yayın Merkezi’nde görev yapacak.

GEÇMİŞİN İZLERİ: PARLAYAN İSİMLER, KURULAMAYAN EKOL
Türkiye açısından bu tablo aslında yeni değil. Türk hakemliği hiçbir zaman uluslararası turnuvalarda sürekli ve sistematik biçimde yer alan bir ekol olmadı. Dönem dönem dünya vitrininde parlayan isimler çıktı ancak bu bireysel başarılar hiçbir zaman kurumsal bir sürekliliğe dönüşemedi.
1974’te Doğan Babacan ile Türk hakemliği dünya sahnesinde ilk ciddi çıkışını yaptı. Babacan 1974 Dünya Kupası’nda yönettiği Batı Almanya-Şili maçında, Dünya Kupası tarihinin ilk kırmızı kartını gösteren hakem olarak adını tarihe yazdırdı. Ancak bu çıkış, devamı gelen bir sürecin başlangıcı olmadı.
Aradan geçen yaklaşık kırk yılın ardından sahneye çıkan Cüneyt Çakır, bu boşluğu tek başına dolduran bir figür haline geldi. Çakır’ın kariyeri, Türk hakemliğinin uluslararası ölçekte ulaşabildiği en yüksek seviyeyi temsil ediyor. EURO 2012 yarı finalinde yönettiği Portekiz-İspanya yarı finali, UEFA’nın ona Avrupa’nın en kritik eşleşmelerinden birinde duyduğu güveni simgeliyordu. Bu güven, 2014 Dünya Kupası’nda zirveye ulaştı. Çakır, Arjantin-Hollanda yarı finali gibi turnuvanın en stresli maçlarından birini yöneterek dünya hakemliğinin elit halkasına dahil oldu. Çakır’ın kariyerindeki önemli eşiklerden biri de Barcelona ile Juventus arasında oynanan 2015 Şampiyonlar Ligi Finali’ydi. Bu seviyede maçlara atanan bir hakem artık yalnızca dünya çapında liyakat sahibi bir hakem değil, uluslararası futbol ekosisteminin en dalgalı denizlerde tercih ettiği güvenli bir limandır.
Cüneyt Çakır özelinde yakalanan bu başarı, bir istisna olmaktan çıkıp sürekli hale gelebilseydi, bugün Türkiye için farklı bir tablo konuşulabilirdi. Ancak Çakır’ın kariyeri büyük ölçüde bireysel bir zirve olarak kaldı.
MODERN HAKEMLİK: ARTIK BİR PERFORMANS BİLİMİ
2026 Dünya Kupası ile birlikte hakemlerin üzerlerinde kamera taşıması planlanıyor. VAR sisteminin ötesinde, karar alma süreçlerinin anlık olarak analiz edildiği, veriye dayalı bir hakemlik modeline geçiliyor.
Beslenme programlarından uyku düzenine, kondisyon çalışmalarından mental dayanıklılığa kadar her detay, bu mesleğin bir parçası haline gelmiş durumda.
FIFA’nın 2026 hakem kadrosuna ilişkin açıklamalarında en çok öne çıkan iki kelime: “kalite” ve “istikrar”. FIFA Hakem Komitesi Başkanı Pierluigi Collina, seçilen isimlerin üç yıl boyunca izlenen geniş bir havuzdan geldiğini, bu süreçte FIFA turnuvalarındaki performanslarının yanı sıra ulusal ve uluslararası maçlardaki devamlılıklarının da düzenli olarak değerlendirildiğini özellikle vurguluyor. FIFA Hakemlik Direktörü Massimo Busacca da 2026 yolculuğunun Katar’da düzenlenen 2022 Dünya Kupası biter bitmez başladığını; seminerler, atölyeler, fiziksel testler, doktor ve fizyoterapist desteğiyle hakemlerin adeta bir milli takım kampı disipliniyle hazırlandığını söylüyor. Yani FIFA açısından Dünya Kupası hakemliği, bir sezonda öne çıkmanın değil, yıllara yayılan kurumsal güven inşa etmenin bir sonucu.
85 milyonluk ülkemizden uluslararası bir turnuvaya tek bir hakem bile gönderememek üzücü ama tesadüf değil. Hakemlik müessesesi Türkiye’de hala kurumsal bir yapı üzerinden değil, kulüp menfaatleri ve kamuoyu reaksiyonları üzerinden şekilleniyor.

Halil Umut Meler’e yapılan saldırı, tek başına münferit bir şiddet vakası değildi. Türk futbolunda hakemin ne kadar korunabildiğini ve otoritesinin ne ölçüde savunulabildiğini bütün dünyaya gösteren bir kırılma anıydı.
Buna bir de yabancı VAR uygulaması eklendi. TFF’nin kritik maçlarda yabancı VAR görevlendirmesine gitmesi, kısa vadede tartışmaları azaltmayı amaçlayan, günü kurtarmak için getirilen pratik bir çözümdü. Ancak uzun vadeli bakıldığında bu tercih, sistemin kendi hakemlik kapasitesine dair yaşadığı güven sorununu da görünür kıldı.
Kendi ülkesinde güven duyulmayan, önemli maçları yönetmeye ehil görülmeyen hakemlerimize uluslararası futbol otoritelerinin güven duyması mümkün mü?
SORUN HAKEM DEĞİL SİSTEM
Cüneyt Çakır gibi tekil örnekler çıkartmak, bir başarı değil. Asıl mesele uluslararası alanda güven duyulacak hakemleri besleyen bir yapı kurmak. Yabancı dil eğitimi, fiziksel hazırlık süreçleri, psikolojik yeterlilik ve en önemlisi içeride saygınlığı korunan bir hakemlik kültürü… Tüm parametreler birlikte sağlanmadığında, bireysel yetenekler sürdürülebilir bir sisteme dönüşemiyor.
Gerçek futbol ülkeleri, sadece turnuvaya takım göndermekle kalmaz; oyunun yönetiminde söz sahibi olacak insanı, sistemi ve güveni de ihraç eder.
Türkiye 24 yıl aradan sonra yeniden Dünya Kupası’nda olacak. Fakat bu liste gösteriyor ki, dünya futboluna yön veren yapının bir parçası olabilmek için önümüzde hala ciddi bir kurumsal mesafe var.
patronlardunyasi.com