Dolar
42,5444
0,17%
Euro
49,3981
0,00%
Sterlin
56,3942
0,05%
Bitcoin
3.849.929
-0,61%
BİST-100
10.898,7
-0,43%
Gram Altın
5.771,225
1,66%
Gümüş
57,34
6,24%
Faiz
38,77
-0,13%

Norveçli boya devi Jotun’da temsilcilikten ortalığa uzanan Şükrü Ergün hayatını yazdı; Hayatımı Kendim Boyadım

Şükrü Ergün hem iş dünyasında hem Galatasaray camiasında iyi tanınan bir isim. Özhan Canaydın ve Ünal Aysal’ın başkanlıkları döneminde kulüp yönetiminde yer aldı. İş hayatına Türkiye temsilcisi olarak başladığı Norveçli boya devi Jotun’da ortaklığına kadar yükseldi. Sonra hisselerini sattı ve yönetici olarak devam etti. 2023 yılında emekli oldu ve “Hayatımı Kendim Boyadım” kitabını yazdı.

29.11.2025 05:39Güncelleme: 29.11.2025 05:50
Norveçli boya devi Jotun’da temsilcilikten ortalığa uzanan Şükrü Ergün hayatını yazdı; Hayatımı Kendim Boyadım
16px
32px

Necla DALAN

Şükrü Ergün, Galatasaray Lisesi’ni bitirdi, Boğaziçi Üniversitesi’nden 1981 yılında mezun oldu. Okul bitince ya bir işe girecek ya da yüksek lisans yapacaktı. Okulda bir ilan gözüne çarptı. Bir armatörlük şirketi Norveç’te gemi işletmeciliği okumak üzere burs vereceği yeni mezunlar arıyordu. Mülakata girdi ve kazandı. Sınıf arkadaşı Ahmet Korman ile Oslo’ya gitti. Onlarla giden üçüncü Türk öğrenci de Tayfun Çöğendez’di. Onları kendilerine burs veren Cerrahoğulları şirketinin sahibi Nuri Cerrahoğlu okula kabul ettirmişti.

Norveç’te geçirdi vakit sadece gemi işletmeciliği tahsili görmesini değil aynı zamanda ileride beraber çalışacağı Norveçlilerin kültürlerini, iş etiklerini ve hayata bakışlarını da öğrenmesini sağladı.

BİR ARKADAŞA YARDIMLA BAŞLAYAN MACERA

Jotun ile yollarının kesişmesi arkadaşı Onur Koca ile temsilciliğini yaptıkları yedek parça şirketinin müdürü Fred Morris’in bir telefonu sayesinde oldu. Morris bir arkadaşı Türkiye’de bazı işler yapmıştı ama parasını alamıyordu. Bu arkadaş dünyaca ünlü deniz boyaları üreten Norveç şirketi Jotun’un ihracat Müdürü Wolfgang Ziegler’di.

Ergün’ün Galatasaray’dan avukat bir ağabeyi sayesinde sorun çözülür ve para ödenir. Ziegler, onlara Jotun’un Türkiye temsilciliğini önerir. Tecrübeleri olmayan bir alanla ilgili teklifi kabul etmezler. Ziegler pes etmez onlara kendilerini Türkiye temsilcisi gösteren kontratı gönderir. Yine kabul etmezler ama Ziegler bu kez onlardan olumsuz cevap aldıkları bir projenin neden kabul edilmediğini öğrenmelerini rica eder. İşin sahibi şirketin müdürü sorunun indirim taleplerine cevap verilmemesinden kaynaklanmış olabileceğini söyler. Ergün de yüzde beş indirim teklif eder. Uzatmayayım Jotun işi alır, iki arkadaşa 15 bin dolar da komisyon gönderir. Hemen Ziegler’den geldiğinde bir kenara attıkları kontratı bulup imzalarlar ve Jotun macerası böyle başlar.

2000 YILINDA HİSSELERİNİ SATTI

1986 yılında Türkiye temsilciliğiyle başlayan ilişki joint venture ortaklığa evrildi, fabrikalar kuruldu. Jotun, Türkiye’deki en büyük Norveç yatırımı haline geldi. Sonra Ergün ortak yönetici oldu ve bu görevi 2000 yılına kadar devam etti. 2000’de hisselerini satıp profesyonel olarak şirket kaldı. Türkiye’de Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür, yurt dışındaki birçok Jotun şirketinin yönetim kurulu üyesi üyesi olarak görev aldı.

45 yıllık iş hayatının ardından emekli olmaya karar verdiğinde son görevi Doğu Avrupa ve Orta Asya bölgesinden sorumlu Başkan Yardımcılığı idi. Balkanlar, Rusya, Ukrayna, Kafkaslar ve tüm Türki Cumhuriyetler ona bağlıydı.

2023 yılının sonbaharında Norveç’ten CEO’nun da geldiği bir veda partisiyle emekli oldu.

