Necla DALAN
Altınay, 1990 yılında, Türkiye’nin ilk endüstriyel robotunu geliştirme vizyonuyla yola çıktı, bugün dünyaya teknoloji satar hale geldi. Savunma, robotik ve mobilite alanlarında söz sahibi hale gelen grubun şirketlerinden Altınay Savunma Teknolojileri hareket kontrol sistemleri, insansız sistemler, deniz sistemleri, silah sistemleri, mühimmat imha ve kritik üretim sistemleri alanlarında söz sahibi hale gelmiş durumda.
Türkiye’nin en önemli savunma projeleri olan Altay Tankı, Milli Muharip Uçak, Milgem, Kaan gibi projelerde şirketin imzası var. Şirket adım adım dünyada savunma sanayine yön veren 100 şirketten biri olma hedefine doğru ilerliyor.
Geçen hafta bir grup meslektaşımla Altınay Teknoloji Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Altınay, Altınay Savunma Grubu CEO’su Burak Mercan, Altınay Savunma Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkan Vekili Enis Ata, Altınay Teknoloji Grubu İcra Kurulu Üyesi Dilara Altınay ve Altınay Ürün Yönetimi ve Pazarlama Direktörü Dr. Gül Yazıcı ile buluştuk. Toplantıda grubun yeni projeleri, yurt dışına dönük çalışmaları gibi birçok konuda detaylı bilgi aldık. Ancak Hakan Altınay’ın hikayesini anlatırken sarf ettiği bir cümle bence çok önemliydi.

ADNAN KAHVECİ’YLE DOSTLUĞUN BAŞLANGICI
Önce Hakan Altınay’ın hikayesini kısaca özetleyeyim. Altınay, 1990 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi’nde akademisyen arkadaşlarıyla birlikte Türkiye’nin ilk endüstriyel robotu Altınay-1 robotunu geliştirdi.
Bu adım, aslında Türkiye’de robot teknolojisinin de miladı oldu. O dönem gazetelerde 'Türkiye'de ilk sanayi robotu yapıldı' haberi çıkınca, yüksek lisansı robotik, doktorası biyomekanik üzerine olan dönemin Devlet Bakanı Adnan Kahveci Altınay’ı arar, Ankara’ya çağırır. Kahveci ona “Türkiye’de kalmanı ve üretmeni istiyorum, seni elimden geldiğince destekleyeceğim” der ve aralarında bir dostluk başlar. Altınay, “Hiç unutmam, bir gün beni Kartal Yakacık’taki bir temel atma törenine çağırdı. Konuşması bitti, eski Toyota cipine doğru yürüdü, kapısını açıp 'Bin Hakan' dedi. Herkes bakanın kapısını açtığı bu gencin kim olduğuna bakıyordu” diye o günlerden bir anısını anlatıyor.
KREDİ BULAMADI, ERTELEMEK ZORUNDA KALDI
O gün Kahveci ona Teknopark kurulacağını söyler. Altınay, “Sayın Bakanım, Teknopark nedir” diye sorar. “Senin gibi fikri olup da parası olmayan gençlerin desteklendiği yerdir” cevabını alır. Nitekim 1991’in sonunda KOSGEB ve İTÜ iş birliğiyle İTÜ TEKMER kurulur. Hakan Altınay da ilk Ar-Ge şirketi olan Altınay Robotik ve Otomasyon’u orada kurar ve 44 bin dolarlık ilk destekle sanayi robotunu geliştirmeye başlar.
Hakan Altınay, 1994 yılında üniversitedeki görevinden ayrılarak Altınay Robotik ve Otomasyon A.Ş. şirketini kurar. “Seri robot yapmak için 5 milyon dolarlık yatırım kredisi aradık ama bırakın 5 milyon doları 5 bin Mark bulamamıştık 1994’te. Seri robot yapmak, bir robot endüstrisi kurma vizyonumuzu ertelemek durumunda kaldık. Ama robot yapma davamızı bırakmadık. Onu ülkemizin geleceğine katkı sağlayacak insan yetiştirme noktasına götürdük” diye anlatıyor o dönemi.
