Hollanda Konsolosluğu’ndaki Beyaz Gül'ün 300 yıllık İstanbul bekleyişi
Sadullah Paşa’yı yalısının penceresinde bekleyen eşinden Hollanda Konsolosluğu’nun gizemli koridorlarına uzanan bir yolculuk. Sekiz yıl Türkiye'de yaşayan Hollandalı yazar Ilse Naves Scheidel Beyaz Gül'ün hikayesini anlattı.

Milliyet yazarı Sanem Arman, bugünkü köşe yazısında sekiz yıl Türkiye'de yaşayan Hollandalı yazar Ilse Naves Scheidel ile röportaj yaptı ve Beyaz Gül'ü anlattı. İşte o yazı:
Beyoğlu İstiklal Caddesi’ndeki Hollanda Başkonsolosluğu’nun (Palais de Hollande) önünden binlerce insan geçiyor her gün. Peki kaç kişi Beyaz Gül’ün 300 yıldır hüzünlü bekleyişini biliyor. Bugün Soho House’a ev sahipliği yapan Palazzo Corpi’nin geceleri koridorlarında yankılanan topuk seslerini duyan oldu mu hiç? Kocasının çok sevdiği pembe elbisesiyle Boğaziçi’ne bakan yalının penceresinde durup ondan bir işaret bekleyen pembe elbiseli kadın efsanesini işiten var mı?
Sekiz yılını Türkiye’de geçiren Hollandalı yazar Ilse Naves Scheidel, Kapı Yayınları’ndan çıkan “İstanbul Perili Köşkler Kent Rehberi” adlı kitabında İstanbul’un tarihi yapılarındaki mitler ve hayalet öykülerinin izini sürüyor. Biz de her gün önünden geçtiğimiz bu yapıların fısıltıyla anlatılan hikâyelerine kulak veriyoruz.
Sizi bu gizemli öykülere davet eden neydi?
2010’da eşimin Ankara’daki büyükelçilik görevi nedeniyle geldik. Orada 3.5 yıl yaşadık ve ilk günden itibaren Türk insanına hayran olduk. Eşimin görevi bittiğinde buradan ayrılmak bizim için çok zor oldu. 2021’de eşimin İstanbul’da bir pozisyon için başvuru yapma şansı doğdu. Ankara’dan sonra İstanbul’a geldiğimde bu şehir beni hemen sarıp sarmaladı. İtalyan yazar Edmondo de Amicis’in 19. YY’da o zamanların İstanbul’u hakkında yazdığı gibi, yaklaştığınızda hiçbir şey ilk bakışta göründüğü gibi değildir. Sadece yeterince yakından bakarsanız çok daha fazlasını görürsünüz. Bir de göremediğimiz sadece bir anlığına yakalayabildiklerimiz var. Benim için İstanbul, gözle görülenden çok daha fazlası. İyi bakarsanız bu izler hâlâ görülebiliyor.
Mitler ve hayalet hikâyelerini şehir rehberi formatında bir araya getirme fikri nasıl ortaya çıktı?
Her şey Hollanda Konsolosluğu’nun bulunduğu Palais de Hollande ile ilgili ‘Beyaz Gül’ hikâyesini duymamla başladı. Bu hikâyeyi başkalarına anlattıkça onlar da benimle İstanbul’daki diğer tarihi yapılarla ilgili efsaneleri ve hikâyeleri paylaşmaya başladılar. Böylece kitap yazma fikri doğdu.
Hikâyenin gerçeklikten daha ilginç olduğu durumlarda yazarın hikâyeyi seçebileceğini yazmışsınız. Bu kitabın ne kadarı kurgu, ne kadarı gerçek?
Bazı hikâyeler nesilden nesile anlatılarak zamanla kendi gerçekliğini oluşturmuş. Kitapta, eğer gerçek tarihle çelişiyorsa bu efsaneleşmiş versiyonu tercih ettim. Arka plan ve tarihi gerçekler doğru ancak insanların hikâyesi kurgu olabilir. Okuyucuların keyfini kaçırmamak için neyin kurgu neyin gerçek olduğunu onların hayal gücüne bırakıyorum.
