Gündem


Toygun ATİLLA

Sudi Özkan Kumburgaz’da toprağa verilirken cenazenin ön safında tanıdık bir isim vardı. Cavit Çağlar. Oğlu Mustafa Çağlar’la birlikte eski dostunu son yolculuğuna uğurluyordu.

Aynı günlerde Kumburgaz’dan yaklaşık 8 bin kilometre uzakta, Karayipler’de başka bir veda vardı.

Sint Maarten Başbakanı Dr. Luc Mercelina, hükümeti ve halkı adına Sudi Özkan’ın ailesine başsağlığı mesajı yayımladı. Mesajı okuyunca durdum.

Mercelina’nın hatırladığı Sudi Özkan ile bizim Türkiye’de hatırladığımız Sudi Özkan sanki aynı adam değildi.

Sudi Özkan'ın cenazesinde Cavit Çağlar, oğlu Enis Özkan'ın yanında saf tuttu.

Bizim hafızamızda, Casinolar vardı. 90’lar vardı. Ömer Lütfü Topal vardı. Susurluk vardı. Mehmet Eymür vardı. Vergi dosyaları vardı.

Saint Martin’in hafızasında ise başka bir Sudi Özkan duruyordu.

Bir üniversiteye yardım eden…

Çocukları destekleyen…

Yatırım yapan…

İstihdam yaratan bir iş insanı.

Peki hangisi gerçekti?

İkisi de.

BAŞBAKAN 31 YIL ÖNCESİNİ HATIRLADI

Mercelina’nın açıklamasında özellikle bir tarih dikkatimi çekti. 1995.

Luis Kasırgası Karayipler’i vurmuş, Saint Martin büyük zarar görmüştü.

University of St. Martin da kasırgadan etkilenmişti.

Başbakan, Sudi Özkan’ın ölümünden sonra yayımladığı mesajda Özkan’ın üniversitenin yeniden ayağa kaldırılmasına verdiği desteği özellikle hatırlattı.

Aradan tam 31 yıl geçmişti.

Saint Martin onu unutmamıştı.

Biraz daha geriye gittim.

2011’de dezavantajlı çocuklar yararına düzenlenen Childfest’in kayıtları çıktı karşıma.

Sudi ve Katsiaryna Özkan’ın, aileleri ve dostlarıyla birlikte çocuklar için 50 bin dolarlık bağış taahhüdünde bulunduğu yazıyordu.

2014’e geldim.

Art Saves Lives…

Sanatçıların 100’den fazla genci sanatla buluşturduğu programın sponsorları arasında yine Princess Port de Plaisance vardı.

Teşekkür edilen isimlerden biri yine Sudi Özkan’dı.

Başbakan Mercelina’nın ölümünün ardından sözünü ettiği “topluma katkı” demek ki diplomatik bir nezaket cümlesinden ibaret değildi.

Adanın hafızasında karşılığı vardı.

ADANIN ÜÇÜNCÜ TARAFI

Saint Martin tuhaf bir adadır. Bir tarafı Fransa’ya bağlıdır. Diğer tarafı Hollanda Krallığı içindeki Sint Maarten’dir.

Sudi Özkan’ın adadaki yatırımları büyüdükçe çevresinde bir espri dolaşmaya başlamıştı:

“Adanın bir tarafı Fransızların, bir tarafı Hollandalıların, üçüncü tarafı Sudi’nin.”

Bir de meşhur malikane hikâyesi vardır.

Özkan adada gezerken gördüğü bir malikaneyi çok beğenir.

Yanındakilere: “Burayı satın alalım” der.

Aldığı cevap: “Efendim, orası zaten sizin.”

bazı şehir efsaneleri sahibinin büyüklüğünü anlatır.

Princess Port de Plaisance zamanla yalnızca bir otel ve casino olmaktan çıktı.

Marinasıyla, turizm yatırımlarıyla ve uluslararası organizasyonlarıyla adanın ekonomik hayatının önemli merkezlerinden biri oldu.

Bugün Saint Martin basınının Sudi Özkan’ın ardından kullandığı dile bakınca bunu açıkça görüyorsunuz.

Türkiye’de yıllarca adının önüne konulan sıfat:

“Kumarhaneler Kralı.”

Saint Martin’de ise başka bir kelime öne çıkıyor:

“Yatırımcı.”

İşte beni asıl düşündüren bu fark oldu.

PEKİ TÜRKİYE NEDEN AYNI SUDİ’Yİ HATIRLAMIYOR?

Kolay cevap verebiliriz:

Türkiye vefasız.

Değil.

Mesele o kadar basit değil.

Çünkü Türkiye’nin hafızasında 1990’lar var.

Ve o yıllar hiç de masum değildi.

28 Temmuz 1996.

Türkiye’nin bir başka ünlü casino patronu Ömer Lütfü Topal, İstanbul’da otomobilinin içinde öldürüldü.

Cinayet Türkiye’nin yakın tarihindeki en karanlık dosyalardan birine dönüştü.

