Patronlar


Toygun ATİLLA

SELÇUK BAYRAKTAR'IN 24 SAATİ

Röportajın son bölümünde “Selçuk Bayraktar’ın 24 saati nasıl geçiyor?” diye soruyorum. 

Sabah namazıyla... 

Ardından küçük oğlu Asım Özdemir "Baba, baba" diye seslenerek uyandırıyor. 

Kızı Canan Aybüke, okula gidiyor. 

Oğlu, diğer çalışanların çocuklarının da bulunduğu Baykar kampüsünün kreşinde, zaman zaman babasının ofisinde. Canan anne aynı kampüste. 

"Biz hep beraberiz" diyor. 

Mesai bazen 18 bazen 20 saat sürüyor. Hayatı, "misyonu, işi ve ailesi" ile birlikte geçiyor. 

Çocukluğunda annesini özlediğini söyleyen birinin bugün kendi çocuklarını hayatının merkezine yerleştirmiş olması tesadüf değil... 

Bu bir tercih... 

SÜMEYYA ERDOĞAN: BİRLİKTE MÜCADELE ETMEK DE GÜZEL

Bu noktada eşi Sümeyye Erdoğan Bayraktar ile ilgili anlatı geliyor ve bu anlatı “eş” klişesine düşmüyor... 

Hayat arkadaşından bahsederken gözlerinde sadece aşkı değil aynı zamanda eşine karşı duyduğu saygıyı da gördüm. 

O saygının en derin ifadesi ise, Sümeyye Erdoğan Bayraktar'dan bahsederken “Birlikte mücadele etmek de çok güzel.” tanımlamasıydı. 

Kültür ve Medeniyet Vakfı’nı birlikte kurduklarını söylüyor; eşini “sivil toplum insanı” olarak tarif ediyor; “penceremiz, perspektifimiz çok eşleşiyor” diyor. Aileyle birlikte vakit geçirmek; gezmek, yemek, film izlemek… Ama en çok sevdiği şeylerden biri de “beraber yol yürümek.”

HAYIR DUASIYLA ANILMAK İSTİYOR

Artık bu güzel sohbetin son anlarındayız. 

“Elli yıl sonra, yüz yıl sonra nasıl anılmak istersiniz?” diye soruyorum. 

Selçuk Bayraktar’ın cevabı net: “Hayır duasıyla…” 

Babası Özdemir Bayraktar gibi, Allah’ın verdiği imkânları medeniyet ve insanlık adına kullanmış biri olarak anılmak istiyor. Hayatı bir “imtihan” olarak görüyor. “Emaneti teslim etmek” cümlesiyle kapanıyor sohbetimiz... 

https://www.patronlardunyasi.com/pddergi

patronlardunyasi.com