Kitabınız Yedikule Zindanları’dan Palazzo Corpi’ye uzanıyor. Bu binanın hikâyesi nedir?
Palazzo Corpi, zengin İtalyan tüccar Ignazio Corpi tarafından inşa edildi. Yapımı dokuz yıl sürdü. Bir falcı ona, sadakatsizliği yüzünden lanetlendiği için evin bittiğini göremeyeceğini söylemiş. Belki de bu yüzden inşaatın tamamlanmasını sürekli ertelemiş. Ancak bunu sonsuza kadar yapamazdı ve dokuz yılın sonunda eve taşındı. Ertesi gün ölü bulundu. İlişkisi olduğu iddia edilen kuzeni de ölü bulunmuş. Pek çok hikâye anlatılıyor. Hatta bir tanesi, ilişkisini öğrenen karısının onu merdivenlerden aşağı ittiğini söylüyor. Ölümünden sonra insanlar evin perili olduğuna inandıkları için kimse binayı satın almak istememiş. Sadece Amerikalılar binayı beğenip büyükelçilik olarak kiralamışlar. Daha sonra Amerikan hükümet mülkü olmuş. Amerikalılar, sabahın erken saatlerinde tuvaletlerin yanındaki koridorda kadın topuk tıkırtıları duyan gece bekçileri dışında, perili ev meselesini pek umursamamışlar. Muhteşem güzellikte bir palazzio olmasının yanı sıra hikâye birinin uyduramayacağı kadar iyi.
İMKANSIZ AŞK
İstanbul bir yeraltı şehri olarak ne tür gizemlere ev sahipliği yapıyor?
Yeraltı şehri hakkında çok fazla hikâye var. Bunlardan biri, sevgilisiyle yakalandıktan sonra haremden kaçan cariye Perizat’ın hikayesi. Yeraltı şehri çoğunlukla Tarihi Yarımada’nın yani Sultanahmet’in altında uzandığı için Kapalıçarşı’nın altına kadar gidiyor. Ancak dükkân sahipleri bu konuda pek konuşkan değiller. Arkadaşlarıyla yeraltına inen bir çırağın hikâyesini buldum. Geri dönen tek kişi oydu ve o günden sonra şoktan çıkamadı. Minyatür eğitimi alması için bir okula gönderildiğinde, anlatamadığı için gördüklerini resmetti. Gördüğü şeyler okuyucuları şaşırtacak.
Her gün yanından geçtiğimiz binaların hangilerinde bu efsanelerin izlerini görebiliriz?
İstiklal’deki Palais de Hollande, Soho House, Pera Palas, Yerebatan Sarnıcı, Feriye Sarayı. Yeraltının küçük bir kısmı artık İstiklal’deki Rumeli Han üzerinden erişilebilir durumda veya Fatih’teki Palatium restoranın cam tabanının altında görülebiliyor. Maalesef yeraltındaki Magnaura Sarayı’na erişimi kapattılar.
Konsolosluğun arka bahçesinde bir prensin öpücüğünü bekler gibi zarif bir şekilde yatağına uzanmış Beyaz Gülü gösteren taş kabartma bulunur.
Bu hikâyelerden sizi en çok şaşırtan hangisi oldu?
Yerebatan Sarnıcı’nda bulunan lahit hikâyesi. İtalyan bir tarikatın Fatih Sultan Mehmet döneminden bu yana bu lahiti araştırmak istediği söyleniyor. 1876’da Sultan Abdülhamid dönemine kadar inceleme izni alamamışlar. Sonunda bir lahit bulunmuş. Hatta fotoğrafı çekilip Resimli Gazete’de yayımlanmış. Ancak her nasılsa derginin tüm kopyaları, her şey kaybolmuş.