O sırada MİT Kontrterör Dairesi’nin başındaki isim Mehmet Eymürdü.

Eymür yıllar sonra anlatacaktı.

Topal cinayetinden sonra Sudi Özkan için de tehlike olduğuna ilişkin bilgi almıştı.

Ortak bir tanıdık üzerinden Özkan’a haber gönderdi:

Türkiye’den çık.

Özkan uyarıyı dikkate aldı.

Bu ayrıntı önemli.

Çünkü yıllar sonra o MİT yöneticisi ile casino patronunun yolları bu kez bambaşka biçimde kesişecekti.

MİT’TEN PRINCESS’A

Mehmet Eymür MİT’ten ayrıldı.

Yıllar geçti.

2005-2006’ya gelindiğinde bu kez Sudi Özkan’ın yanında çalışıyordu.

Princess’ın Türkiye’deki işlerinin yönetiminde görev aldı.

Özkan’ın danışmanı oldu.

Dün devlet adına kendisini uyaran adam, yıllar sonra onun şirketinde çalışıyordu.

Bunu gizlemiyorlardı.

Eymür’e Sudi Özkan’la çalışması sorulduğunda verdiği cevap dikkat çekiciydi.

Özkan’ın kirli bir geçmişi olmadığını söylüyor ve bunu MİT’te görev yaptığı dönemden bildiğini belirtiyordu.

Sudi Özkan da Eymür’ü saklamıyordu.

Aksine:

“Danışmanımdır. Benim için çok değerlidir” diyordu.

Daha sonra Eymür için kullandığı kelime ise çok daha sadeydi:

“Dostumdur.”

2024’te Mehmet Eymür öldüğünde cenazesine gönderilen çelenklerden birinin üzerinde Sudi Özkan’ın adı vardı.

28 yıl önce:

MİT yöneticisi ile casino patronu.

Sonra

Patron ile danışman.

En sonunda:

İki dost.

Türkiye’nin Sudi Özkan hikâyesi biraz da böyle bir hikâyedir.

SONRA SUSURLUK GELDİ

Topal cinayetinden üç ay sonra Türkiye tarihini değiştiren o Mercedes Susurluk’ta bir kamyona çarptı.

Devlet, siyaset, mafya ve güvenlik bürokrasisi arasındaki ilişkiler ortaya saçıldı.

Ve Sudi Özkan’ın adı yine hikâyenin yakınından geçti.

Kazadan hemen önce Abdullah Çatlı, Hüseyin Kocadağ ve Sedat Bucak’ın Özkan’a ait İzmir Princess Otel’de kaldıkları dönemin basınına yansıdı.

Aynı otelde dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın da bulunduğu haberleştirildi.

Burada çizgiyi doğru çekmek gerekir.

Bu kayıtlar Sudi Özkan’ı Susurluk yapılanmasının parçası yapmaz.

Böyle bir hüküm kurmak gazetecilik olmaz.

Ama o günlerin Türkiye’sini anlatırken Princess Otel’in adını tarihten silmek de gazetecilik olmaz.

Çünkü 90’ların Türkiye’sinde casino yalnız casino değildi.

Para vardı.

Siyaset vardı.

Devlet vardı.

Yeraltı dünyası vardı.

Ve hepsinin yolları zaman zaman aynı otellerden geçiyordu.

CAVİT ÇAĞLAR NEDEN ÖNEMLİ?

İşte bu nedenle Kumburgaz’daki cenazenin ön safındaki Cavit Çağlar fotoğrafına tekrar baktım.

Bugün onu yalnızca “iş insanı Cavit Çağlar” diye yazarsanız fotoğrafın yarısını kesmiş olursunuz.

Çünkü Sudi Özkan’ın casinolarının Türkiye’de zirvede olduğu yıllarda Cavit Çağlar yalnızca iş insanı değildi.

Devlet Bakanlığı yapmış, 1990’ların Ankara’sının en güçlü siyasi ve ekonomik aktörlerinden biriydi.

Fakat arşiv bize başka bir şey daha söylüyor.

Bu ilişki yalnızca o döneme ait değil.

Belarus.

Sudi Özkan 79’uncu yaşını kutluyor.

İstanbul’dan küçük bir dost grubu Minsk’e gidiyor.

Levent Kızıl.

Rıfat Elhadef.

Hüseyin Özdilek.

Ve:

Cavit Çağlar.

Sudi Özkan’ın ilk eşi ve çocuklarının annesi Sitare Özkan Bilginer hayatını kaybediyor.

Cenaze Kamiloba’da.

Cavit Çağlar yine orada.

Bu kez tabutta Sudi Özkan var.

Cavit Çağlar yine orada.

Yanında oğlu Mustafa.

Bazı dostlukları anlatmak için yüzlerce sayfa arşive gerek yok.

Üç fotoğraf yeter.

Doğum gününde yanında.

Eşinin cenazesinde yanında.

Kendi cenazesinde tabutunun önünde.

