Patronlar


Avrupa’nın en büyük havayolu şirketi Ryanair’in CEO’su Michael O’Leary, siyasetçilere ödenen maaşların köklü biçimde artırılması gerektiğini savundu.

Financial Times’a verdiği röportajda O’Leary, başbakanlar ve kabine üyelerinin yılda en az 1 milyon sterlin kazanması gerektiğini belirterek, bunun “siyasetteki temel yetenek sorununu” çözebileceğini ileri sürdü. “Politikacılarımızı çok daha iyi ödüllendirmeliyiz ama bunu söylemek politik intihar” diyen O’Leary, Singapur’un kamu yöneticilerine yüksek maaş ödemesini “çok ilginç” bir uygulama olarak nitelendirdi.

O’Leary’nin bu çıkışı, kendisinin de uzun vadeli ücret paketi kapsamında yaklaşık 100 milyon euro kazanma ihtimali bulunurken geldi. Ryanair’i 30 yılı aşkın süredir yöneten O’Leary, şirketi Avrupa’nın en büyük ve en kârlı havayollarından biri hâline getirdi. Kışkırtıcı açıklamaları ve polemik yaratan çıkışlarının da bu başarının bir parçası olduğunu savunan O’Leary, “Reklama neredeyse hiç para harcamıyorum. Bedava tanıtım yaratıyorum” dedi. Ryanair geçen yıl satış ve pazarlamaya 4 milyon euro harcarken, easyJet’in 24 milyon, Air France-KLM’in ise 45 milyon euro harcadığına dikkat çekti.

İNGİLİZ SİYASETİNE YÖNELİK SERT AÇIKLAMALARI OLMUŞTU 

Siyasetçilere yönelik sert diliyle bilinen O’Leary, geçmişte Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen için “Ursula Von-Delayed Again” ifadesini kullanmış, Boris Johnson için “Gerçek gelip ısırsa tanımaz” demişti. Nigel Farage’ın “hapiste olması gerektiğini”, Rishi Sunak’ın ise “makul derecede yetkin” olsa da Muhafazakârları kimsenin kurtaramayacağını söylemişti.

O’Leary, bir ülkeyi nasıl yöneteceğine dair görüşlerini de açık sözlülükle dile getirdi:

“Ryanair gibi yönetirdim. Sosyal yardımları ciddi biçimde keserdim. Git ve iş bul. Çalışamayacak durumda olanlar var mı? Evet, ama onların yardımlarını da keserdim.”

Bu yaklaşımın Ryanair’de işe yaradığını savunan O’Leary, şirketin verimlilik odaklı politikalarının maliyetleri düşürdüğünü vurguladı. El bagajı ve check-in bagajlarına getirilen ücretlerin yolcu davranışlarını değiştirdiğini belirten O’Leary, bagaj veren yolcu oranının yüzde 80’den yüzde 20’ye düştüğünü, bunun da uçakların 25 dakikada yeniden havalanmasını sağladığını söyledi. “Herkesin çantasını kaldırabilsem çok daha iyi bir havayolum olurdu” dedi.

KARBONSUZLAŞMA TAKINTISI 

Kendisini “karbonsuzlaşma takıntılı” olarak tanımlasa da bunun çevreci kaygılardan değil, yakıt maliyetlerini düşürme isteğinden kaynaklandığını belirten O’Leary, “Bunu içimdeki muhasebeci için yapıyorum” ifadelerini kullandı.

Müşterilere yaklaşımı konusunda da tavizsiz bir dil kullanan O’Leary, kurallara uymayan yolcuları “sevmediklerini” açıkça söyledi. Bir saldırı nedeniyle seyahat edemeyen bir yolcunun para iadesi talebini reddetmesini de bu politikanın parçası olarak savundu: “Birine iade yaparsak kapılar açılır.”

2028’de imzalaması beklenen sözleşmenin Ryanair’deki son sözleşmesi olacağını söyleyen O’Leary, şirketi beş ila on yıl içinde bırakmayı planlıyor. 2030’a kadar yolcu başına net kârı 12–14 euroya çıkarmayı hedefleyen Ryanair, 2035’te 800 uçaklık filoyla Avrupa ve Kuzey Afrika’ya odaklanmayı sürdürecek. Başkanlık veya danışmanlık gibi bir rolde kalmaya sıcak bakmayan O’Leary, “Kesinlikle hayır,” diyerek bu ihtimali reddetti. Halefinin en zor görevinin “maliyetlere takıntılı disiplini” korumak olacağını söyleyen O’Leary, “Kolay olsaydı herkes yapardı” sözleriyle noktayı koydu.

patronlardunyasi.com