Ryan Coogler’ın yönettiği, 2025’in hit filmi Günahkarlar (Sinners) 98. Akademi Ödülleri‘nden aldığı 16 kategorideki rekor adaylıkla Oscar tarihine adını yazdırdı. İşte artık HBO Max'ten de izlenebilen filmin özellikleri Günahkarlar, ABD gişelerinde 2025’in hasılat listesinde 7’nci, tüm dünya listesinde de 19’uncu sırada. Yani seyircinin bağrına bastığı bir film olduğu kesin. Aslında filmin yapısı 1996’daki Rodriguez-Tarantino ortaklığı ürünü olan Gün Batımından Şafağa’ya (From Dusk Till Dawn) benziyor. Dramatik bir hikaye anlatacak gibi yaparken gerilim giderek tırmanıyor ve bir noktadan sonra iki suçlu kardeş ve arkadaşları kısıtlı bir mekanda vampirlerle karşı karşıya kalıyorlar. İki filmin kahramanları da kusurlu ve suçlu insanlar. Ayrıca filmdeki ikiz kardeşlerin ikisini de canlandıran Michael B. Jordan son yılların en sevilen siyah oyuncularından biri (Günahkarlar’ı bizim sinemalarda sadece 36 bin 62 kişi izledi ve film 2025 hasılat listesinde 96. sırada kaldı).
AKADEMİ’NİN DEMOGRAFİSİ
2014 yılında yapılan bir anket, Akademi üyelerinin yaş ortalamasının 63, yüzde 76’sının erkek ve yüzde 94’ünün beyaz olduğunu ortaya koymuştu. Zamanla bu profili yeniden şekillendirmek için dünyanın her yerinden daha genç birçok sinemacı üye aldılar. Şu an üyelerin en az yüzde 35’inin kadın ve en az yüzde 25’inin de etnik azınlıklardan oluştuğu söyleniyor.
Siyah yönetmen ve siyah bir yapım ekibinin ağırlıklı olduğu ve siyah kültürün çok öne çıktığı film Oscar kategorilerinde tek başına en fazla siyah aday çıkartan film oldu. 16 kategoride 10 tane siyah sanatçı adayı var filmin.
ZAMANIN RUHU
Akademi ırksal çeşitlilik meselesi dışında filmin politik duruşunu da takdir etmiş denilebilir. Filmin farklı kültürel motifleri bir araya getiren o çok konuşulan sahnesinin müzik üzerinden kurduğu kapsayıcı mozaiğin sinema salonlarında yaşattığı etki çok güçlüydü. Tehdidi yaratan ilk vampirlerin beyaz olması ve siyah topluluğa yanaşmak için onların kültürlerini taklit ve sömürü unsuru yapması da dikkat çekici bir detay. Irk ve kültür arasındaki karmaşık etkileşimi metaforik bir şekilde kan emen yabancı güçler üzerinden anlatıyor film. Vampir kavramı zaten asalaklığı ve sömürgeciliği simgeler. Filmde kültür hırsızlığı da yapan bu güce karşı kolektif bir savunma ve karşı duruş gösteriliyor. Lekeli kahramanlar geçmişleriyle yüzleşerek adeta blues müziği eşliğinde bir hayatta kalma mücadelesi veriyorlar. Bu da Savaş Üstüne Savaş’taki (One Battle After Another) kadar sivri olmasa da sol siyaset perspektifinin siyah kısmını tanımlıyor sanki.
patronlardunyasi.com