Emeklilik kararının ardından çevresindeki herkes hayatını ve deneyimlerini yazmasını önerdi. Öneriler onun da aklına yattı ve ortaya “Hayatımı kendim boyadım” kitabı çıktı. Kitapta kendi sözleriyle çocukluğunun Aksaray’ından başlayıp Galatasaray Lisesi yatakhanesine, oradan Amerika’ya kopyayla, Paris’e peynir ekmekle, Oslo’ya rakı sofralarıyla uzanan hayatını döktü sayfalara… Kitaptan bazı bölümleri siz okurlarımız için derledim:

100 TL BAĞIŞ YAPAN ABDİ İPEKÇİ’NİN ÖĞÜDÜ

Ergün, kitabında Galatasaray Lisesi’nde okurken duayen gazeteci Abdi İpekçi ile bir anısına yer vermiş. 1975 yılında pilav gününde mezunlardan 5 ile 10 TL bağış toplarken Abdi İpekçi’yi görür ve ona bağışta bulunmak isteyip istemediğini sorar. Devamını ondan dinleyelim:

“Abdi Ağabey ‘Tabii ki’ dedi ve cüzdanından 100 TL çıkardı. Bu o zaman için oldukça büyük bir meblağdı. Ben teşekkür etmeye çalışırken kulağıma eğildi ve ‘Ben de bu yollardan geçtim. Şimdi topladığınız paraların bir kısmıyla Boğaz’da rakı içeceksiniz biliyorum. Bir kadeh de benim için içeceğinize söz ver bakayım’ dedi. Ben kem küm ederken ‘Afiyet olsun’ dedi ve arkasını dönüp uzaklaştı.”

İSVEÇ KRALININ YÜZÜNE KÜFRETTİ!

Şükrü Ergün, kitabında Norveç’teki ilginç anılarını da anlatıyor. Bunlardan çok soğuk bir günde çıktığı yürüyüş kayağıyla ilgili. Yakınlarda bir yere gidilecekse iki saat için katılabileceği yürüyüş uzayınca hem üşümüş hem de bir hayli sinirlenmiş. Kendisinden dinleyelim:

“O esnada karşı yönden oldukça ihtiyar bir kayakçının arkasından gelen, kucağında küçük bir köpek taşıyan iri bir adamla bana doğru yürüdüklerini gördüm. O ihtiyar adamın kutlu mesut kayak yapması sinirime dokunmuştu. Kendi kendime ben bu yaşımda perişan oldum, sen niye çıkarsın bu havada sokağa, evinde otursana be adam diye söylenmeye başladım. İhtiyar adam yaklaşınca sertçe İngilizce bilip bilmediğini sordum. “Elbette biliyorum” dedi. Yine kaşlarım çatık sert bir sesle “Frognersetener’e varmak için daha ne kadar kaymam gerekli” diye sordum. Şöyle bir baktı, kaşlarını kaldırdı, “Bu tempoyla gidersen en az yarım saat” dedi.

Ben de elimde olmadan günlük hayatta çok kullanılan Norveççe hafif küfür sallayıp teşekkür ederek yoluma devam ediyordum ki arkamdan gelip yolumu kesen bir kız “Demin Norveç Kralı ile konuştuğunun farkında mısın” dedi. İstemeden de olsa Kral Olav’ın yüzüne karşı hafif küfretmiştim.”

“ÖZHAN CANAYDIN’A ÜÇ KEZ İSTİFAMI SUNDUM, ÜÇÜNDE DE KABUL ETMEDİ”

Şükrü Ergün, 2002-2008 yılları arasında Özhan Canaydın’ın başkan olduğu dönemde Galatasaray Spor Kulübü’nün yönetim kurulunda yer aldı ve Mali İşlerden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı.

“Dönem dönem ters düştüğümüz de oldu. Üç kere yazılı istifamı sundum, üçünü de kabul etmedi. Özhan Ağabey’den hayat, Galatasaray ve iş hayatı hakkında çok şey öğrendim. O altı yıl benim için bir staj dönemiydi adeta. Öte yandan ne iş ne de aileme bence gereken ilgiyi gösteremiyordum. O dönem iş-kulüp-aile dengesini ayarlayamamış olmak hayatımdaki nadir ‘keşke’lerimden biridir. Zamanda geriye gitmek mümkün olsa o altı yıl kesinlikle aileme daha çok ve kaliteli zaman ayırırdım” diye o dönemi özetliyor.

Ergün böyle diyor ama daha sonra Ünal Aysal’ın başkanlığı döneminde de yönetime girdi, Burak Elmas’ın başkan seçilmesinde etkin rol oynadı.

“TÜSİAD SESİNİ ÇIKARMAYIP PASİF KALDI, SAYGINLIĞINI YİTİRDİ” DEDİ İSTİFA ETTİ

Türk-Norveç Ticaret Odası’nın kurucu başkanlığını yapan R. Şükrü Ergün, birçok sivil toplum kuruluşu ve iş örgütünde de aktif rol alan bir isim. Dostu Muharrem Yılmaz’ın başkanlığı döneminde TÜSİAD üyesi olmuş. “TÜSİAD hariç diğer tüm kurumlarda zevkle çalıştım” diyen Ergün, şöyle devam ediyor:

“Türkiye ekonomisinin çok büyük bir kısmını temsil eden patronlar ve üst düzey yöneticilerin üyesi olduğu TÜSİAD, son dönemde geldiği nokta itibarıyla benim için hayal kırıklığı oldu. Ülke ekonomisi, yanlış olduğu aşikâr cahilce kararlarla tarumar edilirken TÜSİAD’ın sesini çıkarmayıp pasif kalması, gelecek kuşakların kaybına neden olacak eğitimin adeta dinamitlenmesine, ordu ve yargının siyasallaşmasına göz yuman, kamuoyunda çok iyi tanınan patronların sahneden çekilerek yönetim kurulunu nispeten düşük profilli üyelerden oluşturup pasifleştirerek etkisiz hale getirilmesi sonucu benim gözümde önem ve saygınlığını yitiren bu kuruluştan istifa ettim.”

patronlardunyasi.com

editörün seçtikleri
İngiliz çelik şirketi British Steel, son iki yılda Türkiye'deki ikinci ihalesini alıyor
İngiliz çelik şirketi British Steel, son iki yılda Türkiye'deki ikinci ihalesini alıyor#Anlaşma