Kaçakçı Genel Yayın Yönetmeni
Gebze^'deki akaryakıt kaçakçılığına bir gazetenin genel yayın yönetmeni de karıştı

'Saygı Öztürk'ün yazısı
“Boya katkı maddesi” diye yurda kaçak benzin sokulduğunu, Gümrük Genel Müdürlüğü"nün “boya katkı maddesi” diye işlem yapılması yazısına rağmen “yasadışı işlem” diye bunu yerine getirmeyen memurların direnişini bu köşenin okurlarına belgelerle aktarmıştım. Gümrük Müsteşarlığı"nda önemli olaylar yaşanıyor. Soruşturma yapan müfettişler cezalandırılıyor, Teftiş Kurulu Başkanı görevden alınıyor ama Gebzi Cumhuriyet Savcılığı"nın 2006/1159 sayı ile iddianame hazırlamasına bazılarının gücü yetmiyor.
Gümrükler hiçbir zaman gündemden düşmüyor. Bakıyorsunuz müsteşar yardımcısının bir kaçakçıyla “otomobilin rengi” üzerine konuşması ortaya çıkıyor, bakıyorsunuz baskılara dayanamayıp müsteşar vekilliği görevinden ayrılıyor. Bu kuruluşumuzun üzerindeki gölgelerin kalkması için herkes üzerine düşeni yapmalı. Teftiş Kurulu Başkanı Erdener Demirağ, görevinden alındı. Görevden alınmaya uzanan yolda neler olduğunu dinliyorum:
SORUŞTURMA YAPMAMIZI İSTEMEDİ
Gebze"de akaryakıt kaçakçılığıyla ilgili olarak Gümrük Müsteşar Vekili Mehmet Şahin"e iki kez yazı götürüp, bu olayı soruşturma görevinin Gümrük Kontrollerinin değil, Gümrük Müfettişlerinin olduğunu söyledim. Ancak iki yazımı rağmen soruşturma onayı vermedi. Bunun üzerine Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı, kendilerine yapılan bir ihbarı bize gönderdi. Bunun üzerine müfettiş görevlendirmek istedim. Ancak, müsteşar vekili başta gerek olmadığını, bu konuyu kendisinin bildiğini ve izlediğini belirtti. Ben soruşturmada ısrar ettim. Gümrük Başmüfettişi Mehmet Eryılmaz ile Müfettiş Yardımcısı Yakup Güneş"i görevlendirdim. Bu arkadaşlar soruşturma raporu düzenlediler. Bu raporlarda bazı üst düzey gümrük yetkililerinin kaçakçılığa yardım ettiğine ilişkin somut verilere ulaştılar.
BAŞBAKANLIĞA RAPOR: Müfettiş raporunda, Gümrük Müsteşar Vekili Mehmet Şahin"e yönelik de önemli iddialar yer aldı. Görevi nedeniyle hakkında soruşturma açılabilmesi için soruşturma dosyasının Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı"na gönderilmesi gerekiyordu. Ben de bunun üzerine ben Başbakanlığa hitaben yazı düzenledim, altına bağlı olduğumuz Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen"e imza açtım, ben ve arkadaşlarım da ikinci nüshayı parafladık, ekleriyle birlikte Bakana gönderdik. Raporda, Gümrük Müsteşar Vekili Mehmet Şahin hakkında ön inceleme yapılması isteniyordu.
45. GÜN CEVAP GELDİ: Yasaya göre 45 gün içinde ön incelemenin yapılması gerekiyor. Kanuna göre bakanın da inceleme yetkisi var. 45. gün Kürşad Tüzmen imzasıyla gelen yazıda “Ben ön incelemeyi yaptım. Bir suç bulamadım” deyip Müsteşar Vekiline gönderiyor. Halbuki ön incelemenin hukuki bazı prosedürleri var. Ön incelemede tarafların ifadesine başvuracaksınız. Makam başvurabilir mi? Ben 30 yıllık denetim elemanıyım, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir bakanın Müsteşarıyla ilgili ön inceleme yaptığına tanık değilim. Bu dosyada Müsteşar vekili bana gönderiyor, "al bunu arşivine koy" diye.
