Toygun ATİLLA
BEYİN FIRTINASI YAZISI
Tüm bu gelişmelerden sonra bence yeni sorular sormamızın zamanı geldi. Bu sadece hukuki bir gelişme mi? Yoksa sermaye-hukuk hattında yeni bir denge mi kuruluyor?
Bu soruları kendi aramızda tartışmadan önce şunu baştan söyleyeyim. Bu asla bir ahkam kesme yazısı değil. Bu haddimize değil. İkincisi asla, "ben söylemiştim" yazısı değil.
Bu yazı, tüm bu süreci entelektüel olarak inceleyip bir beyin fırtınası yapma dileği.
Hatta siz sevgili okurlar, yorumlarınızla bana katkıda bulunur hatta mail atarak fikirlerinizi paylaşırsanız ben de bundan faydalanırım.
LONDRA'DAN YAPILAN AÇIKLAMA
Şimdi gelelim dünkü gelişme ve geçtiğimiz aylarda yaptığım analizle birlikte tüm süreci tekrar okuyalım.
Geçmişte Ciner Grubunun yaptığı açıklamanın satır arası şuydu: "Benim referansım yerel tartışma değil, uluslararası regülasyon"
Hakkında yakalama kararı çıkartılarak, şirketlerine el koyulduğu gün Turgay Ciner'in Londra'dan yaptığı açıklama, dosyayı bence uluslararası yatırım zeminine taşımaktı. Aslında bilinçli bir mesajdı.
Tüm olup biten aslında bir iş insanının, iç kamuoyuna değil, fon yöneticilerine, tahvil piyasalarına, global yatırım bankalarına hitap etmesiydi.
YAKALAMA KARARI KALDIRILDI
Geçen hafta Ciner şirketlerinden kayyumun kaldırılması dün de Turgay Ciner hakkında yakalama kararının kaldırılması bence Ciner'in o gün kurduğu stratejinin de karşılıksız kalmadığının bir göstergesi olarak okunabilir.
Sistem, en sert enstrüman kararı olan yakalama kararını geri çekerek tansiyonu düşürdü.
YABANCI YATIRIMCININ BORSA İSTANBUL'A DÖNÜŞÜ TESADÜF MÜ?
Şimdi bir başka şeye dikkatinizi çekmek istiyorum. O da Borsa İstanbul'a tekrar geri dönüş yapan yabancı yatırımcılara...
Elbette ki yabancı yatırımcı için tek argüman ülkedeki siyasal ortam değildir. Reel getiri fırsatları, yüksek faiz ortamı, makro istikrar sinyalleri, CDS gerilemesi gibi faktörler de yabancı yatırımcının ilgi alanındadır.
Ancak,
Bence büyük sermaye grupları ile ilgili sermaye dosyalarında tansiyonun düşmesi "Hukuki öngörülebilirlik" algısını etkiler ki bu da yabancı yatırımcı için elbette çok kritiktir.
Öngörülebilirlik, sert bir sistemin bile kilitlenmediğini, yükselen tansiyonların krize dönüşmediğini görmek açısından yabancı yatırımcı için anlamlıdır.
BU BİR SİSTEM ANALİZİ
Bir hatırlatma yaparak yazıma devam etmek istiyorum.
Öncelikle biliniz ki, bu bir kişi ya da şirket analizi değil. Bu fakirin sadece olan biteni gözlemleyerek yaptığı bir sistem okuması.
Son yıllarda Türkiye'de büyük sermaye grupları ile hukuk hattında sert dosyalar gördük. Her dosya da yatırımcı açısından ayrıca bir stres testi oldu.
Yanıtlarını bilmediğim bir dehlizde yorumlamaya çalıştığım bir tablo bu. Dedim ya sadece zihinsel bir beyin fırtınasına okuru davet ediyorum.
TÜRKİYE'DE YENİ BİR YUMUŞAMA DÖNEMİ Mİ BAŞLIYOR?
Peki tüm bu olup bitenler bir güven restorasyonu mu?
Yabancı alımı artarken, risk primi gerilerken ve yüksek faiz ortamı devam ederken... Hukuki tansiyonun düşmesi tüm tabloya nasıl bir katkı sağlıyor?
Yoksa sadece küresel likiditenin ve faiz avantajının yarattığı geçici bir akım mı yaşıyoruz?
Tüm bunların henüz bende bir yanıtı yok...
Londra'dan verilen mesajın Ankara'dan yanıt bulduğunu ise yakalama kararının kaldırılması ve kayyumun kaldırılması ile gördük. Tüm bunların geliştiği bir ortamda yabancı yatırımcının Borsa İstanbul'da alıma geçmesi kim bilir belki de sadece tesadüf belki de Türkiye'de yeni yumuşama döneminin habercisidir.
İzleyerek ve yaşayarak göreceğiz.
patronlardunyasi.com
İLGİLİ HABER