İşte bu detay ve sonrasında anlattığı bir yatırım benim için dikkat çekiciydi… Hakan Altınay, 35 yıllık yolculuklarını ve farklı iştiraklerinin Ar-Ge yetkinliklerini tek çatı altında toplamak için bir teknoloji kampüsü inşa ettiklerini söyledi. Altınay, şöyle devam etti:

MART 2027’DE FAALİYETE GEÇMESİ PLANLANIYOR
“Tuzla Deri Organize Sanayi Bölgesi’nde geçen yıl eylülde temelini attığımız tesisi; ilk planlanan 20 bin metrekare sınırından büyüterek 33 bin metrekare kapalı alana çıkardık. Savunma ve TAAC’ın üretim tesisleri haricinde, grubumuzun tüm mühendislik, Ar-Ge ve üretim altyapısını bu tesise topluyoruz. Tamamlandığında yaklaşık 2 bin araştırmacı ve mühendisin aynı anda çalışacağı, Türkiye için gurur verici bir merkez ortaya çıkacak.
Bu kampüsümüzde bir de Teknoloji Galerisi kuruyoruz. 35 yıllık tarihimizde geliştirdiğimiz teknolojik ürünleri ve geleceğe dönük teknoloji vizyonumuzu bu galeride sergileyeceğiz. Tamamlandığında toplam 55 milyon dolarlık bir yatırım büyüklüğüne ulaşacak olan bu kampüs, üniversite-sanayi iş birliğinin de en güçlü merkezlerinden biri olacak. Önümüzdeki ocak ayı sonunda inşaat tamamlanmış olacak, mart ayında da faaliyete geçmesini hedefliyoruz.”
KALİFİKASYON VE TEST SÜREÇLERİNE DE YATIRIM YAPTI
Hakan Altınay, Altınay Savunma’nın Dilovası’ndaki üretim teknolojileri tesisine de bugüne kadar 44 milyon dolarlık yatırım yaptıklarını belirterek, “Bu tesiste birinci kalite dişli üretim merkezinin yanında A kalite standartlarda kendi elektronik kartlarımızı kendimiz diziyor ve tüm alt sistemlerimizi milli imkanlarla üretiyoruz. Savunma sanayiimizin en büyük darboğazlarından biri olan kalifikasyon ve test süreçlerine yönelik stratejik bir yatırıma daha imza attık. 6 milyon dolar kaynak ayırdığımız yeni nesil test merkezimiz ile savunma ve havacılık ürünlerinin geçmek zorunda olduğu tüm EMC ve çevre koşulları testlerini kendi bünyemizde gerçekleştireceğiz. Bu merkez, sadece Altınay ürünlerine değil, kalifikasyon süreçlerinde test merkezi arayan tüm Türk savunma sanayii firmalarına da hizmet verecek” diye konuştu.
BATARYA MALZEMELERİ KİMYA ARAŞTIRMA MERKEZİ KURDU
Altınay Teknoloji Grubu olarak, İstanbul Teknik İTÜ Kimya-Metalurji Fakültesi'nde bir batarya malzemeleri kimya araştırma merkezi kurduklarını da söyleyen Hakan Altınay, “Doç. Dr. Billur Deniz Karahan’ın önderliğinde araştırmalar yürütüyoruz. Amacımız, hacim ve ağırlık olarak daha düşük, ancak enerji depolama kapasitesi çok daha yüksek olan katı hal bataryaları gibi daha nitelikli batarya teknolojilerini ülkemize kazandırmak” dedi.
“YAPILAMAZ DENİLEN KUYRUK ELEYİCİSİNİ YAPTIK”
Dünyada sadece iki üç firmanın yapabildiği ya da tek bir Amerikan şirketinin tekelinde olan projeleri milli imkanlarla yerlileştirme süreçlerini gerçekleştirdiklerine de değinen Altınay, şöyle devam etti:
“Biz bugüne kadar altından kalkılamaz denilen pek çok kritik ve zorlu projeyi başarıyla tamamladık. Örneğin tedariği olmayan çok kritik bir teknolojiyi tamamen milli imkanlarla başardık. KAAN uçağının kuyruk tarafında yer alan devasa bir dümen eyleyicisi (actuator) vardır. Amerikalı uzmanlar ve uluslararası çevreler, ‘Böyle bir eyleyici bu boyutlarda ve bu performans kriterleriyle tasarlanamaz’ diye raporlar vermişlerdi. Öyle bir sistemin fiziksel olarak çalışamayacağını iddia etmişlerdi. Ancak Altınay ekibi olarak biz o tasarlanamaz denilen KAAN'ın kuyruk eyleyicisini tasarladık, kalifiye ettik ve başarıyla teslim ettik. Şu günlerde o kritik eyleyici, KAAN’ımızın kuyruğunda gökyüzüyle buluşmak için gün sayıyor.”