Titia Ex tarafından tasarlanmış ışık oyunlarından oluşan gölge ile havada süzülüyormuş izlenimi veriyor.
BEYAZ GÜL'ÜN SIRRI
Kitabın yazılmasına vesile olan Hollanda Konsolosluğu’ndaki Beyaz Gül’ün hikâyesi nasıl başlıyor?
Beyaz Gül, eski büyükelçimiz Cornelis Calkoen’in sevgilisiydi. Büyükelçi Hollanda’ya geri çağrıldığında, farklı bir sosyal statüden olduğu için onu yanında götüremedi. Ailesi bu ilişkiyi onaylamazdı. Ancak görünen o ki Calkoen onu unutamamış. Her zaman İstanbul’a dönmeye çalışmış ama önce Polonya’da 20 yıl görev yapmak zorunda kalmış. Bu süre zarfında Beyaz Gül, ondan bir haber almak için her gün kapıya gelmiş. Calkoen tam şehre dönmek üzere gemiye binecekken hayatını kaybetmiş. Kimse Beyaz Gül’e bunu söylemeye cesaret edememiş. O da unutulduğunu sanarak kırık bir kalple ölmüş. O zamandan beri Palais de Hollande’da onun hayaletinin dolaştığı söylenir. Özellikle yeni gelen başkonsolosları, kayıp sevgilisinin dönüp dönmediğini kontrol etmek için ziyaret edermiş. Ben konsoloslukta çalışmadığım için bizzat şahit olmadım ama eski çalışanlarla konuştuğumda bana yeni paspaslanmış zeminlerde küçük ıslak ayak izlerinden, kimsenin olmadığı odalarda akan musluklardan ve kendiliğinden açılan pencerelerden bahsettiler. Eski bir başkonsolosun eşi yıllar önce yayımlanan bir röportajında, merdivenlerde ayağı takıldığında düşmesini engelleyen bir elin dirseğinden desteklediğini hissettiğini söylemişti. Ayrıca bazı eski başkonsoloslar, gece yataklarının başında duran Beyaz Gül tarafından uyandırıldıklarını anlattılar. Hollandalılar mutlaka farklı açıklamalar olması gerektiğini düşünüyorlar. Ben de şüpheciyim ama yine de garip şeyler oluyor. Hikâye konsolosluk dışarısında pek bilinmiyor. Beyaz Gül dost canlısı göründüğü için kabul görmüş durumda. Konsolosluk binasında bazı sanat enstalasyonlarıyla onurlandırılıyor. Görünüşe göre Hollandalıların zihnini meşgul etmeye devam ediyor.
YATAKHANEDEKİ SARI ELBİSELİ KIZ
Heybeliada’ya vapurla yaklaşırken iskelenin sol tarafında beyaz renkli bir bina göze çarpar. Burası Deniz Harp Okulu’dur. Sahildeki okul binalarına ek olarak Rum Ortodoks mezarlığının bulunduğu tepenin yukarısına derslikler ve yatakhaneler eklenir. Bazı öğrencilerle okuldaki çalışanlar gece vakti sarı elbiseli küçük bir kız silüeti gördüklerini iddia eder.
PENCEREDEKİ PEMBE ELBİSELİ KADIN
Özgün hâliyle günümüze kadar ulaşan Sadullah Paşa Yalısı’nın sahibi Sadullah Paşa yıllar boyunca ülkesinden uzak kalır. Boğaziçi’ndeki güzel yalısına dönmesi yasaktır. Yıllardır göremediği eşini bekleyen Necibe Hanım ölüm haberini alınca inanmaz. O günden sonra hep kocasının çok sevdiği pembe elbisesiyle Boğaziçi’ne bakan yalının penceresinde durup ondan bir işaret bekler. Ölümünden sonra bile pembe elbiseli kadın efsanesi yaşamaya devam eder.
patronlardunyasi.co