TÜRKİYE’DEKİ ÜÇÜNCÜ SUDİ

Fakat tam burada başka bir haksızlık yapmayalım.

Çünkü Türkiye’nin hafızasında kaybolmuş üçüncü bir Sudi Özkan daha var.

Hayırsever Sudi Özkan.

1992’de Bodrum Mumcular’da yarım kalan okul inşaatını üstlendi.

Projeyi büyüttü.

Okula eşi Sitare Özkan’ın adı verildi.

Okul 1993’te açıldı.

Bugün hâlâ öğrenciler o kapıdan giriyor:

Mumcular Sitare Özkan Çok Programlı Anadolu Lisesi.

Büyükçekmece’de kendi adını taşıyan Sudi Özkan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi var.

2000’den beri eğitim veriyor.

Ve daha yakın tarih…

Bodrum Güvercinlik.

12 derslikli ilk ve ortaokul.

İki derslikli anaokulu.

İki lojman.

Yine Sudi Özkan yaptırıyor.

Muğla Valiliği açılışta bunun Özkan’ın Muğla’ya kazandırdığı üçüncü okul olduğunu açıklıyor.

Özkan o törende bir hayalinden daha söz ediyor:

Muğla’ya bir su ürünleri üniversitesi kazandırmak.

Ömrü yetmedi.

Demek ki Türkiye’de de yalnız casino masaları bırakmamış.

Okul sıraları da bırakmış.

İKİ ÜLKE NEDEN İKİ AYRI ADAMI HATIRLADI?

Bence Sudi Özkan’ın ölümündeki gerçek hikâye burada.

Saint Martin onu sevgiyle uğurluyor.

Başbakanı çıkıyor.

31 yıl önce üniversiteye yapılan yardımı hatırlıyor.

Çocuklara yapılan bağışları hatırlıyor.

Yatırımlarını hatırlıyor.

Türkiye ise önce “Kumarhaneler Kralı öldü” diyor.

Neden?

Çünkü ülkelerin de insanlar gibi hafızaları vardır.

Ve hafıza yalnız yaptığınız iyiliklerden oluşmaz.

Saint Martin’in Sudi Özkan hafızasında:

Kasırgadan sonra ayağa kaldırılmasına yardım edilen üniversite var.

Çocuklar var.

Marina var.

Yatırım var.

Türkiye’nin Sudi Özkan hafızasında ise:

Casinolar var.

Ömer Lütfü Topal’ın öldürüldüğü 1996 var.

Susurluk var.

Mehmet Eymür var.

Princess Otel var.

Vergi kavgaları var.

Ama Mumcular’daki okul da var

Büyükçekmece’deki öğrenciler de.

Güvercinlik’teki çocuklar da.

Sudi Özkan’ı yalnız bir tarafıyla anlatırsak adamı değil, kendi seçtiğimiz hikâyeyi anlatmış oluruz.

KUMBURGAZ’DAKİ SON BİLANÇO

Meslektaşım Burak Artuner cenazeden sonra Patronlar Dünyası’nda önemli bir ayrıntıya dikkat çekti: Yüzlerce insanın bulunduğu törende neredeyse gazeteci yoktu.

Belki de bu yüzden bu hikâyeyi anlatmak gerekiyor.

Sudi Özkan’ın hayatını rakamlarla yazmak kolay.

Serveti ne kadardı?

Kaç casino kurdu?

Kaç oteli vardı?

Kaç ülkede yatırım yaptı?

Fakat ölümün tuhaf bir muhasebesi var.

O gün rakamlar anlamını kaybediyor.

Başka bir bilanço açılıyor.

Kim geldi?

Kim hatırladı?

Kumburgaz’daki cevap:

Cavit Çağlar gibi eski dostları geldi.

Saint Martin’deki cevap:

Bir ülkenin başbakanı 31 yıl öncesini hatırladı.

Türkiye’deki cevap ise biraz daha karmaşık.

Biz hem okulları hatırlamak zorundayız.

Hem 90’ları.

Hem yaptığı iyilikleri.

Hem adının geçtiği tartışmalı dönemi.

Çünkü insan hayatı ölüm ilanlarında yazıldığı kadar temiz değildir.

Gazete arşivlerinde yazıldığı kadar karanlık da değildir.

Sudi Özkan’ın hikâyesi tam olarak böyle.

Saint Martin onun yaptığı iyilikleri unutmadı.

Türkiye ise onun yaşadığı dönemi unutamadı.

Belki Sudi Özkan’ın gerçek mirası da bu iki cümlenin arasında bir yerde duruyor.

Kumburgaz’da toprağın altında değil.

Saint Martin’deki bir üniversitede…

Bodrum’daki bir okul sırasında…

Cavit Çağlar’ın cenazedeki sessizliğinde…

Ve Mehmet Eymür’ün yıllar önce gönderdiği o uyarıda:

“Türkiye’den çık.”

Aynı adam.

İki ülke.

İki ayrı hafıza.

İki Sudi Özkan.

patronlardunyasi.com