PUL KAMPANYASINDAN KAAN’A UZANAN VİZYON
Hakan Altınay bu noktada bir anısını da şöyle anlattı:
“1974 Kıbrıs Barış Harekâtı döneminde 9-10 yaşlarında bir çocukken 'Kendi Uçağını Kendin Yap' pul kampanyasından harçlıklarımla pullar biriktirirdim. O gün çocuk yaşta dava edindiğim o vizyon; yıllar sonra bana İTÜ’de havacılık okumayı, robotik ve eyleyici teknolojilerinde uzmanlaşmayı ve bugün KAAN uçağımızın en kritik alt sistemlerini geliştirmemizi nasip etti. Altınay Savunma Grubu’nu Türkiye’nin kritik teknolojiler alanında vakıf şirketlerinden sonra gelen teknoloji hazinelerinden biridir. Bu hazineyi var eden temel güç ise yetiştirdiğimiz insan kaynağı. Bugün 1200 kişilik kadromuzun 700’e yakını doktoralı ve uzman mühendislerden oluşuyor.”
“ALMANYA’DA ÖN YARGILARI ŞİRKET ALARAK AŞTIK”
Öte yandan Altınay, yurt dışında da büyüyor. 2004 yılında Almanya’da bir robot şirketi kurmuş. Ancak marka isminden kaynaklanan bölgesel ön yargıları aşamayınca oradaki köklü şirketleri satın alma yoluna yönelmiş. Hakan Altınay, bu süreci şöyle anlattı:
“2015 yılında satın aldığımız Karl Schumacher Maschinenbau GmbH firmasıyla Alman sanayisine doğrudan hizmet vermeye başlarken, 2017’de cam teknolojileri ve otomasyon alanında uzman Olbricht Automation şirketini bünyemize kattık. 2018’de kurduğumuz E-Mobitech GmbH ile de Almanya’ya batarya paketleri ihraç ettik. Almanya’daki bu üç şirketimizin en stratejik ortak özelliği, hepsine teknolojiyi doğrudan Türkiye’den transfer etmiş olmamız. Türkiye’de geliştirdiğimiz ileri robotik ve cam işleme teknolojilerini bu yapılar üzerinden Avrupa’ya sunduğumuz gibi, 2022 ve 2023 yıllarında Çin’e bile robota dayalı cam teknolojisi sistemlerinin ihracatını gerçekleştirmeyi başardık.”

YERLİ ELEKTRİKLİ MOTORSİKLET ACTIO ULTI YOLLARA ÇIKIYOR
Hakan Altınay, Gölcük’te, Ford tesislerinin hemen yanında konumlanan Altınay RMA Modifikasyon Merkezi’ne dair de bilgi verdi. Otomotiv üst yapımcılığı alanında dünya çapında bir oyuncu olan Amerikalı RMA Grubu ile stratejik bir ortaklığa imza attıklarını kaydeden Altınay, “Ford’un en büyük küresel çözüm ortaklarından biriyle kurduğumuz bu yapı hem üretim kapasitemizi hem de uluslararası pazarlara erişim gücümüzü katlayarak büyütmemize olanak tanıyor” dedi.