YARGITAY C. BAŞSAVCILIĞI"NA GÖNDERDİM
Ben öyle yapmadım. Kanunu inceleyip bu konudaki dosyayı Memurların Yargılanmasına ilişkin kanunun ilgili maddelerine dayanarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na gönderdim. Yani bakan "ben ön inceleme yaptım, suç yoktur" dese bile bunun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı"na gitmesi gerekiyor. Ben de yazının ivedilikle gönderilmesi için dosyayı Personel Dairesi Başkanlığı"na teslim ettim.
Personele gönderdiğim yazıdan ayrıca Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı"na, Gebze Cumhuriyet başsavcılığı"na da bilgi verdim. Son olarak Personel Dairesi, dosyayı Yargıtay cumhuriyet Başsavcılığı"na gönderdi.
BAKANIN KARDEŞİ VE BÜROKRATLAR
Gebze"deki kaçakçılık olayı ile ilgili olarak adıma bir ihbar mektubu geldi. Burada bir bakanın kardeşi, üst düzey bazı yetkililerin adı geçiyor ve bunlara olayın kapatılması için verildiği iddia edilen para miktarları belirtiliyor. Gemide bulunan malın "yanlışlık oldu" denilip yeniden iadesine çalışıldığı kaydediliyor. Yani malı kaçırmak istiyorlar. Gelen ihbar mektubunda çok önemli bilgiler yer alıyordu. Teftiş Kurulu Başkanı olarak bunları görmezden gelmeniz mümkün olamaz. O yüzden onay düzenleyip müsteşarlık makamına gönderdim.
YETKİLERİMİ AŞAN KONULAR: Müsteşarlığa gönderdiğim yazıda, "Başkanlığımın yetkilerini aşan bazı konuların bulunması nedeniyle gereğini takdir edin" dedim. O gün bugün bir talimat olmadı. Tam 8 gün sonra da görevimden alınmama ilişkin kararname çıktı. İşte benim yaptığım bu. Nitekim Gebze Cumhuriyet savcılığı da iddianame hazırladı ve bu konunun önümüzdeki günlerde hayli yankı bulacağını tahmin ediyorum.
DİSİPLİN CEZALARI: Bu arada bana "basında çıkan haberleri engellememek” suçu gerekçe gösterilip kınama cezası verildi. Soruşturmayı yapan Gümrük Başmüfettişi Mehmet Eryılmaz"a ve yardımcısı Yakup Güneş"e ikişer uyarma cezası verildi. Cezayı veren ki? Müsteşar vekili. Hangi konuda denilirse, bu kişinin kaçakçılığı yardım ettiği suçlaması yüzünden. İşte olanlar bu. Böyle bir ülke olabilir mi? Devlet nerede?
ONUN ADI DA GEBZE C. SAVCLIĞI"NDA
Mal varlığımla ilgili bazı suçlamalar 8 yıl önce gündeme getirildi. Cumhuriyet Savcılığı takipsizlik verdi. İtiraz üzerine Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi başvuruyu reddetti. Mahkeme kararıyla göreve dönmüştüm. Şimdi yine dava açacağım.
Gebze"deki akaryakıt kaçakçılığıyla ilgili olarak Gümrük Müsteşar Vekili bana aynen "Gebze"deki akaryakıt kaçakçılığıyla ilgili kişilerin işlerini bir gazetenin genel yayın yönetmeni takip ediyor. (Gazete ve kişi adını da veriyor) genel yayın yönetmenidir. Buyurun efendim. Daha sonra bu olayın ihbarı da geldi. O ihbar mektubunda, genel yayın yönetmeninin adı verilip o kişinin yakınlarının kaçakçılık olayı ile ilgilendiği belirtiliyor. Bu konuya hiç girmedik ve Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı"na bu mektubu gönderip onların değerlendirmesine bıraktık.
Gazetecinin de, bakanın da adını biz açıklamıyoruz. Gebze Cumhuriyet Savcılığı"ndaki belgeler arasında bunlar yer alıyor. Yazmak isteyen varsa adres belli…
Gözcü















