Mart ve Nisan aylarını kapsayan kritik beyan dönemi başlarken, mükelleflerin en çok merak ettiği konuların başında gelen "uyumlu mükellef indirimi"ndeki güncel limitler ve uygulama detayları netleşti. Dünya Gazetesi'nden Osman Arıoğlu da konuyu bugünkü köşe yazısına taşıdı:
Vergi takvimi açısından yılın en yoğun dönemlerinden birine giriyoruz. Yeni bir süre uzatımı yapılmadığı takdirde, 2025 yılına ilişkin yıllık gelir vergisi beyannamelerinin verilmesi ve tahakkuk eden vergilerin ödenmesi için son gün 31 Mart’tır. Kurumlar vergisi mükellefleri açısından ise, hesap dönemi takvim yılı olanlar için beyan süresi 30 Nisan’da sona ermektedir.
Beyan sürelerine ilişkin mevcut düzenleme, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın 2019 yılında yayımladığı Vergi Usul Kanunu 115/2019-5 sayılı sirküleri ile belirlenmiştir. Beyan sürelerinin ayın son gününe kadar uzatılmış olması, günümüz koşulları dikkate alındığında isabetli bir uygulamadır. Zira elektronik beyanname sistemi oldukça gelişmiş, beyannamenin verilmesiyle birlikte tahakkuk işlemleri anında gerçekleşmekte ve ödeme yapılabilecek bankalar sistem üzerinden hızlıca görülebilmektedir. Bu nedenle beyan ve ödeme süreleri arasında zaman farkı bırakılmaması doğrudur.
DÜZENLİ ÖDEYENLERE İNDİRİM
Vergiye uyumlu mükelleflere yönelik indirim uygulaması, 6824 sayılı Kanun ile vergi sistemimize dahil edilmiştir. Uygulama; ticari, zirai veya mesleki kazanç nedeniyle gelir vergisi mükellefi olanlar ile kurumlar vergisi mükelleflerini kapsamaktadır. Ancak finans ve bankacılık sektöründe faaliyet gösterenler, sigorta ve reasürans şirketleri ile emeklilik şirketleri ve fonlar bu kapsamın dışındadır.
İndirim oranı, yıllık beyannamede hesaplanan verginin %5’i olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte, indirim tutarı için bir üst sınır öngörülmüş olup, 2025 yılı beyannamelerinde uygulanacak bu tutar 12 milyon TL’dir.
UYGULAMA ŞARTLARI
İndirimden yararlanabilmek için bazı koşulların birlikte sağlanması gerekmektedir:
●İndirimin hesaplanacağı yıl ile önceki iki yıla ait KDV, muhtasar ve prim hizmet, geçici vergi ve ÖTV beyannamelerinin süresinde verilmiş olması,
●Kanuni süresinde verilen beyannamelerin düzeltme veya pişmanlıkla yenilenmesi bu şartı ihlal etmiyor,
●Beyannameler üzerine tahakkuk eden vergilerin süresinde ödenmiş olması,
●1.000 TL’yi aşan vadesi geçmiş vergi borcunun bulunmaması,
●Son iki yıl içinde kesinleşmiş tarhiyat bulunmaması; şayet varsa bu tutarın ilgili yıl için belirlenen üst sınırın %1’ini aşmaması,
●Son beş yıl içinde vergi kaçakçılığına ilişkin fiillerin işlenmemiş olması.
UYGULAMANIN İŞLEYİŞİ
İndirim uygulaması, yıllık beyanname üzerinde otomatik olarak hesaplanmakta olup, mükelleflerin ayrıca bir başvuru yapmasına gerek bulunmamaktadır. Hesaplanan indirim tutarı, ödenecek gelir veya kurumlar vergisinden düşülmektedir.
Ancak uygulamadan yararlanabilmek için son üç yılın uyumlu geçirilmiş olması gerektiğinden, yeni kurulan işletmelerin bu imkândan hemen yararlanması mümkün değildir. Uygulamada dikkat çeken ilk husus, 1.000 TL olarak belirlenen vadesi geçmiş borç sınırının yıllar itibarıyla güncellenmemiş olmasıdır. Bu tutarın oldukça düşük kalması, küçük tutarlı ve unutulmuş borçlar nedeniyle mükelleflerin indirimden yararlanamaması riskini doğurmaktadır. Beyan sırasında mükellefi uyararak bu borcun ödenmesine imkân olması bu durumu bir derece çözebiliyor.
Diğer konusu ise, kesinleşmiş tarhiyatlara ilişkin yüzde 1’lik sınırın hangi tutar üzerinden değerlendirileceğidir. Mevcut uygulamada genel kabul, tarhiyatın ait olduğu yılın değil, indirimin uygulanacağı yılın esas alınması yönündedir. Örneğin, 2018 yılına ilişkin bir tarhiyatın 2026 yılında kesinleştiği durumda, bu kesinleşme 2025 yılı beyannamesinin verilme süresinden önce gerçekleşmişse, kıyaslama 2025 yılı için geçerli olan 12 milyon TL’lik üst sınır üzerinden yapılacaktır. Bu yaklaşım, özellikle yüksek enflasyon dönemlerinde mükellef lehine görünse de, yüzde 1 gibi düşük bir oranın esas alınması özellikle yoruma açık ve ihtilaflı konularda yapılan tarhiyatların kesinleşmesi, mükelleflerin üç yıl boyunca indirimden yararlanamaması sonucunu doğurabilmektedir.
Bu nedenle, söz konusu oranın yüzde 10 seviyesine yükseltilmesi daha makul bir çözüm olabilir. Ayrıca indirimin etkisinin yalnızca cari yıl ile sınırlı tutulması veya en fazla bir yıl ile sınırlandırılması yönünde bir düzenleme yapılması da uygulamayı daha adil hale getirecektir.
patronlardunyasi.com