Hakan Altınay, stratejik projelerinden birinin ise yeni nesil elektrikli motosiklet markası Actio ve ilk modeli Ulti olduğunu vurguladı. Ford Otosan’ın da bu projeye ortak olduğunu belirten Altınay, “Bugün kargo taşımacılığında ve kurye sektöründe kullanılan araçların büyük bir kısmı yurt dışından ithal ediliyor. Biz Actio Ulti ile bu bağımlılığı sona erdirecek, tamamen yerli mühendislikle geliştirilmiş bir altyapı ortaya koyduk. Sadece batarya hücrelerini yurt dışından tedarik ediyoruz. Mevcut prototip ve testlerimizde 170 kilometreye ulaşan menzil sunuyoruz ve bu menzili daha da artırmayı hedefliyoruz. Actio Ulti, kendi sınıfında Türkiye’nin en yüksek tork değerine sahip elektrikli motosikleti unvanını taşıyor. Kasım ayında seri üretime başlayıp aralık ayının başında ilk satışları gerçekleştirmeyi planlıyoruz. İlk etapta 40 bin adetlik üretim ve satış hedefimiz var” diye konuştu.

HEDEF MÜTTEFİK VE KARDEŞ ÜLKELERE ÇÖZÜM SUNMAK
Altınay Savunma Grubu CEO’su Burak Mercan da yurt dışına yönelik çalışmaları hakkında bilgi verdi. Mercan, şunları söyledi:
“Grubumuzun yeni iştiraki İngiltere merkezli Altınay Aerospace Technologies International. Şimdi amacımız, bu şirketi bir dünya şirketi haline getirmek; uluslararası piyasalarda da Altınay’ın isminin duyulmasını ve çözümlerimize ihtiyaç duyan müttefik, dost ve kardeş ülkelere katkı sunmasını sağlamak. Yaklaşık iki yıldır yurt dışında çok sıkı temaslar yürütüyoruz. İngiltere bizim için küresel açılımda çok önemli bir başlangıç noktası oldu. İlerleyen dönemde Almanya, Fransa ve hatta Amerika gibi merkezlere doğru yayılarak, oralarda lokal yapılanmalarla yerel projelerin bir parçası olmak istiyoruz.
Uluslararası pazarda özellikle insansız hava araçlar, mühimmat üretimi ve bertarafına yönelik özel makine çözümleri, zırhlı kara araçlarının kritik bileşenleri ile gemi inşası tarafında çok ciddi fırsatlar var. Örneğin Amerikalılar şu anda kendi tersanelerinde istenen hızda gemi inşa edip envantere katacak kapasiteye sahip değiller. Bu nedenle dünyanın dört bir yanında, özellikle müttefik ve NATO ülkelerinde hizmet alabilecekleri ve iş birliği yapabilecekleri güvenilir tersane ve savunma şirketlerini arıyorlar. Biz de Altınay olarak bu küresel fırsatları ilk etapta insansız hava araçları ve bunların anti-drone/kontrol çözümleri tarafında görüyoruz.”
“350 MİLYON DOLARLIK İŞ STOKUNA SAHİBİZ”
Bugün itibarıyla yaklaşık 350 milyon dolarlık bir iş stokuna sahip olduklarına da değinen Mercan, “İmzaladığımız stratejik sözleşmeler ve küresel pazardaki ivmemiz doğrultusunda bu iş stokunu 700 milyon dolar ve üzerine çıkarmayı hedefliyoruz. Ciro tarafında her yıl en az yüzde 20-25 sürdürülebilir bir artış yakalamayı planlarken, geçtiğimiz yılı bir önceki yıla kıyasla yüzde 150’lik rekor bir büyümeyle tamamladık. 2025 yılını 79,5 milyon dolar ciro ile tamamladık. 2026’da dolar bazında yüzde 27 büyümeyle 101,1 milyon dolar ciroya ulaşmayı hedefliyoruz” dedi.

“ZOR BİR PROJE VARSA ALTINAY TASARLAR”
Altınay Savunma Teknolojileri Yönetim Kurulu Başkan Vekili Enis Ata da “Türkiye’de teknolojik anlamda özellikle ilk defa yapılacak, yüksek seviyede zorlayıcı ve sıfırdan tasarlanması gereken bir proje varsa, bu kabiliyete sahip belli başlı çözüm ortağı firmalar öne çıkar. Ben çok büyük bir gurur ve rahatlıkla söyleyebilirim ki; Altınay bu anlamda devletimizin kurumlarının gönül rahatlığıyla kapısını çaldığı ve hatta "Altınay yapar" dediği firmadır” dedi.
www.patronlardunyasi.com