Gündem


CHP’nin Meclis soruşturma komisyonu üyeleri, tapeleri imha kararından vazgeçilmesi için TBMM Başkanlığı ve Soruşturma Komisyonu Başkanlığı’na başvurdu.

Başvurularında, imha kararının TCK’ya göre 7.5 yıla kadar hapis cezası gerektiren delilleri karartma-yok etme suçunu oluşturduğuna dikkat çeken CHP’liler, komisyonun aksine bu tapelerin delil olarak kullanılabileceğine ilişkin yeni tarihli Yargıtay Ceza Genel Kurul kararlarına dikkat çekti. Bu başvuruda imzası bulunan CHP’li üyelerden Erdal Aksünger, tartışmayla ilgili Taraf’ın sorularını şöyle yanıtladı:

“Yargıtay’ın kararları ortada ve bu bakanlarla ilgili fezlekede de yer alıyor. O kararlara göre çok açık bu tapeler suç delilidir ve ortadan kaldırılamaz. Ayrıca, şimdi ‘yasadışı delil-imha edelim’ denilen tapeler daha önce hem Meclis Başkanlığı’na hem Komisyon’a, dahası Adalet Bakanlığı’na ve iade sonrası 17-25 Aralık’tan sonra değiştirilen İstanbul Başsavcılığı’na gitti. Bu makamların hepsi fezlekedeki şekil şartlarını incelediler, her şeyi gördüler. Peki onlar niye bu deliller yasadışı imha edelim diye karar vermediler. Eğer komisyon itirazlarımıza rağmen, bu tapeleri imha ederse, o zaman saydığımız diğer makamlar hakkında-hatta kendi komisyonumuz hakkında da- suç duyurusunda bulunmamız gerekecek. Çünkü TCK’da ‘suçu bildirmemek’ de ayrı bir suçtur.”

MECLİS’TEN GİZLENDİ

Bu arada, komisyonun tanıklıktan çekinme hakkına sahip oldukları için bakanların yakınlarıyla yaptıkları görüşme kayıtlarının imhasına ilişkin kararının, Yargıtay Ceza Genel Kurulu (YCGK) kararlarına da aykırı olduğu gündeme geldi. Ve YCGK’nın biri amca-yeğen, diğeri kardeşler arasında geçen konuşmaları delil kabul ettiği her iki kararının da dört eski bakanla ilgili fezlekenin üst yazısında yer aldığı, fakat bunun Meclis’ten de gizlenmeye çalışıldığı belirlendi.

ŞOKE EDEN AYRINTI

AKP’lileri şoke edecek olan ayrıntı ise Yargıtay’ın söz konusu kararındaki gerekçeden çıktı. Buna göre; Yargıtay’ın bu kararı rüşvet ve yolsuzluk soruşturmalarının en ünlü şüphelilerinden olan Halkbank eski Genel Müdürü Süleyman Aslan’ın avukatı Prof. Dr. Ersan Şen’in görüşüne dayandırılmış. İşte, Yargıtay’ın komisyonu da bağlaması gereken o önemli karardaki ilgili bölümler: 

“Öğretide aksine görüşler bulunmakla birlikte, CMK’nın 135/2. maddesi hükmünün birlikte suç işleme şüphesi altında bulunan kişileri kapsamayacağı, tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişinin suça katıldığı daha önceden başka delillerle belirlenmiş ise artık bu noktada CMK’nın 135/2. maddesi kapsamına giren bir dinleme ve kayıt yasağından söz edilemeyeceği, çünkü konuşması kayıt altına alınan kişinin, tanıklıktan çekinme hakkına sahip kişi sıfatını o kayıttan önce kaybettiği kabul edilmektedir. (Ersan Şen, Türk Hukukunda Telefon Dinleme-Gizli Soruşturmacı-X Muhbiri, s.162-163, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2011) Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık konusu ele alındığında; Sanıklar arasında yapılan ve mahkeme kararıyla dinlenilmesi ve kayda alınmasına karar verilen telefon konuşmaları, bu kişilerin suça katıldıklarının daha önceden başka delillerle belirlenmesi ve bunlar hakkında da mahkeme kararıyla iletişimin tespiti ve kayda alınmasına karar verilmiş olması nedeniyle kanuni delil olarak kullanılabileceğinin kabulü gerekmektedir.”
Adnan Keskin/Taraf