Dünya


Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin döneminde yer altı ve yer üstü tüm kaynaklarını savuran Rusya, o dönemde petrol ve doğalgaz fiyatlarını dip seviyeye kadar çekti. Görevi Yeltsin’den devralan Vladimir Putin ise sadece Rusya’nın değil tüm dünyanın enerji stratejisini değiştirecek bir politika izledi.

2000 yılın ilk gününde görevi devralan Putin, milenyuma damgasını vurdu.

Rusya ihracatının yaklaşık olarak yüzde 70’ini teşkil eden enerji ve ham madde kaynaklarının dünya piyasalarında fiyatlarının rekor oranda yükselmesiyle Putin ve Rusya hep kazanan tarafta yer aldı. Putin göreve gelir gelmez ilk iş olarak, rubleyi kontrollü dalgalanmaya bırakarak, sıkı para politikasına geçti ve devletin harcamalarını kıstı. Maden ve petrol fiyatlarını yukarı çektikten sonra gelirleri artırarak, borçları hızla kapattı. Putinli yıllarda Rusya ekonomisi yüzde 36 büyüdü. Rus vatandaşlarının reel gelirleri yüzde 60 oranında arttı. Putin, kazandıkça vergileri aşağı çekti.

IMF’yi kovdu

Putin’li yıllarda Rusya bütçesinin fazla vermesi olağan hale geldi. 2003 yılında toplam 17 milyar dolar dış borç ödemesi yapılmasına rağmen 2004 yılında sonunda Rusya’nın altın ve döviz rezervi 100 milyar dolara ulaştı.

Rusya’nın gelirlerindeki artışta değerli madenler, petrol ve gaz fiyatlarındaki artış etkili oldu. Önemli bir kısmı Rusya’da üretilen Palladyum fiyatları 10 katından daha fazla arttı. Putin, değerli madenlerden kazandığı parayla IMF’nin borcunu ödedi. 15 milyar dolarlık krediyi peşin ödeyerek, ülkeden kovdu.

Yukos operasyonu

Ardından Yeltsin döneminde Batılı girişimciler tarafından kurulan ve Rusya’da petrol konusunda tekel konumuna gelen Yukos’a el koydu. 8 milyar dolarlık kişisel servetiyle Amerikan Forbes Dergisi tarafından Rusya’nın en zengin iş adamı seçilen Yukos’un Yönetim Kurulu Başkanı Mihail Hodorkovski’nin Ekim 2003’te ihalelere usulsüzlük karıştırmak, vergi kaçırma ve zimmetine 1 milyar dolar geçirmek suçlarından tutukladı. Bu operasyon uluslararası arenada petrol fiyatlarında hızlı tırmanışın başlangıcı oldu. Yukos devletleştirildi.

Bu operasyonlarda ise hiçbir zaman ön plana çıkmadı.

Rusya halen Suudi Arabistan’dan sonra en büyük petrol ihracatçısı ülke. Dünya piyasasındaki payı yüzde 10’u geçiyor. Putin’le birlikte petrol üretimini ve ihracatını sürekli artıran Rusya bu nedenle petrol ihracatçısı diğer ülkeleri ve OPEC’i karşısına alıyor. Ortadoğu ülkeleriyle petrol yüzünden sert bir rekabete giren Rusya, ABD’ye ve Avrupa ülkelerine en istikrarlı petrol ihracatçısının kendisi olduğunu ispat etmeye çalışıyor. Ancak buradaki önemli sorun, nakliye ve navlun bedellerinin yüksek oluşu. Petrol boru hatları tam da bu nedenle Rusya için hayati önem taşıyor.

Doğalgazı tekeline aldı

Doğalgaz da Rusya ekonomisi için bir başka gelir kaynağı. Bu açıdan, Türkmenistan, Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan’a Avrasya doğalgaz ittifakını kurmayı önermesi, Rusya için hayli önemli bir adım. Kazakistan dışındakiler öneriye temkinli yaklaşıyorlar. Türkmenistan Devlet Başkanı Saparmurat Türkmenbaşı da Moskova ziyaretinde bu teklife olumlu yaklaştı. Geçtiğimiz günlerde Özbekistan’la fiyat konusunda anlaşma sağlandı. 20016 yılına kadar Özbek gazını Rusya pazarlayacak. Rusya, orta Asya’dan 60 dolara aldığı gazı Türkiye’ye 260 dolardan, Avrupa’ya 200-250 dolar fiyat aralığında satıyor. Eğer ‘gaz ittifakı’ kuru